Sürekli elektronik posta ile gelen zincir mektuplardan sonra bugün normal posta yoluyla “Sevgi İle Her Åžey Mümkün” başıklı zincir bir mektup geldi.

Zarfın üstüne ismimi ve adresimi yazarak 25 Haziran’da ÅžiÅŸli‘den göndermiÅŸler. Mektup ise daha önceden yazılmış bir mektubun fotokopisi.

İçerik olarak alıştığımız şekilde; bu mektubu 95 saat içinde elimden çıkarmam gerektiği, bunun bir şaka olmadığı, zinciri bozmayanların isimleri ve kazandıkları paralar, kaç kopya göndermem gerektiği, zinciri bozanların başına gelen kötü olaylar ve para göndermemem gerektiği anlatılıyor.

SEVGİ İLE HERŞEY MÜMKÜN

Bu kağıt size ÅŸans getirmek için yollanmıştır. Orjinali NewEnglandadır. Dünyayı 9 kez dolaÅŸmıştır. Åžimdi gene size yollanmış bulunuyor. Mektubu aldıktan sonra 4 gün içinde yollanması ÅŸartı ile ÅŸansın yüzünüze güldüğünü göreceksiniz. Bu bir ÅŸaka deÄŸildir. Onu postadan alacaksınız. Åžansa ihtiyacı olduÄŸuna inandığınız kiÅŸilere bu mektubun kopyasını yollayacaksınız. Kaderin fiyatı olmadığı için kesinlikle para göndermeyiniz, bu mektubu kendinize saklayınız. Aldıktan 95 saat sonra elinizden çıkması gerekir. (…)

Bu giriÅŸ paragrafından sonra kimlerin neler kazandığını ve neler kaybettiÄŸini anlatıyor, 2 tane Türk’ün ismi geçiyor;

Muhasebeci olan Şahin Sarı 20 kopyayı postaladıktan sonra aldığı bilete 1.000.000.000 piyango kazandı. Emine Erenler adındaki temizlikçi kadın çöpte bulduğu mektuba inandı. Piyangolardan üst üste 30.000.000 TL kazandı.

Internette araÅŸtırınca gördüm ki mektupda adı geçen muhasabeci Åžahin Sarı gerçek biri. Åžahin Sarı, Milli Piyango‘nun tarihinde ilk kez, yılbaşı çekiliÅŸinde, 1 milyarlık ikramiye verdiÄŸi 1986 yılında, bu ikramiyeyi tek başına kazanmış.

Gerçek bir olayın mektupda geçiyor olması da mektuba olan inandırıcılığı arttırmak için olsa gerek.

Farklı yerlere, farklı şekillerde adres verdiğimden bu mektubu gönderenin adresimi nereden aldığını tahmin ediyorum.

Sonuç olarak bu zincir mektuba birisi inanmış ve en az 15 TL’sini bu mektupları göndermek için harcamış. Burada tek bir kazan var, o da PTT.

Acaba bu iÅŸte PTT’nin bir parmağı olabilir mi? Neden olmasın?

Mektup, zinciri bozan bir kişinin 9 gün sonra öldüğünden bahsederek bitirilmiş.

Ben de zinciri bozuyorum

1-2-3 Aralık 2008 tarihlerinde yapılan 325′inci Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sınavı‘nın sonuçları 10 Aralık 2008 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın web sitesinde yayımlandı.

47000 yükümlünün girdiÄŸi sınav sonrasında, kuvvetlere göre bakıldığında en çok askeri %60.4‘lük oran ile Kara Kuvvetleri almış;

325 KDY - Kuvvetlere Göre Dağılım

Sınıflara göre dağılıma bakıldığında ise sınava girenlerin yarısının piyade olarak sınıflandırıldığı görülüyor.

325 KDY - Sınıflara Göre Dağılımı

Statüye göre bakıldığında ise yedek subay olanların sadece %4‘lük bir kısım olduÄŸu görülüyor, geri kalan kısım ise er statüsünde kısa dönem olarak askerliÄŸini yaptı.

Statü Dağılımı

Aşağı yukarı her celp döneminde benzer şekilde dağıtımlar gerçekleştiriliyordur, önümüzdeki dönemlerde vatani görevini yapacak arkadaşlar bunlara bakarak kendileri için bir çıkarım da bulunabilirler.

Askerde nizam ve şekilcilik her şeyden önemlidir. Bu yüzden de bir askerin yatak ve dolap düzeni, onun namusudur.

