Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Ağustos, 2007 Arşivi
The House Cafe Rezilliği
9 Ağu
Geçen haftalarda Ortaköy The House Cafe‘de akşam yemeği yedik, herkesin ne yediğini ve hesabın ne kadar tutacağını az çok hesaplamış olarak hesabı istedim…
Fakat o da ne, 65 YTL fazla bir hesap gelmiş.
Çalışanların siparişleri yanlış getirmelerine asla kızmıyorum, tüm gün boyunca çalışıp, bir çok siparişi bir arada almak gerçekten de zor. Ancak yanlış hesap getirmek büyük bir problem.
Durum böyle olunca, hemen hesabı inceledim ve hatayı düzelttirdim, gelen garsonun “Yanlışlıkla fazladan eklenmiş, özür dileriz, geçirme değil, bu kadar yüksek geçirilmez zaten” benzeri söylemi de olayın tuzu biberi oldu.

Bu durumda tek anlam çıkıyor; The House Cafe, müşterilerine fazladan hesap keserek herzaman ‘geçiriyor‘.
Pek tatmin etmese de The House Cafe‘den gelen cevap;
Merhaba Ozan Bey,
Oncelikle boyle bir durumla sizi karsi karsiya biratktigimiz icin buyuk uzuntu duyduk. Konuyla ilgili arastirmalarimizi gerceklestirdik ve bu hatayi meydana getiren arkadaslar gerekli uyari ve cezalari aldilar. Tekrar sizden ozur dileriz. Bu konuyu bize iletme inceliginde bulundugunuz icin de tesekkur ederiz.
Sevgiler,
Halkla Iliskiler
The House Cafe
Yine Karıştırıldım
6 Ağu
31 Temmuz akşamı Radikal Gazetesi‘nden Melike Karakartal‘dan bir e-posta aldım;
Ozan Bey merhaba,
Nasılsınız?
Radikal Cumartesi olarak bir tatil konusu hazırlıyoruz bu hafta için. Eğer sizin için bir mani yoksa yanıtlamanızı istediğim üç sorum var. Bir de, bir tatilinizde oğlunuz Ali’yle çekilmiş bir fotoğrafınızı bize gönderirseniz harika olur. Görseller konumuzun önemli bir parçası o nedenle çok rica; hatta ısrar edeceğim size bu konuda
İşte sorularım:
- Tatile gittiniz mi (nereye gittiniz?), gidecek misiniz (nereye gitmeyi planlıyorsunuz?)
- Bugüne kadar geçirdiğiniz en güzel tatil hangisiydi, anlatır mısınız?
- Aklınızdaki ideal tatil nasıl bir şey, nerede ve nasıl? Anlatır mısınız?
Baskımız çok erken, Çarşamba öğlen saatlerinde yanıtlarınızı almam mümkün olur mu? Çok teşekkürler şimdiden!
Sevgiler,
Melike Karakartal
Melike Hanım’a geri dönerek beni oyuncu Ozan Güven ile karıştırdığını söyledim, zaten bu ilk değil, son da olmayacak.
Geçen sene de, Hürriyet Gazetesi‘nden Sibel Arna sitemle ilgilenmiş ve e-posta göndermişti…
Keşke “Burası Hakkında” kısmını daha dikkatli okusalar, öyle değil mi?
Mercedes-Benz Türk’de Staj Yapmak
4 Ağu
Vizyonu “Otobüs Biziz / We Are the Bus” olan Mercedes-Benz Türk A.Ş‘de ki stajımın ikinci haftası bitti ve MBT hakkında genel bir izlenim edinmiş oldum.
İlk staja başladığımızda bilgi güvenliği, kılık-kıyafet ve genel düzenle ilgili kuralların yazılı olduğu bir sözleşme imzaladık, sadece okumakla yetinmeyip, bu kuralları sözlü olarakta tek tek, detay detay dinledik.
