Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sinirlendim !
“Beni de Ara Başbakanım !”
16 Ara
Bugün okuduğum haber şu şekilde;
AKP binası önünde türban eylemi
Bir grup sivil toplum örgütü, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in ulusal bilim olimpiyatında dereceye giren lise öğrencisi Elif Büşra Doğan’ın sahneye türbanlı olarak çıkmasına sinirlenerek kendisine refakat eden öğretmenleri ile okul idarecileri hakkında soruşturma talimatı vermesini AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde protesto etti. Protesto gösterisine katılan türbanlı kızlar, “Beni de ara Başbakanım” yazılı döviz açtı.
Haberden de anlaşıldığı gibi kendilerinin de aranmaları istemişler, ama telefon numaralarını yazmamışlar oraya. Nasıl arayacak başbakanları onları?
Ayrıca bir diğer durum ise “dahi” anlamına gelen “de”nin ayrı yazılması gerektiğini bilmiyor olmaları. Kocaman döviz hazırlamışlar, gazetecilere bir güzel de poz vermişler.
Aferin onlara, başbakanları da arar zaten onları.
Yaz Saati Uygulaması ve TÜBİTAK
27 Kas
Blogumu uzun süredir takip edenler “Yaz Saati Uygulaması” hakkında yazdığım yazı dizisini hatırlıyorlardır, eğer okumamış olanlar var ise bu yazının sonundaki bağlantılardan eski yazıları okuyabilirler.
30 Ekim 2005‘de yaz saati uygulamasına geçiş saatlerini yanlış uyguladığımızı düşündüğümü belirtmiş, tatmin edici bir cevap için araştırmalara başlayacağımdan bahsetmiştim.
Bu araştırma ve soruşturma kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TÜBİTAK, Bilim ve Teknik Dergisi ve üniversite hocaları olmak üzere bir kaç yere başvurdum.
Bilgi edinme kapsamı içinde TÜBİTAK‘a sorduğum soru, TÜBİTAK’ın ilgi alanına girmediğinden cevaplanmamıştı. Belki cevap alabilirim umuduyla da Bilim ve Teknik Dergisi’nin “Merak Ettikleriniz” bölümüne de 3 defa sorumu sordum. Ancak hiç bir cevap alamadım.
Bugün Bilim ve Teknik Dergisi’nin “Merak Ettikleriniz” bölümünü dolaşırken Cemil Aksu‘nun sorduğu şu soruya rastladım;
Yaz ve kış saati uygulamalarında saatlerin hangi saatte geri ya da ileri alınacağını nasıl belirliyoruz? Örneğin bu yıl kış saati uygulamasına neden saat 4′te geçildi?
Ve Cemil Aksu çok şanslı ki sorusu Gökhan Tok tarafından cevaplanmış;
Türkiye, Avrupa Yaz Saati Uygulamasına katılan ülkelerden biri. Bu uygulama Mart ayının son Pazar günü başlayıp Ekim ayının son Pazar günü sona eriyor. Bu uygulama Mart ayının son Pazar günü 01:00:00 UTC’de (eşgüdümlü evrensel zaman), saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlatılır ve Ekim ayının son Pazar günü saat 02:00:00 UTC’de, saatlerin bir saat geri alınmasıyla sona erer. Saat değişiklikleri eşgüdümlü evrensel zamana (UTC) göre yapıldığından değişiklikler yerel saatlere göre farklı zamanlara denk gelmektedir. (Türkiye için 03:00:00 yerel saatte bir saat ileri ve 04:00:00 yerel saatte bir saat geri.)
Soru ve cevabı buradan da görüntüleyebilirsiniz.
Evet benim de yaklaşık 1,5 sene önce duymak ve öğrenmek istediğim buydu, ancak o zamanlar bu konuda belli bir kaynak ya da bilgi yoktu, Bilim ve Teknik’dekiler de belirsiz olan bir konu üzerinde kafa yormak istememişlerdi. Soruyu benzer şekillerde 3 defa sordum, kendi sitemin adresini verdim. Sorularım okudundu, TÜBİTAK’dan bloguma girişler yapıldı, ancak bir cevap gönderilmedi.
