Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Genel
Bombalar, Havan Topları, Bin Ladin…
27 Tem
Bugün interneten yaklaşık 90MB büyüklüğünde, 45dk uzunluğunda bir video indirdim…
Video, Arapça yazılar ile başlayıp, Bin Ladin ve adını bilmediğim başka bir herifin fotoğrafları eşliğinde devam ediyor. Dış ses sürekli Arapça konuştuğu, yazıların ve müziklerin hepsinin Arapça olduğu için anlattıklarından hiç bir şey anladım…
Video’da 20′den fazla bombalı saldırının görüntülerini izliyoruz. Büyük ihtimalle yapılan operasyonların hepsi Irak‘da ve Amerikan askerlerine karşı…
Yola yerleştirilen mayın yada bombalarla, yoldan geçen tank ve benzeri askeri araçların havaya uçurulmalarının görüntüleri yer alıyor. Amatör kameralarla, pek de olay yerinden uzakta olmadan, aynı şekilde bir çok saldırının görüntülerini çekmişler.
Hatta bir tanesi intihar saldırısı şeklinde, öncelikle patlayıcı yüklü araca zum yapıyorlar, ardından araç bellirli bir noktaya gelince, patlatılıyor, ve bunu saniye saniye kayıt ediyorlar.
Bütün saldırılardan sonra duyulan iki ortak ses var;
birincisi saldırıyı düzenleyenlerin “Allahu Ekber” şeklinde defalarca bağırmaları, diğeri ise silah sesleri…
Sadece patlamaları görüntülemekle kalmıyorlar, ardından olay yerine gelen (büyük ihtimalle ABD askerleri) askerlerinde görüntülerini kayıt ediyorlar.
Saldırıların büyük çoğunluğu gündüz gerçekleşiyor, fakat kameradaki “gece görüş” özelliği ile de gece yaptıkları saldırıların görüntülerini kayıt etmişler.
Video görüntüsünün son 10 dakikasında sadece, havan toplarının ateşlenişi gösteriliyor…
Görüntüler profesyonelce işlenmiş, düzenlenmiş, yazılar eklenmiş ve ‘belgesel‘ formatında bir kayıt ortaya çıkmış…
Internette yayımlayarakta çok büyük kitlelere ulaşıyorlar, örneğin bu şekildeki saldırıların ABD televizyonlarında gösterildiğini hiç sanmıyorum…
Rakı ve Atatürk
29 May
İyisiyle, kötüsüyle bi dönem daha bitti, benim açımdan pek de başarılı bir dönem değildi, hatta hiç değildi. Neyse, bir şekilde halletmeye çalışacağım, umarım…

Finallerin bitişini kutlamak üzere dün gece okuldan arkadaşlarla beraber Beyoğlu balık pazarındaydık, şöyle güzel bir Nevizade turu attıktan sonra, Cumhuriyet Meyhanesi‘ne gittik, çünkü grupta büyük bir ‘fasıl’ isteği vardı :)
Rakı, yemek ve canlı fasıl üçlemesiyle hoş bir akşam geçirdim…
Şu meyhanelerdeki Atatürk fotoğrafları kendimi garip hissettiriyor, Sirkeci’de ki küçük meyhanelerde de her katta, her duvarda, onlarca Atatürk fotoğrafı asılı. Evet, Atatürk de bir rakı tiryakisiydi, ve sanırım bu yüzden meyhanlerde fotoğrafları var… Bu konuyu biraz araştırırken Atatürk’ün Kulüp Rakısı içtiğini öğrendim.

Kulüp Rakısı’nın logosundaki şahıslar İhap Hulusi Görey (resmi yapan ressam) ve şair Ahmet Fazıl Aykaç imiş…
Bu arada Atatürk’ün ölüm nedeni “alkole bağlı siroz” değil !
Devir Atatürk devri. Ünlü yeşilaycı Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, içkinin zararları konusunda konferans vermektedir. Sormuş dinleyicilere:
“İki kovadan birine su, diğerine rakı doldursak ve eşeğin önüne koysak, eşek hangisini içer?”
Dinleyiciler hep bir ağızdan ‘suyu’ diye karşılık vermişler.
Aldığı karşılıktan memnun olan Gökay, bu kez ‘’Neden?’ diye sorunca, rivayete göre yanıt Neyzen Tevfik’ten gelmiş:
“Eşekliğinden.”
Salondan kahkahalar yükselmiş. Bir süre sonra Ahmet Rasim, bu anekdotu Atatürk’e anlatmış, Atatürk’ün çok hoşuna gitmiş. Atatürk de bir akşam Çiftlik’te yemek yerken, civarda dolaşan bir köylü çocuğu yanına çağırıp sormuş:
- Biz ne içiyoruz?
- ‘Rakı…’ demiş çocuk.
- Peki, bir kovaya rakı, diğerine su doldurup eşeğin önüne koysak, eşek hangisini içer?
Çocuk ‘Rakıyı’ diye yanıtlayınca, Atatürk yanındakilere dönmüş:
- ‘Aman neden diye sormayalım.’
Otopark Meselesi
24 May

