Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Lions/Leo
İst. Gençler Arası Değişim Kampları 2007 Sona Erdi
2 Ağu
18-28 Temmuz tarihleri arasında, 118-E Lions Yönetim Çevresi’nin düzenlediği İstanbul Gençler Arası Değişim Kampları sona erdi…
Bu sene ilk defa iki farklı kamp aynı zamanda gerçekleştirildi ve 42 yabancı genç Türk aile yapısını öğrenmeye ve ülkemizi görmeye geldi.
Sekizincisi düzenlenen “Bosphorus Youth Exchange Camp“ın yanı sıra, ilk kez düzenlenen “Istanbul Culture Youth Exchange Camp“ını da problemsiz bir şekilde gerçekleştirdik.
Kamp boyunca yapılan tarihi, turistik ve müze gezileri haricinde bir çok farklı aktivite ile 42 genç Istanbul’un keyfini çıkarttılar.

Bütün kampçılar şuanda e-posta atarak, İstanbul’da olmak istediklerini, kamp günlerini çok özlediklerini (henüz 5 gün oldu biteli) ve tekrar İstanbul’a gelmek istediklerini belirtiyorlar…
E tabi beni de kendi ülkelerine davet ediyorlar, eğer yol parası biriktirebilirsem, Avrupa’nın her ülkesinde beni misafir edecek bir arkadaşım var!
Herşey 2004 yılında Lions Gençlerarası Değişim Programı ile Almanya’ya gitmemle başladı, 2005‘de yine aynı programla ülkemize gelen bir İspanyol’u konuk ettim ve bu sene bu programı İstanbul’da gerçekleştiren komitede görevliydim.
Yaz sıcağında 42 kişinin peşinden koşturduk, terledik, sinirlendik, yorulduk, sıkıldık, uykusuz kaldık AMA eğlendik, heyecanlandık, keyif aldık.
Farklı kültürleri tanımak ve kendimizi onların bakış açılarından dinlemek kadar güzel bir şey yok…
Durusu – Başkanlar Okulu
18 Tem
14-15 Temmuz tarihlerinde 118-E Leo Yönetim Çevresi Başkanlar Okulu’nu Durusu‘da gerçekleştirdik.
Öğle saatlerinde kamp yapacağımız yere vardığımızda, çok açtık ve harika ızgara Çupra‘lar bizleri bekliyordu. Bu öğle yemeği kampın mükemmel geçeceğinin ilk sinyaliydi!
Karnımız doyduğuna göre artık çalışma zamanı ve öncelikle gece konaklayacağımız çadırlarımızı kurduk… Çadır kurmak düşündüğümden çok daha kolaymış.
Eh, çadırlarda hazır olduğuna göre mayolarımızı giyip, kano yarışları için hazırlık yapabiliriz…
Güvenlik önlemleri ve kano kullanımı hakkında kısa bir bilgilendirmenin ardından takımları belirledik. Gölde, kanolarla yaptığımız gezinti turunun ardından, yarışmamızı yaptık. (sazlıkların aralarında kano kullanmak hakikatten zor)
Kamp alanına döndüğümüzde herkes yorgundu duşlar alındıktan ve kendimize geldikten sonra, uçurtma yapmaya başladık. Ne yazık ki, bizim takımın uçurma yapmak için kullanacağı çıtalarından biri kırıldı ve dengesiz olan uçurtmayı ne kadar denediysem de havalandıramadım. Ancak diğer iki takımın yaptığı uçurtmalar süper bir şekilde havalandılar…
Akşam yemeğinin ardından, kamp ateşi etrafında çeşitli oyunlar oynadık ve karaoke yaptık.
Çadırımı, Lions Gençlerarası Değişim Programı ile ülkemize gelen ve evimde misafir ettiğim Rogelio ile paylaştım… Rogelio haricinde Durusu kampımıza, Ukrayna’dan Zlatoslava ve Polonya’dan Aleksander‘da katıldı.
Çadırda doğayla iç içe geçirdiğimiz bir gecenin ardından, sabah güneşin doğuşuyla çadırların içinde dayanılmaz bir sıcaklık oluştu ve ardından herkes bir bir kendini çadırlardan dışarı attı.
Sabah kahvaltısının ardından hizmet dönemi hakkında çeşitli kararları aldığımız ve durum değerlendirmesi yaptığımız iki saatlik bir toplantı yaptık.
Artık oryantiring (orienteering) yapmanın vakti gelmişti, eğitmenimizden gerekli bilgilendirmeleri aldıktan sonra zamana karşı yarışımız başladı. İlk defa yaptığım bu sporda, serseri kurşun gibi sağa sola koşmamak ve haritayı çok iyi okumak gerektiğini yaşarayak acı bir şekilde öğrenmiş oldum.
Ve tüm oryantiring aktivitemiz sırasında Kral TV‘nin KaraKalem isimli programı için kameraya alındık.
