Sessizliğe Mahkum Bir Blog
‘İz’lenesi Kanal, İz Tv
Türkiyenin ilk ve tek yerli belgesel kanalı İz Tv bugün Digitürk 88. kanalda yayına başladı..
Çoşkun Aral‘ın genel koordinatörlüğündeki kanal yerli belgeseller sunacak.
Nasuh Mahruki ve Savaş Karakaş‘ta ekipte ismi öne çıkanlardan…
Şahsen bu akşam 22.00′da ana yayınına başlayacak kanal için heyecanlanıyorum :)
Sürekli dönen tanıtım yayınında da arka fonda çok şık bir müzik var, en kısa zamanda ne olduğunu, kimin olduğunu öğrenmem lazım…
Kanalın açıklamasını da başarılı yazmışlar insanı etkiliyor, en azından ben etkilendim;
Neden İZ?
“Yeryüzündeki medeniyetlerin izi, insanın uzaydaki izi, sular altındaki tarihin izi, tapınaklardaki törenlerin izi, mağaradaki el izi, topraktaki ayak izi, çamurdaki bot izi, kumdaki lastik izi, tarihi bir belgenin üzerindeki parmak izi, cinayet mahalindeki kan izi, örtüdeki yemek izi, uçağın gökteki izi… Kalplerde eski aşkların izi, belleklerde yaşanmışlıkların ve keşkelerde yaşanmamışlıkların izi, insan üzerinde doğanın ve doğa üzerinde insanın bıraktığı iz, insanoğlunun izi…Belgelerimiz, birikimimiz, bilgimiz, biz ve siz… Gelmiş geçmiş tüm izleri toplamak ve yenilerini oluşturmak için yola çıkıyoruz. Geçmişin izini sürmek, geleceğe iz bırakmak için… İzlenmek için: İZ…
Umarım İz Tv kalıcı olur…
Televizyonda kaliteli program yapanlardan Çoşkun Aral (Haberci), Tayfun Talipoğlu (Bam Teli), Çağatay Şahin (Çağatay Yolda) ve Mithat Bereket (Pusula) taptığım bir kaç kişi…
(Elbet ben de sırtıma çantamı takıp, fotoğraf makinamla Türkiye turu yapıcam, elbet…)
Bu arada,
Kuşum Aydın’a ve onu izleyenlere,
Esra Ceyhan’a ve onu izleyenlere,
Seda Sayan’a ve onu izleyenlere,
Mehmet Ali Erbil soytarısına ve onu izleyenlere,
ve şimdilik aklıma gelmeyen diğer seviyesiz ve rezil TV programı sunucu ve yapımcılarına kafam girsin…
| Bu yazı Ozan Güven tarafından, 6 Şubat 2006 tarihinde, saat 21:03 de ve Televizyon kategorisi altında yayımlanmıştır. Yorumları RSS 2.0 den takip edebilirsiniz. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |






yaklaşık 4 yıl önce
o kadar içten,o kadar duygulu anlatımlarınız karşısında fazla birşeyler yazmak istemiyorum.Bir gün İZ TV’de Fırtına belgeselini izlerken,sana ne gönderdiğimi anlarsın..ama sen yinede düşündüğünü yaşa,kaybedecek birşeyin yok. çocuklarımıza ne anlatacağız yazdıklarını onlara anlatsan gülermi ?. ağlarmı? düşlerdeki gülüşlerin,gerçeklere faydası yok.