Bu akşam Alman televizyon kanalı Pro7‘da yayınlanan PROMPT isimli programda otopark problemlerini işleyen bir bölüm vardı.
Almanya’da büyük alışveriş marketlerinin otoparklarında insanlar harıl harıl arabalarını koyabilecekleri boş bir yer arıyorlar. Bir tane boş alanda, programın elemanlarından bir tanesi duruyor, ve park etmek isteyenlere “burası dolu, arkadaşım geliyor şimdi…” diyor.
Türkiye’de de yapılıyor aynısı, benim de yaptığım oluyor, araç ilerden dönüp gelinceye kadar bir başkası park etmesin diye arabadan inip boş park yerinde durduğum oldu.
Gizli kameralarla, boş alana park etmek isteyenlerin tepkilerini ölçüyorlar. İlgimi çeken olay ise, hiç kimsenin orada duran adamı dikkate almaması, arabalarını adamın üstüne sürmeleri ve uzun tartışmalardan sonra arabalarını oraya park etmeleri oldu.
Türkiye’de (en azından ben yaptığımda) “araba gelecek” dediğim zaman, kimse inat edip park etmeye çalışmıyor. Bizde klasiklerden biridir, “dükkanın önü kapanmasın” mantığıyla dükkanların önüne pano, çiçek, kepenk vs. gibi malzemeler konarak kimselerin park etmesine izin verilmez. Babanın yolu mu?!
Almanların büyük bir inatla arabalarını istedikleri yere park etmelerini, ve bıdı-bıdı söylenen adamı hiç kafalarına takmadan arabalarından inip, uzaklaşmaları takdire değer…
Bizde bir de “ben gittikten sonra arabaya zarar verirler mi?” korkusu var tabii ki, bu yüzden bir çok kişi ‘değnekçilere’ para veriyor…
Fame City
9 May
Hatırlar mısınız 90′lı yılların başında Galleria‘da Fame City vardı, 80 kuşağı mutlaka bilir zaten… Bugün arkadaşlarla muhabbet ederken birden konu Fame City’e geldi, burası benim İstanbul‘a geldiğim zaman mutlaka gitmek istediğim yerlerden bir tanesiydi.
Bilmeyenler için anlatmak gerekirse, bugünkü Tatilya‘ya bin basacak kadar eğlenceli olan bir oyun & eğlence merkeziydi. Malesefki sebebini bilmediğim birşekilde kapandı, o dönemde de üzüldüğümü hatırlıyorum, halende “keşke kapanmasaydı” diyorum.
Galleria‘da, Fame City’de Türkiye için birer ilkti… Bizler ‘yürüyen merdiven’ ile ilk defa Galleria’da tanıştık.
Fakat Fame City’den hatıra bir tek üzerinde logosu olan bir ‘jeton’, ahanda işte önlü arkalı fotoğrafı da burada; ön yüz – arka yüz
Fame City’e gidenleriniz, bilenleriniz, güzel hatırası olanlar var mı? :)
Ya da kapanış sebebini bilen?
Ozan Güven Fan Club
8 May
Google’da “Ozan Güven” yazarak O’nun hakkında bilgiye ulaşmaya çalışanlar benim siteme giriyor, çünkü oyuncu Ozan Güven hayranlarının doğru düzgün bir ‘buluşma noktası’ yok. “Bari bi forum kuralımda, insanlar orada konuşsunlar” mantığıyla yola çıkarak bir forum kurmaya karar verdim…
Websitesi falan için uğraşamam, bi forum yeterli olur şimdilik, ne kadar ilgi çekeceğide meçhul tabiiki…
Şimdi bana bu konuda yardımcı olmak isteyenler varsa, benimle iletişime geçsinler lütfen.
Yaparız bir şeyler, amaç “kendi çapımızda eğlenmek” değil mi? ;)
Her Sakallıyı…
3 May
Her sakallıyı dedemiz sanmamalıyız değil mi?
Bu günlüğün web adresi ozanguven.com.tr olabilir, sağda-solda ‘Ozan Güven‘ yazıyor olabilir, fakat bu demek değildir ki bu günlüğü tiyatro ve sinema sanatçısı Ozan Güven yazıyor.
Olayın sadece bir ad/soyad benzerliği olduğunu söylemem umarım kimseyi hayal kırıklığına uğratmaz… En azından uğratmamalı.
Google sayesinde Ozan Güven şeklinde arama yapanlar doğal olarak burayı da ziyaret ediyor, ve bir yanlış anlaşılmadan dolayı beni dizilerde oynayan Ozan ile karıştırıyorlar.
Kısacası;
Bu günlüğün; şuanda ‘Bir İstanbul Masalı‘ isimli dizide rol alan, G.O.R.A vs. gibi sinema filmlerinde rol almış olan, reklam filmlerinde oynayan, evli ve bir çocuk babası Ozan Güven ile yakından, uzaktan ilgisi, alakası YOKtur. :)
Bazıları bana soruyor, “Sen gerçek Ozan Güven misin?” cevap tabiiki “Evet” çünkü ben gerçeğim ;) ama aradığınız kişi ben değilim…





