Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Eylül, 2008 Arşivi
Bant Genişliği (Bandwidth) Hırsızlığı (2)
15 Eyl
Yaklaşık iki yıl önce de websitemin kaynaklarını kullanarak bant genişliği hırsızlığı yapanlara karşı önlem almıştım ve buradaki yazımda da durumdan bahsetmiştim.
Bant genişliği (bandwidth) ağ üzerinde transfer edilen verinin miktarı demektir. Özetle, siz her girdiğiniz sitenin ağ genişliğinden bir parça yersiniz. Bant genişliği kısıtlı bir kaynak olduğundan ödenen ücret ile de birebir orantılıdır…
Websitemin bant genişliğinin büyük bir kısmını kullanmadığımı farkedince de bu sınırlandırmayı kaldırdım ve çeşitli websiteleri özellikle de forum kullanıcıları websitemdeki görsellere bağlantı vermeye başladılar.
Bu sınırlandırmayı kaldırırkenki fikrim de, forumlarda vs. yazı yazanların işlerini daha da kolaylaştırmak, kendi barındırma hizmeti olmayan website sahiplerine bi nebze yardımcı olmaktı. Ama istatistiklerden de sürekli hangi sitelerin ‘hotlink’ vererek, sitemdeki görselleri kullandığını kontrol ediyordum.
Yani sitemdeki görseli kullanarak bant genişliğimi paylaştığım siteler de mercek altındaydı…
Kişisel gelişim ve benzeri konularda makaleler yayımlayan ve eğitimler veren bir websitesi, benim websitelerimden bir tanesinden hotlink ile bir görseli sitesinde yayımlıyor(du). Verilere göre şimdilik yaklaşık 170000 gösterim olmuş, her ne kadar dosya boyutu küçük bir görsel olsa da ve bant genişliğimi zorlamıyor olsa da, durumdan rahatsız oldum ve aşağıdaki gibi olayı klasik yolla çözümledim.
Bant genişliği hırsızlığı yapan sitenin şuanki ekran görüntüsü;

Tabii site yönetimine e-posta atıp durumdan rahatsız olduğumu bildirip, düzenleme yaptırtabilirdim ancak onlar da görseli sitem üzerinden yayımlamak için izin almadılar.
Bünyamin Sürmeli’den Hava Durumu
13 Eyl
Bünyamin Sürmeli‘yi kar yağdığı zamanlarda yaptığı isabetli hava raporları sayesinde tanımış oldum.
Televizyonda ya da radyodan pek hava durumu takip ettiğim yoktur, ancak denk geldiğim zamanlarda da düzgün ve akıcı türkçesi ve kendine özgü anlatımıyla Bünyamin Sürmeli’nin başarısını takdir ediyorum.
CNNTürk kanalı 1999 yılının sonlarında yayına başlamasına rağmen, websitesi ancak 2004‘de açıldı. CNN.com‘un tasarımını 2007′de değiştirmesinin ardından Ağustos 2008‘de de CNNTürk tasarımını değiştirdi. Değişen tasarımla birlikte basit, hızlı ve kullanıcı dostu bir arayüze kavuştu.
Şimdi gelelim Bünyamin Sürmeli ve CNNTurk.com‘un alakasına;
Sitede bulunan haberlerde kullanılan fotoğrafların yüksekliği en fazla 200 pixel. Rastgele dolaştım, nadir de olsa bazı haberlerde metnin orantısına göre 300 pixel uzunluğunda da fotoğraflar kullanılmış.
Hava-Yol kategorisinin altında “Bünyamin Sürmeli’den hava raporu“na girdiğimiz zaman (buradan bakılabilir) Bünyamin Sürmeli’nin çok şık, karizmatik ve estetik bir fotoğrafıyla birlikte, fotoğrafın yanında cücük gibi kalmış bir hava durumu bilgisiyle karşılaşıyoruz.

Fotoğrafın boyu 439 pixel ile sitede yayımlanan en uzun boydaki fotoğraflar arasında, benzer büyüklükte fotoğraflara Yaşam kategorisi altında manken fotoğraflarında rastladım.
