Sessizliğe Mahkum Bir Blog
kategori: Müzik
23 Haz 2005

Bu akşam BKM’nin Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlediği Nazım Hikmet Oratoryosu‘na gittim. Benim için gerçekten farklı bir deneyim oldu diyebilirim…
Aslında Fazıl Say‘ın ağırlıkta olduğu bir konser olmasını isterdim. Fazıl Say haricinde, Genco Erkal ve Zuhal Olcay‘da sahne aldılar. Bir diğer yakındığım nokta da Zuhal Olcay’ın gösteride çok çok az şarkı söylemesiydi. Hafif serin bir havada, hiç bir şey yapmadan uzun süre oturdu malesef…
Yaklaşık 1,5 saat kadar sürdü, hatta daha bile az, pek fazla böyle konserlere gitmediğim için belki bana garip geldi ama konseri çok kısa buldum.
Fazıl Say’a çocuk solistler, Bilkent Senfoni Orkestrası ve Kültür Bakanlığı Devlet Çok Sesli Korosu eşlik etti.
Şarkı söyleyen ufak kızın o ince ve yumuşak sesi gecede en çok etkilendiğim şey oldu. Hatta bir ara “lay, lay, laaa” şeklinde bir kısım söyledi, aynen korku/gerilim filmlerindeki müzikler gibiydi… Ayrıca Nazım’dan okuduğu şiir de çok korkunç ve etkileyici olduğu için böyle bir hisse kapılmış olabilirim.
Okuduğu şiir; (yavaş, yavaş, anlayarak okuyun daha önceden bilmiyorsanız)
KIZ ÇOCUĞU
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.(1956)
Kaynak: Milli Kütüphane
Gecede dikkatimi çeken ve rahatsız edici olan şeylerde vardı tabiiki.
Örneğin, çevredeki ses kirliliği böylesine sakin bir müziğin içine ediyordu. Yakın çevredeki bir başka açık hava eğlencesinden gelen hareketli parçalar bütün havayı birden bom b.k ediyordu. Buradan şu sonuç çıkıyorki, açık havada klasik müzik konserine gidilmez.
Diğer bir ses kirliliğini ise Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nun kendi büfeleri yaratıyordu, fiş yazma ve kesme sesleri bir ara deli etti…
Sadece piyanoda yavaş bir parça çalınırken hoparlörlerden çıkan “ııızzzzzz” şeklindeki mekanik ses de müziğin içine eden başka bir unsurdu. Herhalde daha kaliteli bir sistem kurulsaydı böyle bir şey yaşanmazdı…
Özetle, ilginç bir akşamdı, iyiydi, hoştu, güzeldi her nekadar organizasyonda hatalar yapmış olsalarda…
2 Yorum Yapıldı;
sinem
10 Eylül 2006, 23:46
keşke böyle bir geceye benim de katılma şansım olabilseydi. Ne olursa olsun NAZIM HİKMET gibi bir şairin şiirlerinin yürekten okunduğu birr gece tek kelimeyle mükemmeldir. ayrıca o şiiri daha önce çok okudum ve her okuyuşumda çok etkilendim
büşra
12 Eylül 2006, 14:15
ben o geceye izmir ve ankara bilkente katıldım süper bi organızasyon benm gittiklerim de güvenç dağüstün ve sertab erenerde vardı gercekten cok güzel bi organızasyon böle organizasyonların hep olmasını isterim ve konsere gidenler lütfen şiirleri anlayarak dinleyin!!!