Heleki bir de “denetleme” zamanına denk gelirseniz bunlar çok daha fazla önem kazanır.

Dolap düzenini yapmak zor değildir,  neyi nereye ve nasıl koymak gerektiği dolap kapağına yapıştırılmış olan şekilde anlatılmıştır. Dolaba karşıdan bakıldığında aynen şekilde belirtildiği gibi gözükmelidir ama arka taraflara isterseniz ceset koyun, önemli olan önden görünüşüdür. Ama dolap ve yatak düzeniniz uygun olmazsa çarşınız kitlenebilir, yani hafta sonu çarşıya çıkamazsınız.

155 günlük askerliğim boyunca sadece 30 gün bana ait dolabım oldu !

Genelkurmay Başkanı Nisan 2009 sonunda yaptığı açıklamada şöyle diyor;

“2008 yılında ihtiyaçlarımızın ancak yüzde 65,49‘u karşılanabildi. Mevcutlarım düşüyor. Bu, görevlerin yürütülmesinde zorluklar yaratıyor. 2009′da bunun yüzde 64′e düşmesini tahmin ediyoruz, önümüzdeki yıl 62′ye düşüyor, 2011′de 60 civarına düşecek.”

Acemi birliğimizde 120 kişilik koğuşlarda 180 kişi yattık, usta birliğinde de dolabım olmadı. Yani benim askerlik yaptığım yerin, daha fazla askere tahammülü yok. Eğer TSK daha fazla yükümlüyü askere alacaksa, ya fiziksel imkanları bir an önce düzeltmeli ya da nereye ne kadar asker verileceğinin planlamasını çok daha iyi yapmalı.

Peki ben dolapsız nasıl yaşadım?

Usta birliğinde bulunduğum 4,5 ay boyunca çantalarda yaşadım. Sabahları eşyalarımı katlayıp, tekrar çantama yerleştirdim. Sonra uzunca bir koridoru çantalarımla yürüyüp, bir kat aşağıya inerek sivil eşya odasına çantalarımı koydum. Her akşam da sivil eşyadan çantalarımı geri alıp, koğuşa geri getirdim.

Dolap düzeni yapmakla uğraşmamış oldum ve bunun stresini yaşamadım, çantalarımı sürekli kilitli tuttum. Dolapları kilitlemek yasak olduğundan, her an birisinin karıştırmasına maruz kalabilir, ancak kilitli çantada böyle bir sorun da ortadan kalkıyor.

DeÄŸerli bir eÅŸyanız mı var? Dolabınızda leÅŸ gibi kokan çoraplarınızın arasına koyun, nitekim daha güvenli…

Sonuç olarak; askerde dolap düzeni önemlidir, eğer düzenleyecek bir dolabınız varsa.

Hem acemi birliÄŸinde, hem de usta birliÄŸimde “Emniyet ve Kaza Önleme Talimatı” bizlere imza karşılığında tebliÄŸ edildi ve bu kağıtları her zaman cebimizde taşımamız emredildi.

Emniyet ve Kaza Önleme Talimatı adından da anlaşılabildiği gibi erbaş ve erlerin emniyetli bir askerlik geçirirmesi ve kazalara sebebiyet vermemesi için hazırlanmış talimatlar silsilesi. Acemi birliğinde verdikleri talimat 69 maddeden oluşurken, usta birliğinde verdikleri ise 160 maddeden oluşuyor. Her birliğin koşullarına göre içerik olarak da farklılık gösterebiliyor.

Örnek bazı talimatlar ise şöyle;

  • Islak elle priz ve elektrik düğmelerine dokunmayacağım. Prizlere tel, çivi, kasatura ucu, harbi vb. cisimler sokmayacağım.
  • KoÄŸuÅŸ harici hiçbir yerde yatmayacağım.
  • Terli terli su içmeyeceÄŸim.
  • Kesici, delici, kült cisim ve malzemelerle ÅŸaka yapmayacağım, oynamayacağım.
  • Hamamda ÅŸaka yapmayacağım, yere sabun düşürmeyeceÄŸim, düşürdüğüm taktirde bir kazaya yol açmaması için derhal alacağım.
  • Hamamda ayak kayması nedeni ile düşüp sakatlanmamak için itinalı yürüyeceÄŸim, koÅŸmayacağım.
  • KoÄŸuÅŸ, tuvalet ve diÄŸer tesislerin kapıları açılırken parmaklarımın sıkışmaması için gerekli dikkati göstereceÄŸim.
  • Yemekhanede çatal ve bıçak kullanırken kendime ve arkadaÅŸlarıma zarar vermemek için dikkatli olacağım.
  • Tuvalette temizlik için tuvalet kağıdı dışında hiçbir ÅŸey kullanmayacağım.
  • Bütün asker arkadaÅŸlarım ile iyi geçinecek, kimse ile kavga etmeyecek, kötü ve fiziksel ÅŸakalar yapmayacağım.