- Yaz Saati Uygulaması – 20 Ekim 2005
- Yaz Saati Uygulaması (2) – 16 Aralık 2005
- Yaz Saati Uygulaması (3) – 25 Mart 2006
- Yaz Saati Uygulaması (4) – 20 Nisan 2006
- Yaz Saati Uygulaması (5) – 25 Temmuz 2006
- Yaz Saati Uygulaması (SON!) – 9 Mart 2007
Beceriksiz Ticketmaster, Rezil Biletix
16 Eki
Biletix‘i satın alan Amerikan Ticketmaster şirketinin, Biletix üzerinde yaptığı büyük (!) yatırımı, dün Türkiye-yunanistan maç biletini satın almaya çalışırken öğrenmiş oldum.

Biletler saat 11.00‘de satışa çıkacağı için saat 10.50 gibi bilgisayar karşısına geçtim, ancak henüz “satın al!” butonu yoktu, onun yerine “yakında!” butonu vardı.
Adres satırında “eventCode=HAML2” yazan kısımdaki etkinlik kodu olan HAML2‘i alıp, satışa açık olan bir başka etkinliğin adres satırındaki kod ile değiştirip, henüz ‘resmi’ olarak satışlar başlamadan satın alma işlemine başladım.
En son adım olan kredi kartı bilgileri girme işleminden sonra sistem çöktü ve “Sayfamız yenileniyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin” yazan bir uyarı mesajı çıkmaya başladı.
Yoğunlukla karşılaşınca, “bakımdayız” mesajı yayımlayıp, girişlerin çoğunu bloke ediyorlar, girilse bile her adımda bir başka hata çıkıyor.
20′ye yakın ülkede hizmet veren ve en büyük e-ticaret şirketlerinden birisi olduklarını iddia eden Ticketmaster, iki eliyle bir şeyi doğrultamadı.
“Bakımdayız, daha sonra tekrar deneyin” mesajları, AJAX ve veritabanı hataları arasında bilet satın alma işlemimi gerçekleştirdim.
Bu durum, karaborsacıların ekmeğine yağ sürüyor, şöyle bir 10 dakika forumlarda gezerseniz herkesin bilet peşinde koştuğunu görürsünüz…
Gündemdeki Konular ve Yabancı Bloglar
12 Eki
Bildiğiniz gibi şu sıralar gündemdeki en önemli iki konu; Irak’a yapılacak sınır ötesi operasyon ve Amerika’da tartışılan/oylanan Sözde Ermeni Soykırımı.
Bu konularda yaptığımız ve yapacağımız her şey tüm dünyayı ilgilendiriyor ve durum böyle olunca yabancı blog yazarları da bu konuları işliyorlar.
Bu gün de daha önce defalarca yaptığım gibi çeşitli blogları okuyarak, başkalarının bizim yaşadıklarımız hakkında neler düşündüklerini öğrenmek istedim. Bazı şeyler o kadar komik geliyor ki, bizi bilmiyorlar, detaylı olarak tarihimizi bilmiyorlar, daha önce neler yaşadığımız konusunda hiç bir fikirleri yok.
Aylar önce Alper Kanat yabancı bir blogda Türkiye ile bir konuda yazılan bir yazıya karşılık vermişti, ama karşındaki kişinin sadece kendi yaşam seviyesinde seni değerlendiriyor olması, senin bakış açından bakamıyor olması en büyük problem.

Bir Amerikan blog yazarı KurdishMedia’dan aldığı ve direk yayımladığı bir yazıyı okudum, yazının içinde bildiğimiz ve daha önce defalarca duyduğumuz kendi fikirlerinden bahsetmişler, ancak içindeki şu kısımlar ne kadar doğru olabilir ki?
Why do Turks wants to acquire Iraq? It is very simple. Turks still teach in school that Mosul and Kirkuk are part of Turkey and should, therefore, be inside the Turkish borders.
Okullarda Musul ve Kerkük‘ün zamanında Osmanlı’nın olduğundan bahsediliyor, çünkü öyle. Ancak Musul ve Kerkük’ün Irak‘a bırakıldığı, Irak sınırları içerisinde olduğu da öğretiliyor. Siz Musul ve Kerkük’ün şuanki Türkiye sınırları içerisinde çizildiği bir harita gördünüz mü? Ama Hatay’ı Suriye sınırları içinde ya da Güneydoğu Anadolu’nun Irak sınırları içerisinde çizilmiş haritalarını görmüş olmalısınız.
