Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Bilim / Teknoloji
Bir LG LCD Monitör Hikayesi
10 Eyl
Her şey kardeşimin CRT monitörünün arızalanması ve yeni bir monitör alma ihtiyacının oluşması ile başladı.
Son modayı takip etmek için hemen LCD monitör almaya karar kıldık. Ardından Teknosa, Gold ve Vatan Bilgisayar‘ın websitelerinde bulunan ürünleri ve özelliklerini incekledik.
Teknosa’yı satış sonrası hizmetlerinden herkesin şikayetçi olması ve diğer iki firmaya göre daha pahalı olması sebebiyle eledim.
Ortalama bir LCD monitörde hangi teknik özelliklerin olması gerektiğini öncelikle internetten araştırdıktan sonra, sıra kafamda belirlediğim ürünleri görmeye geldi.
Öncelikle 4. Levent Gold ve Topkapı Vatan Bilgisayar‘ı aynı gün ziyaret ettik. Vatan Bilgisayar’ın her ne kadar fiyatları Gold’a göre yüksek olsa da, Card Finans‘a yaptığı taksit ve indirim imkanları fiyatı fazlasıyla düşürüyordu.
Cumartesi günü Taksim’deki Vatan Bilgisayar’a gidip, 17″ LG (LG L1760TR-BF) marka LCD monitörü almaya gittim, ancak sadece teşhirdeki ürün ellerinde kalmıştı.
Fakat burada öğrendim ki, Vatan Bilgisayar’ın websitesinde ya da mağazalarında hiç bir yerde yazmayan 5 taksit’e %15 indirim yapıyorlarmış.
Hemen Topkapı Vatan’a gittim, yalnız orada yan yana duran ve aynı fiyatta olan 19″ Samsung ile 17″ LG arasında kararsız kaldım. Aklım 19″ monitörlerde kalmıştı, ancak 17″ LG’nin teknik özellikleri 19″ Samsung’a göre çok daha iyiydi.
Vatan Bilgisayar’ın kendi verdiği, ölü pixel olduğunda (ilk 1 ay içinde) değiştirme garantisi ve LG’nin 3 yıllık (ölü pixel dahil ) garantisi de bu iki firmayı seçmemde ki sebepler oldu.
17″ LG’de karar kıldıktan sonra, kasaya ödeme işlemini gerçekleştirmek için gittiğimde öğrendim ki pazartesi günü yani bugün %25 indirim başlıyormuş!
Ehh, tabii ki almadan çıktım.
17″ LG LCD monitör alacakken, 2 gün bekledik, üstüne 20 YTL koyduk ve 19″ LG (LG L1960TR-BF) monitör aldık…
Ama almak öyle kolay olmadı. %25 indirimden herkes yararlanmak istediğinden ilk günden akın etmişlerdi, bunu düşündüğümüzden bizde yola erken koyulduk, bu yüzden de ürünün hangi mağazada olduğunu telefonla öğrenemedik.
Topkapı Vatan’a gittik ve kalabalıktan fırsat bulunca öğrendik ki sadece teşhir ürünü var. Taksim mağazasında ise 3 tane kalmış. Ayırttırmak için oradaki görevlilere telefon açtırttım ancak Taksim’dekiler de çok yoğun olduklarından telefona cevap dahi vermiyorlardı.
Sonuç olarak Taksim’e gittik ve monitörü en sonunda satın almayı başardık.
Vatan Bilgisayar’ın 25. yaşı kutlu olsun…

Tam Ay Tutulması (3 Mart 2007)
11 Şub
Bu sene (2007) 3 Mart ve 28 Ağustos tarihlerinde tam ay tutulması olacakmış ve 3 Mart 2007′de oluşacak olan tam tutulma Avrupa, Afrika ve batı Asya kıtalarından izlenebilecekmiş, doğal olarak Türkiye‘de de izleyebileceğiz…
Tutulmanın başlaması 3 Mart 2007 saat 22.16‘da (TSI) başlayacak ve 04.25′e kadar sürecek.
Ay’ın tam gölgenin içinden geçisi yani “Tam Ay Tutulması” Türkiye saati ile 00.44 ve 01.58 saatleri arasında olacak. (3 Mart’ı, 4 Mart’a bağlayan gece.)
Tutulma, Dünya üzerinde en iyi olarak Nijerya ve Kamerun’da gözlenecekmiş…
28 Ağustos’da gerçekleşecek olan tutulma ise malesef ülkemizden gözlemlenemeyecekmiş.
Çok daha detaylı bilgiyi NASA‘nın websitesinden edinebilirsiniz…
Eylül 2006′da gerçekleşen parçalı tutulmayı gözlemleme şansını elde etmiştim, umarım martta da hava şartları elverişli olur ki tutulmayı gözlemleyebiliriz.
Tübitak‘ın geçen sene yayımladığı 2006 Gök Olayları Yıllığı‘nın 2007 için hazırlanmış olanını Internette bulamadım, ama Ankara Üniversitesi Rasathanesi‘nin hazırladığı “Gök Olayları” sitesi aylara göre gökyüzünde gerçekleşecek olayları hakkında bilgi veriyor.
