Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Lions/Leo
Leo Toplantısı
2 Eki

Nisan 2006‘da kurulması planlanan Leo kulübünün tanışma toplantısına katıldım. Eğer toplantılara ve seminerlere pek fazla aksatmadan katılabilirsem, yeni kurulacak kulübün ‘kurucu üyesi‘ olacağım…
Zaten önceden beri aklımdaydı, ve aşağıdaki davet e-postasını da alınca hemen katılıverdim :)
…
Sakın gelmemezlik yapmayın, ileride cok pisman olabilirsiniz :))
Yeni bir leo kulubune kurucu uye olabilmek gercekten cok onemli bir ayricaliktir. En azindan gelerek toplantilarimizin, ya da Leolugun size uygun olup olmadigini gormenizde, neler yaptigimizi ogrenmenizde fayda var.
Bu toplantiya gelen herkes tabi ki Leo olmak zorunda degil, son karar her zaman size ait.
Toplantıda yapılan konuşmalardan iki tanesini not almışım, hemen paylaşayım;
Birey olmanın şartlarından biri, sivil toplum kuruluşlarına üye olmaktır. Şuanda Türkiye’de sadece 1 milyon 250 bin kişi sivil toplum kuruluşlarına üye.
Leo, hayatın provasıdır.
Toplantı sırasında katılımcılara, bir Leo kulübüne üye olmanın kazandıracaklarının neler olduğu soruldu, ve genel hatlarıyla aşağıdaki cevaplar alındı;
- Sosyal çevre
- Sosyal sorumlulukları yerine getirmek, kişisel tatmin
- Kişisel gelişim, kendini geliştirme
- Ülkemizin tanıtımı
- Ortak sinerji, takım çalışması
- Hayat kalitesinin yükselmesi
- Kendine bir yol çizmek
- İş yaşamı fırsatları
Leo kulübüne üye olarak yukarıda sayılanların hepsine tabii ki sahip olunmuyor, her şey yine kişide bitiyor, fakat birey istedikten sonra bu maddeleri gerçekleştirememesi için bir engel de yok…
Bir sonraki aktivite ise 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı‘nda Vatan Caddesi‘nde resmi geçit töreninde yürüyüş yapmak, aynı gün öğleden sonra yine toplantı yapılacak…
Lions GAD – Veda Partisi
30 Tem

Eveeet… 18 Temmuzda başlayan Lions Gençlerarası Değişim Programı bu akşam yapılan ‘Veda Partisi‘ ile son buldu…
Lions 118-E Yönetim Çevresi tarafından gerçekleştirilen “Bosphorus Youth Exchange Camp“a 10′u aşkın farklı ülkeden, 25 genç katıldı.
İlk önce kamp koordinatörü, başkan vs. konuşmaların ardından, kampta emeği geçen kişilere plaketleri verildi. Ayrıca bu 25 genci evlerinde misafir eden ailelere de birer ‘teşekkür’ belgesi verildi…
Bu plaket, konuşma merasimlerinin ardından, katılımcı gençler bir çok gösteri sundular…
Türkçe şarkı söylediler, kendi ülkelerine özgü dans ve şarkılar söylediler, dansöz kıyafetleriyle göbek attılar ve skeçler oynadılar…
Ayrıca 3 gencin, ellerinde Türk bayrakları ve “Istanbul Not Constantinople” isimli parça eşiliğinde yaptıkları gösteri görmeye değerdi :)
Eminimki izleyenlerden bir çok kişi o anda şarkının sözlerine dikkat etmedi yada anlamadı, ama önceden bu parçayı bilen birisi olarak ben çok eğlendim…
Sözleri Jimmy Kennedy tarafından yazılan parçanın sözleri;
Istanbul was Constantinople
Now it’s Istanbul, not Constantinople
Been a long time gone, Constantinople
Now it’s Turkish delight on a moonlit nightEvery gal in Constantinople
Lives in Istanbul, not Constantinople
So if you’ve a date in Constantinople
She’ll be waiting in IstanbulEven old New York was once New Amsterdam
Why they changed it I can’t say
People just liked it better that waySo take me back to Constantinople
No, you can’t go back to Constantinople
Been a long time gone, Constantinople
Why did Constantinople get the works
That’s nobody’s business but the Turks
Bütün yapılan konuşma ve gösterileri kamera ile çekme görevi bana verildi, kamera elimde her geçen dakika biraz daha ağırlaşıyordu… Gösteriler bitince de ortalığın toparlanmasına yine yardımcı olduk…
Eğer mümkün olursa seneye ben de bu organizasyonda görev almak istiyorum, bakalım… O olmasa bile yine bir genci evimde misafir ediceğim… Kim bilir belki seneye ben bir Avrupa turu yaparım…
Lions GAD – Kamp Başladı
18 Tem