Kuralları sadece bir kez dinlemekle olmaz, üniversite öğrencisiyiz ama kaskafalı olduğumuzdan staja başladıktan sonra da üç farklı kişiden aynı kuralları tekrar dinlemek zorunda kaldım.
Artık kurallarla beynim yıkandığına göre, stajıma başlayabilirim…
Staja başladıktan sonra da farklılıklar göze çarpıyor, örneğin;
- Her sabah, yan odalardaki komşu çalışma arkadaşlarınız elinizi sıkarak günaydın diyebilir. Gün içerisinde defalarca el sıkışmaya hazırlıklı olmalısınız.
- Odanın kapısı bir anda açılabilir ve içeriye en az beş kişilik bir temizlik ekibi girebilir, bazısı çöpleri boşaltır, bazısı toz alır, bazısı da yerleri süpürür. “Vurucu Tim” gibi düzenli, hızlı ve titiz çalışan bu ekip odanın diğer kapısından çıkarak mekanı boşaltır. Eğer boş anınıza denk gelirse, odaya girişlerinden korkabilirsiniz.
- Temizlik zamanı gibi, bir de sulama zamanı vardır, odaya en az iki kişi girebilir ve odada gördükleri her yeşil şeye su verebilirler.
- Size verilen kimlik kartınızı asla boynunuzdan çıkartmamanız gerekiyor, herkes kartını çıkartmış bir stajyer arıyor ki azarlasın, kovdursun…
- Mesai 07.30′da başlar, 17.15′de biter bu durumda benim gibi her sabah 05.30‘da kalkmanız gerekebilir.
- Ayrıca Lunapark‘da çarpışan arabaları kullanıyormuş gibi Forklift kullananlardan uzak durmalı, forkliftlere dikkat etmeli, etrafta dalgın gezmemelisiniz, aksi taktirde forklift tarafından havalara kaldırılabilirsiniz…
Ben Otobüs’üm – I’m the Bus
İst. Gençler Arası Değişim Kampları 2007 Sona Erdi
2 Ağu
18-28 Temmuz tarihleri arasında, 118-E Lions Yönetim Çevresi’nin düzenlediği İstanbul Gençler Arası Değişim Kampları sona erdi…
Bu sene ilk defa iki farklı kamp aynı zamanda gerçekleştirildi ve 42 yabancı genç Türk aile yapısını öğrenmeye ve ülkemizi görmeye geldi.
Sekizincisi düzenlenen “Bosphorus Youth Exchange Camp“ın yanı sıra, ilk kez düzenlenen “Istanbul Culture Youth Exchange Camp“ını da problemsiz bir şekilde gerçekleştirdik.
Kamp boyunca yapılan tarihi, turistik ve müze gezileri haricinde bir çok farklı aktivite ile 42 genç Istanbul’un keyfini çıkarttılar.

Bütün kampçılar şuanda e-posta atarak, İstanbul’da olmak istediklerini, kamp günlerini çok özlediklerini (henüz 5 gün oldu biteli) ve tekrar İstanbul’a gelmek istediklerini belirtiyorlar…
E tabi beni de kendi ülkelerine davet ediyorlar, eğer yol parası biriktirebilirsem, Avrupa’nın her ülkesinde beni misafir edecek bir arkadaşım var!
Herşey 2004 yılında Lions Gençlerarası Değişim Programı ile Almanya’ya gitmemle başladı, 2005‘de yine aynı programla ülkemize gelen bir İspanyol’u konuk ettim ve bu sene bu programı İstanbul’da gerçekleştiren komitede görevliydim.
Yaz sıcağında 42 kişinin peşinden koşturduk, terledik, sinirlendik, yorulduk, sıkıldık, uykusuz kaldık AMA eğlendik, heyecanlandık, keyif aldık.
Farklı kültürleri tanımak ve kendimizi onların bakış açılarından dinlemek kadar güzel bir şey yok…