AskerliÄŸim bu talimatlar sayesinde güvenli ve kazasız geçti…

Gnome KutucuklarAskerdeyken Arch Linux‘üme yeterli ilgili gösteremediÄŸim için kendisine karşı mahcuptum. GeçtiÄŸimiz haftasonu pacman -Syu ile genel bir sistem güncellemesi yapmaya karar verdim, ama güncellenecek paketleri görünce gözüm korktu, yaklaşık 1,5 GB yükleme yapması gerekiyordu.

Bende bunun üzerine sadece Firefox‘u güncellemeye çalıştım, tabii güncellenen baÅŸka paketlerle birlikte firefox’u yükledim, ama o da ne?!

Gnome’da normal olarak gözükmesi gereken tüm yazılar (menüler, dosya isimleri, klavyeden yazdıklarım) kutucuk kutucuk çıkmaya baÅŸladı. Durum böyle olunca “belki tüm sistemi güncellersem her ÅŸey düzelir” umuduyla sistemi tamamen güncelledim.

Ama bu sefer de X Pencere Sistemi açılmamaya başladı. Askerdeyken unuttuğum ve internetten tekrar araştırarak hatırladığım belli başlı şeyleri denedikten sonra sonuç alamayınca, işin keyfini yaşamaya başladım.

X Pencere Sistemini, /boot/grub/menu.lst dosyasına “nopat” kernel boot parametresini ekleyerek çalıştırmayı baÅŸardım. Page Attribute Table (PAT) diye adlandırılan, ne olduÄŸunu anlamadığım ÅŸeyin çalışmasını durdurunca Nvidia sürücüleri (nvidia-96xx) doÄŸru dürüst çalışıyormuÅŸ ve X’de açılabiliyormuÅŸ.

Gnome tekrar açıldığında ise yine aynı manzarayla karşılaştım, kabus gibi yine her yerde kutucuklar!

Yine araÅŸtırmaya koyulunca Arch Linux forumlarında, sorunun Pango‘dan kaynaklandığını ve aÅŸağıdaki komut ile sorunun çözüldüğünü öğrendim;

pango-querymodules > ‘/etc/pango/pango.modules’

14 Aralık 2008 – 17 Mayıs 2009 tarihleri arasında vatani görevimi yaptığım için pek fazla web sayfamla ilgilenemedim. Internet’e hem kışla içindeki internet salonundan, hem de çarşıya çıktığımda girebiliyordum, ancak o süre içerisinde de buraya yazı yazmak yerine Facebook‘da arkadaÅŸlarımın neler yaptıklarını takip ediyor ve ailemle görüşüyordum.

Askerde hiç izin kullanmadığım için 155 gün askerlik yaparak 17 Mayıs’da İstanbula döndüm ama resmi olarak askerliÄŸim 30 Mayıs’da sona erdi. Askerlikle ilgili anlatacak çok fazla ÅŸey var, bunların bir kısmı klasik askerlik anısı niteliÄŸinde, bir kısmı ise buradan yazılması pek uygun olmayacak bilgiler içeriyor. Henüz yazıp yazmamaya karar vermedim.

Askerdeyken gün gün neler yaptığımızı, nelerle karşılaÅŸtığımızı, üzerinde “Askerin Not Defteri” yazan not defterime yazdım, bu yüzden unutma gibi bir sorunum da yok…

Şimdi geriye bakınca askerliğin çok çabuk geçtiğini düşünüyorum, hatta öyle bir his ki sanki aylarca evden uzak kalmamışım gibi. Sivil hayata alışmam ise hiç de zor olmadı.

Bugünlerde ise iÅŸ arıyorum, kariyer sitelerinde ve ÅŸirketlerin kendi kariyer sayfalarında öz geçmiÅŸ oluÅŸturup/güncelleyip duruyorum, henüz ses seda yok… AskerliÄŸini yapmış, yeni mezun endüstri mühendisi arayanlara benden bahsedebilirsiniz.

Sayfalar (54):1234» ...Son »

Kategoriler

ArÅŸiv

Anket

Askerliğinizi yaptınız mı?


Sonuçlar

Loading ... Loading ...

Takvim

Temmuz 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031