Lions – Gençlerarası Değişim Programı kapsamında, İstanbul Erkek Lisesi’nde uluslararası 25 gencin katılımıyla, kamp başladı.
15-18 Temmuz tarihleri arasında İspanyol Santiago Julio‘yu evde misafir ettik ve Türk aile yaşantısını görmesini sağladık…
İstiklal Caddesi, Tophane, Galata Köprüsü, Ortaköy ve Galatasaray Hamamı gittiğimiz belli başlı yerlerdi.
Yemek ve çevre konusunda pek fazla problem yaşamadı, sadece otobüs ve taksi şoförlerinin çok ‘deli’ kullandıklarından yakınıp durdu. Trafiğimizin çok karışık olduğunu, hem geçen haftalarda gelen Meksikalı arkadaşım hem de Santiago söyledi. Yemek konusunda tek sevmediği ise ‘Ayran’ oldu, çünkü İspanya’da bizim ayran olarak içtiğimizi onlar ‘şekerli’ olarak içiyorlarmış.
18-31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kampa 8 erkek, 17 kız katılıyor…
29 Temmuz’da ise veda partisi düzenlenecek, Santiago’yu en son orada tekrar görebileceğim…

Artemisa Geldi ve Gitti…
2 Tem

Daha önceden de blogumda yazmıştım, Meksika‘dan arkadaşım 28 Haziran Salı akşamı geldi ve kendisini bu sabah yolcu ettim… Bu süre içinde benim odamda kaldığından ve yoğun bir program yaptığımızdan bloga yazı yazamadım…
İlk günü tarihi yarım adada geçirdik, Aya Sofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı‘nı dolaştık. Akşamda mantı yemeğe gittik. Meksika mutfağı, biraz Türk mutfağına benzediğinden pek fazla bir yabancılık çekmedi. Zaten her şeyden tatmak ve denemek istiyordu.
Bana Meksika’dan getirdiği Tekila, çantasında kırıldığı için içemedik, ama bütün odamı Tekila kokuttu :)
İkinci gün ise, okula gittik ve bi dersime girdi, ardından kütüphaneye bıraktım ve kendi kendine takıldı. Ayrıca çıkıp, okulu da dolaşmış… Okuldan sonra Kadıköy‘den vapurla Beşiktaş‘a geçtik, yemeğimizi yedikten sonra Ortaköy‘de çayımızı içtik… Akşam ise Arte’yi Nevizade de rakı ile tanıştırdım :)
Üçüncü gün ise kendisini alışverişe vurdu, ilk önce Kapalı Çarşı ardından Akmerkez‘i dolaştıktan sonra akşam yemeğini boğaza nazır Kalender Orduevi’nde yedik.
Bu sabahta saat 9 uçağı ile Paris‘e uçtu, ardından da Polonya‘da kalıcak.
İyiydi, güzeldi, yorucuydu, eğlenceliydi, farklıydı….
Şimdi sıra 14 Temmuzda İspanya‘dan gelecek olan Santiago Julio‘da.
Lions – Gençlerarası Değişim Programı
15 Haz