CNNTürk.com‘daki hava raporu daha çok “Bünyamin Sürmeli Fan Club“ı andırıyor, acaba bu durumdan Bünyamin Sürmeli rahatsızlık duymuyor mu?
“Bünyamin Sürmeli’den hava raporu” şeklinde isminin markalaşmış olması, insanların güven duyuyor olması çok güzel, ancak bu kadar büyük fotoğrafa, göze sokmaya hiç gerek yok, hem de itici.
Aydın Doğan vs Recep Tayyip Erdoğan
7 Eyl
Doğan Holding yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan ve Recep Tayyip Erdoğan (RTE)’ın tartışmaları bir çok kişide olduğu gibi bana da Cem Uzan ve RTE arasındaki kapışmaları hatırlattı.
Zamanında Cem Uzan’a olan ‘sempatim’ RTE’ye karşı kafa tuttuğu içindi, “düşmanımın düşmanı, dostumdur” misali.
Cem Uzan da kendi televizyonlarından parti propagandasını yapıyordu, RTE’ye cevaplar veriyordu, şimdi de Aydın Doğan aynı şekilde Kanal D‘de “Özel Söyleşi” ile Mehmet Ali Birand‘la RTE’ye cevap verdi.
Şuanda kanald.com.tr‘nin de “Server is too busy” hatası verip açılmıyor olmasının “Aydın Doğan Başbakan’ı Yanıtlıyor” isimli söyleşi ile alakası var mı bilemiyorum..
Bu şekilde kapışmalarının daha da devam edeceğini düşünüyorum, ancak Aydın Doğan’ın RTE ile başa çıkabilmesi için Cem Uzan gibi özel olarak hazırlanması, hitabını kuvvetlendirmesi gerekiyor.
Aydın Doğan söyleşi de karşı taaruza pek geçmedi, sadece kendisine yöneltilen ithamlara cevap verdi, RTE’nin benimle uğraşmasına gerek yok dedi, ülkenin yolsuzluk ve diğer problemleriyle birlikte uğraşalım vs. gibi uzlaşmacı cümleler kurdu.
Aydın Doğan sürekli benzer şeyleri söyledi;
- “Başbakan sapla samanı karıştırıyor !”
- “Bu siyasi şantajdır !”
- “Basit şeylerle uğraşıyorlar !”
- “Kısır anlayış !”
- “Hadi gelin beni hapsettirin !”
- “Tek gözlü medya ile demokrasi olmaz !”
- “Türkiye krallıkla mı, demokrasi ile mi yönetiliyor ?!”
- “Tehdit, şantaj, baskı yapıyorlar !”
RTE’nin Doğan Holding‘in sonunun Uzanlara benzemesi için hazırlık yaptığı, hukuka aykırı eylemleri ile ilgili dosya tuttukları ve yakın zamanda saldırıya geçeceklerini okumuştum ki Aydın Doğan da söyledi, “Dosya tutuyorlarsa bu şantajdır !”
Zaten Erdoğan’ın akrabası, kankası, eşi dostunun bulunduğu Çalık Grubu, Doğan Holding’in çeşitli sektörlerdeki rakibi konumunda, bu da ileriki günlerde benzer tartışmaları çok göreceğimizin en açık belirtisi…
Mezun Oldum !
4 Eyl
Aslında bu yazı epey bir gecikti ama olsun, Yeditepe Üniversitesi Sistem Mühendisliği (Endüstri Opsiyonu) bölümünü bitirdim…
Ders alma/alamama, ortalama, kredi vs. gibi çeşitli durumlardan ötürü, teknik olmayan seçmeli dersimi (Fotoğrafçılığa Giriş) yaz okulunda almak zorunda kaldım, durum böyle olunca da 1 dersimden dolayı zamanında mezun olamadım, zamanında mezun olamayınca da sevgili (!) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanlığı beni mezuniyet törenine kabul etmedi.