Ve farklı deneyimleri taddığımız bir kampın ardından, uyku tulumların ve çadırların toplayarak geri dönüş için yola koyulduk…
Sitede de bir anket yapmış ve “Hiç çadırda kaldınız mı?” diye sormuştum, “Hayır, ama çok istiyorum” seçeneği en yüksek oyu almış.”Evet, çok keyifli” ise ikinci sırada.
Gerçektende çok keyifli; kalmayı çok isteyen arkadaşlar, mutlaka bir fırsatını yaratın ve çadırda kalın, ama 3-5 günden fazlasının zor olacağını düşünüyorum…
David Gitti, Rogelio Geldi
17 Tem
118-E Lions Yönetim Çevresi Gençlerarası Değişim Programı ile Türkiye’ye gelen David‘i bir gün misafir etmiştim, yine aynı organizasyon için İspanya‘dan Türkiye’ye gelen Rogelio‘yu altı gün misafir ettim…
Mimarlık öğrencisi olan Rogelio, İstanbul‘u profesörlerinin tavsiyesi üzerine görmek istemiş. Mimarlık öğrencisiyle de gezmek çok daha farklıymış, bunu anlamış oldum… :) Bütün gördüğümüz eski yapıları ve gökdelenleri fotoğrafladı.
Yemekler konusunda da pek bir zorluk yaşamadık, kendisi vejetaryaların tam tersi, yani sadece et yiyor.
Ayrıca hafta sonunda da Durusu‘da kamp yapıp, çadırda kaldık; bu da bir sonraki yazının konusu…
Gençlerarası Değişim Programı 2007
10 Tem
MD 118-E Yönetim Çevresi’nin organize ettiği Lions Gençlerarası Değişim Programı‘nda bu sene iki farklı kamp gerçekleştiriliyor.
Sekizincisi gerçekleştirilecek olan “Boğaziçi Gençlerarası Değişim Kampı” ve bu sene ilk kez yapılacak olan “İstanbul Kültür Kampı“nın katılımcıları yavaş yavaş ülkemize gelmeye başladılar.
Pazar günü sabahtan havalimanından Amerika’dan (North Carolina) gelen David‘i karşıladım ve bir günü beraber geçirdik. David’i havalimanından aldıktan sonra eve dönüş yolunda, İstanbul ile ilgili ilk yorumu trafiğin karmaşası ile ilgili oldu ve çok fazla korna kullandığımızı söyledi…
İki sene önce misafir ettiğim Meksikalı ve İspanyol gençlerde aynı şekilde trafiğimizin karmaşasından bahsetmişlerdi, daha önce aynı konudan bahsetmiştim.
Ayrıca Malzeme Bilimi Mühendisliği okuyan David’in bir diğer özelliği ise O’nun da bir LINUX (Ubuntu) kullanıcısı olması! :)
Bu sabah Estonya‘dan gelen Karin‘i havalimanında karşılayıp misafir kalacağı aile ile buluşturdum, yarın Makedonya‘dan gelecek Gjorgi‘yi, çarşamba günü ise Polonya ve İrlanda‘dan gelecek gençleri karşılayacağım. Büyük bir ihtimalle de cuma günü İtalyan misafirlerimizi yine ben karşılayacağım…
Estonya, Makedonya, Amerika, İsrail, İtalya, Ukrayna, Finlandiya, Danimarka, Polonya, Belarus, Japonya, İsveç, Hollanda, İspanya, İrlanda ve Almanya’dan gelecek olan gençlerle gerçekleştirilen kamp yaklaşık on gün sürüyor…
Malesef ancak ilk hafta kampta aktif olarak çalışabileceğim, seçimin ardından 23 Temmuz’da stajım başlıyor.
Osman Pamukoğlu ve Kan Uykusu
11 Kas
Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu 1993-1995 yılları arasında Hakkâri ve Kuzey Irak’da PKK’ya karşı verdiği mücadele ile terör örgütüne büyük bir darbe vurmuştur.
93-95 yılları arasında yapılan bazı operasyonları anlattığı Kan Uykusu isimli belgeseli mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum, çünkü orada yaşanılanlardan öğrenilmesi ve ders alınması gereken bir çok şey var.
Belgeselin tanıtımı için SKYTÜRK tarafından hazırlanan sitede programın tanıtımı şu şekilde yapılıyor;
Hakkari özelinde 1993-1995 yılları arasında yaşananları ele alıyor. Bir komutan ve binlerce mehmetçiğin destansı mücadelesini onların ağzından, ilk kez yayınlanan görüntülerle ekrana getiriyor.