Geçen sene Lions‘ın düzenlediği Gençlerarası Değişim Programı ile Almanya’da 15 gün aile yanı, 15 günde kamp olmak üzere bir ay geçirmiştim. Şimdi misafir konuk etme sırası bende, bu yüzden bu akşam Lions toplantısına katıldım ve İspanya’dan 83 doğumlu bir çocuğu misafir etmek üzere seçtim.
9-18 Temmuz tarihleri arasında bizimle, yani aile yanında kaldıktan sonra 18-31 Temmuz tarihleri arasında kampa katılacak. Kamp süresince İstanbul Erkek Lisesi‘nde konaklayacaklar ve İstanbul’un tarihi ve doğal güzellikleri görecekler.
1961‘den beri Gençlerarası Değişim Programı yaklaşık 80 ülkede gerçekleştiriliyor, ve bireylerin diğer toplumlar hakkında bilgi edinmeleri sağlanıyor. Bu şekilde ülkeleri ziyaret eden gençler tarihi ve doğal güzellikler haricinde aile yapıları ve yaşayış hakkında da büyük bir izlenim ediniyorlar. Böyle organizasyonlar bizim gibi yurtdışında reklamını adam gibi yapamayan, ve imajı çok yanlış bilinen bir ülke için çok yararlı ve gerekli.
Ben Almanya’ya gittiğimde yanında kaldığım ailenin bana sorduğu soru şuydu, “Neden sizin erkekler elleri arkalarında tespih sallaya sallaya, önden yürüyor da; kadınlar bütün torbalarla beraber arkadan yürüyor?” Eee, gel de çat-pat almancayla bu soruya cevap ver.
İnternet’de de çokça karşılaştığım bir durum bu, “Siz sarık mı takıyorsunuz? Erkekler türbanlı mı? 3 tane kadınla mı evleniyorsunuz? Kocasını aldatanı taşlıyor musunuz?”
Bu gibi sorulara en iyi örnek modern Türk aile yapısının, insanın nasıl olduğunu yerinde öğretmek.
Kampa katılan öğrenciler, program dahilinde Bahçeşehir’deki kaydıraklı havuza ve Efes’e götürülüyor; fakat Türkiye’de herkesin çarşaflı dolaştığını düşünüp, mayo/bikini ile denize girilmediğini varsayıp, mayosuz gelen gençler oluyormuş.
İstanbul Lisesi’nde ki kampa bu sene 16 kız, 10 erkek katılıyormuş, umarım sorunsuz bir kamp dönemi geçirirler… Bakalım biz neler yapıcaz İspanyol misafirimizle, bu ay sonuda zaten Meksikalı bir ziyaretçim olacak
We Serve – Hizmet Ediyoruz…
Artemisa Geliyor…
16 May
Geçen yaz Almanya’da tanıştığım Meksikalı Artemisa, 28 Haziran’da beni ziyarete geliyor…

Maksikadan, Paris aktarmalı uçakla direk İstanbul‘a geliyor, daha sonra uçakla Polonya‘nın Poznan isimli şehrine geçicek. Orada yine Almanya’da bizimle aynı grupta olan Ania ile takıldıktan sonra trenle Paris’e, oradan da yine trenle Malaga, İspanya‘ya geçicekmiş. Malaga’da da O’nu Lola karşılayacak (Lola’da Almanya’da bizimleydi) ve en son olarakta Madrid’e gidecek ve uçakla ülkesine geri dönücek.
Aslında hoş bir Avrupa gezisi yapıyor, değil mi? :)
Bugün telefon açtı konuştuk biraz, kendisini karşılayıp karşılamayacağımı sordu, ben de merak etmemesini söyledim… Daha önceden de Türkiye‘nin güvenli bir ülke olup olmadığını sormuştu, neyseki yazdığım e-posta ile kafasındaki ‘tehlikeli ülke’ imajını silebildim. Ama anladığım kadarıyla halen gereksiz bir ‘korku’ taşıyor…
Gelsin bakalım, misafir perverliğimizi bi gösterelim :)