Beyin Elektrosu (EEG) Deneyimim
27 Kas
Bugün GATA’da beyin elektrosu (EEG) çektirdim, korkunçtu…
EEG nedir?
EEG “Beyin elektrosu” sayesinde, beyin elektriği, basit bir şekilde görülür hale getirilir.
EEG cihazı; beyin elektriğini alır, kuvvetlendirerek kağıt üzerine kaydeder.
Öncelikle yatağa yatmam ve rahat olmamı söyledi doktor bey… İyi güzel de, başıma neler geleceğini bilmezken nasıl rahat olabilirdim ki?
Ardından biraz gerimde kaldığım için göremediğim bir ‘şey‘ ile yaklaşık 20 tane kablo kafamın belirli yerlerine bağlandı…
O kabloları kafamda tutmaya yarayan ‘şey’in bant ya da benzeri bir şey olduğunu tahmin etmiştim, ama öyle değilmiş…
Kafamın ve her iki kulak mememe takılan kablolardan sonra; perdeler kapatıldı, ışıklar söndürüldü ve endişelenmem, korkman için ortam en güzel şekilde hazırlandı.
Kafamda o kadar kablo varken, ve birisi monitör karşısında bir şeyler yaparken öncelikle aklıma gelen “acaba düşünceleri mi okuyabilir mi” sorusu oldu…
Ardından teste geçildi…
- Gözünü kapat…
- Gözünü aç…
- Gözünü kapat…
- Gözünü aç, sabit bir noktaya bak..
- Gözünü kapat ve derin derin nefes al/ver…
- Gözünü aç…
- Gözünü kapat, normal nefes ver…
Bu aç/kapalardan sonra, gözüm kapalıyken gözümün önüne getirilen lambadan ışık verilmeye başlandı.
Gözlerim kapalıda olsa o ışığı hissedebiliyordum ve bir süre sonra gözlerim değişik sıklıklarda yanıp/sönen lamba yüzünden yoruldular…
Ve sonra herşey bitti…
Kafamdaki bütün kablolardan kurtuldum, özgürdüm artık…
Ama, ama, o da ne?
Kafamda, yaklaşık 20 yerde, sakız benzeri yapışkan bir ‘şey‘ var!
Aynen sakız gibi, temizlemeye çalıştıkça saça iyice yapışıyor, ıslak mendil denemelerim hep sonuçsuz kaldı…
Saç diplerine kablolar iyice yapışsın diye bol bol sürüldüğü için, sert olarak çekince saçlarım kopuk elime gelmeye başladı, durum böyle olunca mücadeleyi bıraktım…
Hala kafamda bu yağlı, yumuşak ve yapış yapış şeyden bulunuyor, pehh…
Benzin İstasyonunda Cep Telefonu Kullanımı
20 Eyl
Benzin istasyonlarında cep telefonu kullanımı bildiğiniz gibi yasak. Ancak bu yasağın sebebini ya da oluşturduğu güvenlik riskleri hakkında bir bilginiz var mı?
Benzin istasyonunda kullanımı yasak olan cep telefonunun aslında hiç bir riski yok mu?
Discovery Channel izliyorsanız, Mythbusters (Efsane Avcıları) isimli programa mutlaka rastlamışsınızdır. Programın 1. sezon, 2. bölümünde cep telefonunun bir patlama yaratıp yaratamayacağını test ettiler…
Cep telefonu yerleştirilmiş kabinin içine benzin püskürtüp, yeterli hava girişini sağladıktan sonra telefonunu çaldırdılar ve sonuç olarak bir patlama gerçekleşmedi…
Mythbusters, bu efsaneyi de avladılar, peki bu deneye bilimsel olarak güvenebilir miyiz?
Bunu öğrenmek için Bilim ve Teknik Dergisi‘nin “Merak Ettikleriniz” köşesine konuyla ilgili soru sordum, ancak henüz cevap gelmedi. Aynı şekilde Shell Türkiye, Shell Amerika ve Petrol Ofisi‘ne e-posta gönderdim, fakat cevap alamadım.
Zor bir soru, cevap vermeleri zaman alabilir…
Amerikan Deniz Kuvvetlerinin güvenlikle ilgili bir sayfasında “Cep Telefonları ve Benzin İstasyonları” başlıklı bir makale buldum. Makalede cep telefonlarının, yanıcı madde buharının bulunabileceği ortamlarda kullanılmak üzere dizayn edilmediğinden bahsediyor. Ben de bazı telefonların kullanım kılavuzlarında bu tarz güvenlik uyarıları olduğunu görmüştüm…
Sadece cep telefonu kullanımı sırasında ‘kesin‘ olarak patlama oluşabileceğine dair somut kanıtlar yok. Bu yüzden bazı varsayımlarda bulunuluyor. Örneğin, cep telefonu düşürüldüğünde, yerinden çıkacak olan bataryanın kısa devre sonucu kıvılcım yaratması. Fakat böyle bir durumda patlamanın oluşabilmesi için ortamda yanıcı maddelerin yoğun olarak bulunması gerekiyor.