Mutlu bir şekilde bölümümü bitirip, okulumu herkese övmeyi düşünürken, kendilerine küfür ettire ettire mezun oldum, sağolsunlar… Hüküm süren Bedrettin Dalan krallığı ne zaman son bulursa, işte o zaman okul, okul olmaya başlayacak.
Sırada ise askerlik var, ama sevgili (!) dekanlık canı ne zaman isterse o zaman çıkış belgemi vereceğinden, halen beklemedeyim.
Çıkış belgemi aldıktan sonra en geç 25 Eylül’e kadar askerlik şubesine başvurmam gerekiyor, amacım aralıkda askere gidebilmek…
Eğer herşey yolunda giderse yakında askerlik şubesi maceralarımla ilgili yazılar yazacağım.
Sol Ayak Serçe Parmağımı Kırdım
2 Eyl
Dün akşam evin içinde odadan odaya geçiş yaparken sol ayak beşinci parmağımı (serçe parmak) sandalyeye çarptım.
Dar yolda aşırı hız yapmanın sonucu olarak çarpmanın etkisiyle büyük bir acı yaşadım, “birazdan geçer” umuduyla beklememe rağmen acıda bir değişme olmadı.
Şişme, morarma ve acıyı dindirmek için buz tedavisi uygulamama rağmen, şişmesine ve acısının geçmesine engel olamayınca gece yarısı Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)’nın yolunu tuttum.
Çekilen röntgen sonucunda parmağımı kırdığım anlaşıldı… Ayağımın üzerine basmakta zorlandığım için tekerlekli sandalye deneyimi de edinmiş oldum.
Kırık beşinci parmağımı, dördüncü parmağıma sabitleyen bir sargı yaparak eve gönderdiler, cuma günü tekrar hastaneye gideceğim ve kırığın kayıp kaymadığına bakacaklar.
Eğer kayma varsa alçı yapılacak, belki de küçük bir operasyon geçireceğim. Herhangi bir problem yoksa da basit bir sargı ile 15 günde iyileşirmiş. Eğer alçı olursa da yaklaşık bir ay alçıda kalacakmış…
Leo Avrupa Forumu 2008′in Ardından
2 Eyl
Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi 22-30 Ağustos tarihleri arasında, 20 farklı ülkeden 163 Leo’nun katılımıyla gerçekleşen, Leo Avrupa Forumu (Leo European Forum – LEF)’nda görevli olarak Kapadokya’daydım.
Açılış/kapanış toplantıları ve ülke tanıtım sunumlarını teknik açıdan problemsiz bir şekilde hallettik, sadece bir ülkenin tanıtım videosunu projeksiyondan düzgün bir şekilde göstermeyi başaramadım…
Leo’nun uluslararası bir deneyimini tatmış olmaktan da ayrıca mutluyum, bir sonraki LEF 2009 İtalya‘da, LEF 2010 ise Avusturya-Macaristan ev sahipliğinde gerçekleşecek.

Forum sırasında çeşitli atölye çalışmaları, toplantılar, turistik geziler ve takım oyunlarının yanı sıra sosyal aktivite kapsamında, bölgede yaşayan İranlı mülteci çocuklarla aktivite düzenlendi. Katılımcıların ülkelerinden getirdikleri çeşitli hediyeler ve bizim temin ettiğimiz uçurtmalar ile katılımcılarla mülteci çocuklar keyifli dakikalar yaşadılar.
Forumun son gecesinde de Göreme Açık Hava Müzesi‘nde organize ettiğimiz gala gecesi ile Avrupalı Leo’lara unutulmazbir akşam yaşattık. Gala gecesi hazırlıklarında da sahne, pist ve ışık sistemlerinin kurulumunda bilfiil çalıştım, aslında kurulum çok basit ancak çok yorucu, hele ki öğlen güneşi altında çalışıyorsanız…
Bir organizasyonu daha çok büyük problemler yaşamadan tamamladık, böyle takım çalışmaları içinde yer aldıkça sinirlerime, heyecanıma, kendime ve süreç içindeki motivasyonuma nasıl hakim olmam gerektiğini öğreniyorum, kendi kendime dersler çıkartıyorum.