sen yinede güzelliklerini yaz çünki herşeye değer..selamlar izmir’e
yaklaşık 4 yıl önce
Merhabalar; İZ TV belgesellerini izleme olanağım yok maalesef. kısmet olursa bu yaz gelip görmeyi çok arzuluyorum. Şu an köyümün, köylerimizin rengarenk meyve çiçekleri ile yaprakların ne kadar hoş bir görüntü oluşturduğunu düşünüyorum. Hatta o görüntüye özgü etrafa yaydıkları mis gibi bahar kokusunu şu an içime çektiğimi hissediyorum. Biliyormusunuz buralarda baharlar çok kısa süreli kendini hissettirmeden şöyle bir uğrayıp geçip gider.Bir bakmışsınız ki yazın o kavurucu sıcağın tam ortasındasınız. Bu yüzden dir ki “Bir başkadır benim memleketim”. Selamlar
yaklaşık 4 yıl önce
tabiki sahılden başlayan kirlilik henüz iç kesimlere ulaşmadığı doğru.sen yinede köyünden dere sesini dinleyerek anılarını yaşayabilirsin.benim anlatmak istediğim birazdaha farklı.fırtınamız deniz kenarından başlayan yeşilliği ile kıvrım kıvrım akan beyaz köpüklu sularından insan eli değmemiş bozulan taşlıklarından bahsediyorum.50 yılımın geçtiği ardeşen dolayısıyla fırtına dan bahsediyorum.hiç birşey eskisi gibi değil.doğanın kanunu olsa gerek.keşke başka güzellikleri anlatabilsek.okadar şeyi kaybettiğim halde ,son kalan fırtına aşkımı kaybetmek istemiyorum.selamlar….
yaklaşık 3 yıl önce
Hayata gözlerini kapatmadıkça, kabedilen çok şeyler olsa da, son kalanlara sıkı sarılıp onu kaybetmemek için uğraşmalıyız. Biliyorum ki bu sevda başka bir sevda hiç bitmeyen, bitmeyecek olan. Bu bir insan sevdası, doğa, çiçek, böcek fark etmez. Yeterki içinde kıpırtılar olsun ve onu hisset. Fırtına, karadeniz eski tadında, güzellikte olmayabilir, önemli olan yüreklerde bıraktığı izleridir. Umarım kaybetmek istemediğin hiç birşeyi kaybetmesin. Selamlar.
yaklaşık 3 yıl önce
Merhabalar, Şu günlerde yaşanınlar o kadar hayret ve dehşet verici ki? İster siyasi, ister güncel, ister sosyal hepsi birbirinin içine girmiş durumda.Gün geçmiyorki yeni bir skandal ile karşılaşmayalım.Ne oluyor, veya neler oluyor? Hangisinden bahsetmeli… İçtiğimiz sulardan mı? Yediklerimizden mi, yoksa yarının bize neler getirip getirmeyeceğinden mi? Evet üzüntü ile birşey paylaşmak istiyorum. Hani sularımızla övünduğumuz ve kana, kana içtiğimiz hiç kuşku duymadığımız ve hiç şüphemizin olmadığı sularımızdan bahsediyorum.Acaba bu kadar güvendiğimiz doğal kaynak sularımız gerçekten güvenli mi? Şehir sularımız ,yiyecekler, soluduğumuz hava zaten sağlık açısından zaten ipotek edilmiş durumda.Ama Karadenizin sularına da çok güven duymamamız konusunda da ciddi iddialar söz konusuymuş.Hadi hayırlısı vede geçmiş ola.Selamlar
yaklaşık 3 yıl önce
Bir eğitimci ve bilim insanı olarak söyleyebilirim ki İZ ekranda seyredilebilecek en olağanüstü kanal. Coşkun ARAL’ın ve ekibinin müthiş deneyim ve birikimleri görsel bir şölene dönüşmüş ve sonuçta mükemmel bir eser ortaya çıkmış. Tebrikler!!!
yaklaşık 3 yıl önce
Sayın İz TV yönetileri öncelikle yaptığınız programlar için sizleri tebrik etmek istiyorum. programlarınızın birinde benim önerim olacak bir programa yer vermenizi şiddetle talep ediyorum. Doğa harkası Karadeniz sahilleri özelliklede benim güzel ilçem Ardeşen’in kötü görünümlü çok katlı bianaların artması sonucu görüntü kirliliği oluştuğunun farkında değiller yada hesaplarına gelmiyor. Bir kaç yıl önce yerel yöneticilerine, ilgililerine mail atmış ve konuya değinmiştim. Ama değişen hiç bir şey yok.Üstelik daha kötüye gidiş var.Sizler bu konda bir program yaparsanız etkili olacağını düşünüyorum.Sizi daha çok programlarda görmek ve duymak dileğiyle, Teşekkürler.