Almanyada yapılan bir araştırma sonucunda, benzin dolumu sırasında çevrede bulunan bütün kıvılcım çıkartabilecek kaynakların bir patlama oluşturma olasılığı çok zayıf.
Özetle, cep telefonları benzin istasyonlarında hiç bir tehlike teşkil etmiyor.
Diğer önemli olan tehlike ise vücudumuzdaki statik elektrik…
Araca benzin doldururken, depoya giren benzin, içerideki havanın dışarı çıkmasına sebep olur. Dışarı çıkan hava da benzin buharıyla birlikte depodan dışarı çıkmaktadır. Elimizi benzin pompasının metal kısmına dokunduracak olursak, eğer üzerimizde yeteri kadar statik elektrik biriktiyse, bir kıvılcım oluşacaktır. Bu kıvılcım, depodan dışarı çıkmakta olan benzin buharının alev almasına yetecek büyüklükte olursa, aracın benzin deposu alev alacaktır…
Fazla laga luga yapmadan özetlemem gerekirse; bir benzin istasyonunda, vücudumuzdaki statik elektirik, cep telefonundan daha riskli…
Merak edenler için kaynak; pei.org
Yeni Fikirler, Tasarımlar…
2 Tem
BusinessWeek dergisi ile Amerikan Uluslararası Endüstriyel Tasarım Konseyinin (IDSA) sponsor olduğu, IDEA Tasarım Yarışması‘nın sonuçları açıklanmış, dereceye giren tasarımlar arasında benim de beğendiğim bazı fikirler var.
Bütün kategorileri ve derece alan endüstriyel tasarımları IDSA‘nın sitesinden görüntüleyebilirsiniz…
Öğrenci Tasarımları kategorisinde gümüş madalya alan PLUG-IN isimli tasarım, prizlere fişleri daha rahat sokabilmek için yukarıya doğru dizayn edilmiş. Koltuk arkasında olan prizlere fiş takmak benim için hep zor olmuştur, çünkü priz üzerindeki delikleri görmek imkansız oluyor ve fişi bu deliklere sokabilmek çok yorucu. :)
Ayrıca prizden fişleri çıkartmakta bu prizle daha da kolaylaşabilir, ama fazla yer kaplayacakları bir gerçek.
Örneğin bir dolap ya da koltuk arkasında olan priz, fazla yer kaplayacağı için yatak ya da dolap duvara sıfır olarak yanaştırılamayacak. Sonuç olarak bazı durumlarda çok yararlı olabilecek bir fikir ancak herzaman için geçerli bir çözüm değil.
SanDisk‘in, Bilgisayar Ekipmanları kategorisinde gümüş madalya alan yeni ürünü Ultra II SD Plus bizleri adaptör, kart okuyucu, ara kablo falan filan gibi ıvır zıvır şeylerden kurtaracak gibi gözüküyor.
Üzerine eklenen USB özelliği ile, kartı fotoğraf makinesinden çıkartıp direk bilgisayarımızın USB girişine takıp, bilgi aktarımını sağlıyoruz.
Altın Madalya kazanan bir diğer fikir ise 2 saniyede rüzgar yardımıyla kurulan çadır… 2SECONDS QUECHUA isimli çadırı havaya fırlatıyoruz ve kendiliğinden havada açılıp, kuruluyor. Bize sadece çadırı yere sabitlemek kalıyor…
Ödül kazananlar arasında Türk kimliğine sahip uluslararası bir tasarım firmasının ürünüde bulunuyor. GAIA&GINO isimli tasarım firması KARI, ARI, ARIM, RIM isimli cam kandil/vazo ürün tasarımıyla bu ödüle layık görülmüş.
Ne diyelim, tebrikler ve başarılarının devamını dileriz :)
Göktaşının Çarpmasına Son 3 Gün mü ?
22 May
Evet, göktaşı acaba dünyaya düşecek mi?
Düşerse neler olacak?
Türkiye bundan etkilenecek mi?
Eğer göktaşı düşmezse bu iddayı ortaya atan Eric Julien hangi deliğe saklanacak?
Göktaşı düşmezse, herkesi heyecanlandıran Eric Julien bir ceza alacak mı?
Göktaşı düşerse, ‘düşmez’ diyen NASA‘nın irtibarı ne olacak?
Göktaşı düşünce, dev dalga (tsunami) oluşacak mı?
Bu soruların hepsinin cevabını önümüzdeki günlerde alacağız, bekleyip, görelim…
Bu konuda yapılan diğer onlarca yorumları okumak ve kendi fikirlerinizi belirtmek için “25 Mayısta Göktaşı Dünyaya Çarpacak mı?” başlıklı yazıma yorum yapabilirsiniz.