SKYTÜRK‘de yayınlanan belgeseli izleyemeyenler (tekrarları yayınlanıyor) 10′ar dakikalık parçalar halinde YouTube‘da ya da tek parça halinde Google Video‘da belgeseli izleyebilirler…
İlki eylülde gerçekleştirilen ve KKTC ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş‘ın katıldığı Lions Düşünce Platformu‘nun ikincisi Osman Pamukoğlu‘nun katılımıyla geçen akşam gerçekleştirildi.
Osman Pamukoğlu‘nun Lions Düşünce Platformu’ndaki konuşmasından aldığım bazı notlar;
Cesaret ve özgürlük yoksa hiç bir devir yükselememiştir!
Savaş doğal bir afettir ve insanların aç gözlülüğünden kaynaklanmaktadır. Örneğin, Irak savaşı…
Halkın, hükümeti denetlemediği yerde özgürlük ve demokrasi yoktur!
Bingöl’de terhis olmuş 33 erin şehit edilmesini ve Irakta Türk askerinin kafasına Amerikalılar tarafından çuval geçirilmesini unutan toplum her ne olacaksa o olsun!
Ayrıca Osman Pamukoğlu, PKK ile mücadelede siyasi ve askeri birlikteliğin olması, güç birliği olması ve özel birliklerin kurulması gerektiğini vurguladı. “Eğer mücadele için özel birlikler kuramıyorsan, ölmeye devam edersin” diyen Pamukoğlu, sömürge ülkesi hal ve tavrında olduğumuz sürece PKK ile mücadelenin aksayacağını söyledi…
“Yaşam İçinde Sorumluluklarımız”
31 Eki
Nisan 2006‘da kurulması planlanan Leo kulübünün dün gerçekleştirilen 2nci tanışma toplantısında Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Kürşat Alnıaçık “Yaşam İçinde Sorumluluklarımız” konulu bir konuşma yaptı.
Tiyatro oyuncusu olması ve seslendirme yapıyor olmasından dolayı sesini çok çok iyi kullanıyordu ve kendisini dinlemek büyük bir zevkti…
Konuşmanın başlarında Nobel ödülü sahibi Alexis Carrel‘in bir söylevinden bahsetti,
“İnsanın olgunlaşması için mutlaka acılarla yoğrulması gerekir, çünkü o hem taş, hem de heykeltıraştır.”
…
Kendini ne kadar iyi yontarsa, hayatın darbelerine karşı o kadar dayanıklı olur. Bu cesaret ve öz güven gerektirir.
…
Ardından Confucius‘un bir diğer söylevi;
“İnsanlardaki üç büyük erdem: Cesaret, akıllılık ve dürüstlüktür.”
İdare edilecek üç şey:
Dilimiz, huyumuz, hareketlerimiz.
Sevilecek üç şey:
Cesaret, nezaket, yardım.Nefret edilecek üç şey:
Kin, kibir, nankörlük.İstenen üç şey:
Sağlık, dostluk, engin bir ruh.Uğrunda savaşılacak üç şey:
Şerefimiz, evimiz, memleketimiz.Düşünülecek üç şey:
Hayat, ölüm, sonsuzluk.
…
Sevgi, sevgi üreten bir güçtür. Eğer sevgimiz sevgi doğuramıyor ise, seven kişi olarak yaşamımızı ortaya koyuyor ama sevilen kişi olamıyorsak, sevgimiz güçsüz demektir.Kişi, uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar. Sevgi etken bir ilgidir. Eğer bu etken ilgi yoksa, sevgide yoktur
…
Karşılıklı hiçbir menfaat beklemeden sevmeyi, birbirimize güvenmeyi öğrenebildik mi? Ne kadar özverili, ne kadar toleranslı ve ne kadar bağışlayıcıyız? Birbirimizin eşit olduğunu, din, dil, ırk gözetmemeyi, mevki, kudret ve zenginliğin bir ayrıcalık yaratmadığını öğrenebildik mi? Birbirimizle samimi olarak dost ve arkadaş olabilmek için faziletli olma yolunda kendimizi yontmaya devam ediyor muyuz, yoksa dostluğu bir iş ortaklığı olarak mı görmekteyiz? Birbirimizle ve birbirimizin sorunları ile ne kadar ilgiliyiz? En önemlisi birbirimizi, kendimizi ne kadar tanıyoruz? Kötülükleri yenebilmek için sosyal sefaletlerin sebeplerini ve bunların ortadan ne şekilde kaldırılacağı konularını inceliyor muyuz? Hürriyet ve bağımsızlığı anlamlı hale getirmek için, dürüstlük, adalet, çalışkanlık ve kardeşlik ilkelerini ön planda tutuyor, hürriyetin olmadığı yerde adaletin de olmayacağını kavrayabiliyor muyuz?
“Sabır, tahammül, iyilik, doğruluk, sevgi, şevkat, tolerans, sağduyu, adalet, güven, tevazu ve sorumluluk tüm yaşamımız boyunca O’nu bulma yolunda bizimle olsun.”





