Okul

e-işkence

Bizim üniversitenin e-dönüşüm sistemi tam bir e-rezalet, tam bir e-işkence.

E-dönüşüm; notlarımı öğrenip, ders programını görüp, ders eklemek gibi okulla ilgili önemli bir sistemin adı.
Ama ne yazıkkı işlevini yerine tam anlamıyla yerine getiremiyor.

En son notların açıklandığı gün e-dönüşüm kilitlenince, akıl edip yeni sunucular açmışlar, artık tek bir sunucuya herkes yüklenmeyecek. Ne olacak? Herkes bütün sunuculara yüklenecek, bu seferde bütün sunucular işlemez hale gelecek!

Çeşitli sunuculara kullanıcıları ayrı ayrı gönderme işini en güzel YÖK, ÖSS sonuçlarını açıklamak için kullanıyor.

Bizim bu e-dönüşüm rezaleti, sunucunun kitlenmesiyle son bulmuyor.

Giriş sayfasında;

Tavsiyemiz MS Internet Explorer sürüm 5.5 ve üzerini kullanmanızdır

yazılı olmasına rağmen, “tavsiye” etmiyorlar, insanları zorluyorlar. Ekledikleri kod sayesinde Microsoft Internet Explorer haricinde hiç bir tarayıcıyı sisteme sokmuyorlar.

Firefox ile girmeye çalışınca da;

Bu uygulamanın çalışabilmesi için gezginciniz Microsoft Internet Explorer sürüm 5.5 veya sonrası olmalıdır.

Ilk başta tavsiye ediyorlardı, şimdide ise “olmalıdır” diyerekten mecbur tutuyorlar adamı.

Neyseki bir Firefox eklentisi sayesinde Firefox’u MSIE olarak tanıtarak, yerleştirdikleri bu saçma kodu kandırıp, atlatıyorum.
Ama olay bununla da bitmiyor ki.

Estetikten ve kullanıcı dostu olmaktan yoksun bir menü yerleştirmişler ve bunu JavaScript ile yapmışlar. Üstüne basınca, altında diğer menüler gözükecek diye, b.ktan bir şey hazırlamışlar.

Firefox menülerin yarısını açıyor, bi kısmını açamıyor.
Normal yazı bağlantıları (text link) yaparak bütün tarayıcıların problemsiz gösterebileceği bir sistem ortaya çıkarmak varken, bizimkiler rezil bir şey ortaya s.çmışlar.

Mecbur olarak menülerin altındaki linklerin nereye yönlendirildiğine bakmak için sayfanın kaynak kodunu açıp, gerekli bağlantıyı bulmak gerekiyor.

Topu topu 3dk’de yapacağım işlem için, 10-15dk araştırma yaptıktan sonra işlemimi gerçekleştirebildim.
E yuh diyorum, içimden geçen diğer küfürleri yazmıyorum artık…

Özet;
Kimse benim hangi siteye hangi tarayıcı ile gireceğime karışamaz, istediğimle girerim, kodlarla insanları zorlamanın bir manası yok. Kolaya kaçmak yerine, sistemi düzelt ey dangalak bilgi-işlem sorumlusu

Pierre Loti

Bugün okul çıkışı arkadaşlarımla Pierre Loti‘ye sonra da Sultanahmet‘de yemek yemeğe gittik…

Zaten hafta sonları Eminönü‘ne gitmekten nefret ediyordum, bundan sonra da Ramazanda Sultanahmet‘e bi’ daha s.kseler gitmem…

Her şeye rağmen arkadaşlarımla vakit geçirmek güzeldi

Daha önceden de Pierre Loti’ye çıkmıştım, ayrıca Fransız bir şahir olduğunu da biliyordum, fakat pek detaylı araştırmamıştım.

Pierre Loti, 1850-1923 yılları arasında yaşamış, Rochefort’ta doğmuş, ünlü bir Fransız roman yazarıdır. Denizci bir aileden gelen Pierre, çocukluğunda Latince, Yunanca ve İngilizce dillerini öğrenmiş ve 1865’de Deniz Akademisi’ni bitirmiştir.

Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir.

Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbul’u belki yerlilerinden daha fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde, kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbul’a övgü dolu yazılar yazmıştır. Eserlerinde aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır.

Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti, yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiye’yi yeni bir yurt olarak belirlemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, yazılarıyla hep Türkiye’yi destekleyen Pierre Loti, bu barışçıl ve içten bağlığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir.

Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye, adına saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve, sanatçı ve ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir. (kaynak)

Ayrıca meraklıları için, Wikipedia‘da Pierre Loti

Toplantının Ardından…

1. Türkiye Sistem Mühendisleri Buluşması 13-14 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi ve ben ancak son günkü konferanslara katılabildim.

Havelsan çalışanları tarafından Risk Yönetimi, Kazanılmış Değer Analizi, Lojistik, Konfigürasyon Yönetimi ve Sistem Testi gibi çeşitli konularda sunumlar yapıldı.

Katılımcı olarak Havelsan, Aselsan ve ayrıca savunma sanayisinde faaliyet gösteren diğer özel şirketlerin temsilcileri vardı…

Yeni kurulan ve yeni yeni gelişmekte olan INCOSE Türkiye Kolu‘nun gerçekleştirdiği bu toplantılar kısa aralıklarla devam edecekmiş. Ve bir sonraki toplantının Aralık/Ocak aylarında yapılması planlanıyor.

1. Türkiye Sistem Mühendisleri Buluşması

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı kuruluşu olan Havelsan A.Ş tarafından INCOSE Türkiye Kolu Nisan 2005′de kuruldu ve ilk toplantı 13-14 Ekim 2005 tarihlerinde Ankara‘da gerçekleştiriliyor.

Ben ise ancak Cuma günü katılabileceğim…

Yarın akşam yola çıkıp, geceyi Ankara’da geçirdikten sonra sabah toplantının gerçekleştirileceği ODTÜ İkizler Binası‘na gideceğiz… Büyük ihtimalle de Cumartesi sabahı tekrar İstanbula dönücem…

INCOSE nedir?

Endüstri, üniversite ve kurumsal kullanıcıların sistem mühendisliğinin tanımını, anlamını ve uygulamasını geliştirmeyi görev edinmiş sistem mühendislerinin toplandığı uluslararası profesyonel bir topluluktur.

INCOSE, 1990 yılında disiplinlerarası yaklaşımı geliştirmek, beslemek ve arttırmak, aynı zamanda başarılı sistemler elde etmek amacıyla kurulmuştur.

Toplantı duyurusu;

INCOSE Türkiye Kolu tarafından “1. Türkiye Sistem Mühendisleri Buluşması” 13-14 Ekim 2005 tarihlerinde Ankarada gerçekleştirilecektir.

12 Nisan 2005 günü Türkiye deki faaliyetlerine başlayan ITK daha etkili ve dinamik adımlar atabilmek için geniş katılımlı bir ilk toplantıyla nitelikli bir başlangıç hedeflemektedir.

Buluşmanın ana temasını Türkiye de yapılan sistem mühendisliği faaliyetlerinin ortak bir platformda paylaşılması oluşturmaktadır.

Türkiye de şu ana kadar yapılan ve yapılmak istenen Sistem Mühendisliği faaliyetleri için bir yol haritası ortaya koymak ve ortak bir sinerji ile hareket etmek de diğer bir amaçtır.

CAL Pilav Günü

Bugün Cağaloğlu Anadolu Lisesi Mezunları Geleneksel Pilav Günü’ne katıldım, eee, ne de olsa okulumuz…
Mezun olduktan sonra koptuğumuz, görüşemediğimiz çok adam oldu, birkaçıyla da olsa görüşmez güzel ve eğlenceliydi…
Sınıf olarak en çok eğlendiğimiz Lise-1 sınıfımdan çok çok az kişi vardı, yani tam kadro orada olabilseydik ne şebeklikler yapardık… Ama yinede diğer arkadaşlarla görüşmez, hal-hatır sormak güzeldi, pilavın kendisi ayrı bi güzeldi zaten ;)

Evlenecek arkadaşımızın düğün davetiyelerini almak ayrı bir olaydı zaten bizim için… Bana okadar uzak geliyorki evlenip, ev/bark sahibi olmak, insan affallıyor böyle bir şeyle karşılaşınca. E, ne diyeyim, mutlu olsunlar :)

Pilavımızı yiyip, ayranımızı içip, üstüne de tulumba tatlısını yiyince karnımız doydu tabiiki…
Okul bahçesinde durmaya devam etmektense, tam bir CAL klasiği yaparak Tophane‘ye indik. Herzamanki gibi tavladaki hünerlerimi gösterim, ayıptır söylemesi.

Madem CAL klasiği yapıyoruz, devam ettirmek lazımdı ve Tophane’den İstiklal Caddesi‘ne çıktık, Biracı‘da manzaraya karşı biralarımızı yudumladıktan sonra herkes evine…

Okulla ilgili websileri;
CAL Resmi Web Sitesi
CAL Mezunları
Öğrenci Forumu (Firefox Uyumsuz)