yaklaşık 3 yıl önce
Sayın İz Tv yöneticileri,30Temmuz 2008 tarihli yazımın bir bezerini Atdeşen Belediye Başkanı adına hitaben bir mail geçmiştim.Bana yanıt gelebileceğinden doğrusu emin değildim.Çünkü daha önceleride benzer şeyleri yazmıştım cevap alamamıştım. Bu kez beni telefonla arayıp konu ile ilgileneceklerini söylediler ve eleştiri için teşekkür ettiler.Yapıcı eksiklerini belirtir eliştiri olduğunu bu konu üstünde derhal çalışmalara başlıyacaklarını hatta başladıklarını ilettiler. Umarım sözlerde kalmaz.Benim isteğim medya kanalı ile diğer yerel yönetimlere de bu konuları tekrar,tekrar hatırlatmak.Doğaya çevremize sahip çıkmak adına herkes kendi adına düşeni yapması gerektiğine inanlardanım.Bunu en iyisini sizlerin yapacağına da inanıyor ve güveniyorum.İyi yayınlar,teşekkürler
yaklaşık 3 yıl önce
Artık nedense karadeniz, fırtına vadisi sevdalıları tutkunları suskun, sevdalara yenik, aşkları küllenmişe benzer. pes edilmiş belki de.Halbuki ne kadar çok neden var aşkları, sevdaları yaşatmaya! İnadına mavi+yeşil+beyaz=karadeniz ve de fırtına bunlar da yetmiyorsa o sevdalara diyecek hiç birşey yok. Çünkü çoktan yenik düşmüşüz çoktan.Bu acımasız yaşamlara!!!! anlayanlara,selamlar
yaklaşık 3 yıl önce
İZ TV.Yayın Ekibinin, yazıları ile katkı sağlayan tüm dosların, ayrıca doğayı gönülden sevenlerin Bayramlarını en içten duygularımla kutlar gelecek günlerin bayramlar tadında olması dileğiyle İzmir’den selam ve sevgiler.
yaklaşık 3 yıl önce
Tüm Cumhuriyetçilerin ve geleceğin büyükleri olacak gençlerin, çocuklarımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının 85.yılını kutluyorum. İzmir’den Selam ve sevgiler
yaklaşık 3 yıl önce
Şu günlerde neye ihtiyacı var biliyormusunuz? Pembe pesbembe düşlere !!!
Herhalde bunu da çok görmezler değil mi? Yada vergilendirilemez enazından. Düşlerin de vergisi olurmu hiç diyeceksiniz? Yok, yok canım olmaz elbet. Aslında akıllara da getirtmemek gerekir. Ne olur, ne olmaz. Ne de olsa kaynaklar kıt. Birileri istemiş diye olanları da heba etmiş bitirmişiz.Gelen su ile değirmenlerin dönmeyeceğini çoktan unutmuş, dışarılarda aramışız.Ee ne demişler “Elden gelenle öğün olmazmışşş”. Şimdi pembe düşler ve hayaller kaldı. Oh memleket ohh. anlayanlar ile paylaşmak istedim sadece.
yaklaşık 2 yıl önce
Rüyalarımı süsleyen canım karadenizimi çok geç de olsa görme şansına eriştim. Gerçekten dünyadaki CENNET. Ben doğup büyüdüğüm yere bu kadar hayran olabiliyorsam , görmeyenlerin de bu CENNETTEN ne kadar mahrum olduklarını düşünüyor ve üzülüyorum. Keşke herkesin bu cennet diyarını görme şansına sahip olsa. Hayatınızda bir kez tulum eşliğinde hiç de tanımadığın kişilerle ama aynı heycanı ve coşkuyu paylaşarak horon oynamasan, ayni tavadan muhlamasını yemesen, kırmızı benekli alabalığından, laz böreğinden tatmasan, sislerin içinde zaman zaman yağmurala ıslanarak Ayder yaylasını turlamasan ,fırtına vadisinin o coşkulu berrak sularında rafting cilerin suların üstünde nasılda dans ettiklerini seyretmesen bence yaşamınızda bir eksiklik var. Haydi güzelliklere kucak açın fırsatınız varken. Hiç pişman olmayacaksınız inanın. Hatta tutku haline gelecektir.Benim tutkum gibi. Karadeniz tutkunlarına Selamlar….