… does the Turkish military not want this problem to be solved? Because the military benefits from drug trafficking …
Bu da bir başka iddia, bunu da ilk defa duymuş oldum. Gerçi alıntı yaptığım yazının içerisinde Türk Ordusu‘nu karalamak için bir çok iddia atılmış, ancak bunların hepsi yıllardan beri süre gelen iddialar, ancak hiç birinin bir kanıtı yok. “Güneş, balçıkla sıvanmaz” derler…
Yabancı bloglarda Sözde Ermeni Soykırımı hakkında yazılanlarla ilgili kısa bir yazıyı da daha sonra yazmayı düşünüyorum.
HaberTürk‘de yeni bir birlik, bütünlük göstergesi olması açısından ve en önemlisi şehit ailelerine yardım yapılması için bir kampanya başlatıyor. Bu kampanyada da Milli Takım ile birliktelik yapıyor; “Milli Takım Milli Kahramanlarının Yanında”
Her şey çok güzel ancak bu kampanya 17 Ekim Çarşamba günü oynanacak Türkiye-yunanistan maçı öncesinde gerilimi arttıracak gibi. Yunanlıların pkk’ya verdikleri desteği herkes biliyor, son verdiğimiz şehitlerden sonra zaten herkes pkk’ya lanet yağdırıyor ve bu olay yunanlıların başına patlayabilir.
Umarım maça bilet almamda problem çıkmaz ve bu atmosferi biz de yaşayabiliriz.
Yapboz Kaldırımlar, Aç-Kapa Yollar
5 Eki
Boğaziçi Köprüsü‘nden Avrupa yakasına geçtiğiniz zaman ki (O-1 numaralı 1. Çevreyolu) Mecidiyeköy çıkışını bilir misiniz?
Mecidiyeköy çıkışını kullananlar bilirler, bağlantı yolu aşağıya indiğinde ikiye ayrılır, biri direk viyadük altına, diğeri ise set üzerinden (Haliç Üniversitesi önünden) devam eder. Mekanı bilmeyenler için hikayenini buraları pek önemli değil…
İşte bu çıkış aşağıdaki harita da oklarla işaretlenmiş olan yer; (Google Maps’den görüntülemek için)

Oya Sokak yazılı olan yer ise Profilo Alışveriş Merkezi‘ne giden ve köşesinde Akbank olan sokak.
Şimdi bu bağlantı yolundan gelip, Oya Sokak’a girişi kapatmak için – iki hafta kadar önce – bir gece, yolun ortasına yüksek kaldırım taşları döşendi. Böylelikle O-1′den çıkıp gelenler Oya Sokağa dönememeye ve ilerideki bir başka yolu kullanmaya başladılar.
Oya Sokağa dönüşler ancak tek şeritten olduğu için akşam saatlerinde bu yoğunluğu kaldırmıyordu, ve O-1 Çevreyolu Mecidiyeköy çıkışında uzun kuyruklar meydana geliyordu, Oya Sokağa girişi kapatarak bu yoğunluğu azaltmak istediler sanırım.
Ancak öyle olmadı, bu sefer Mecidiyeköy’ün içi tamamiyle karıştı, uzun uzun sebeplerini anlatmaya gerek yok.
Geçen hafta içerisinde bu saçma uygulamadan vazgeçildi ve kaldırım taşlarının bir kısmı kaldırıldı ve asfalt döküldü, artık araçlar Oya Sokağa dönüş yapabiliyorlardı.
Buraya kadar her şey güzel, bir deneme yapıldı ve başarısız oldu diye düşünürken olay bir başka boyut kazandı…
28 Eylül Cuma akşamı saat 23.00 sularında üzerinde Büyükşehir Belediyesi yazan bir araç ve 5-6 görevli kaldırılan ara kaldırım taşlarının yerine yenilerini koyuyorlardı. Oya Sokağa giriş yeniden kapandı.
Ama 29 Eylül Cumartesi sabahı o taşlar yerlerinde yoktu! Yol yeniden açılmıştı, ancak gece taşları yerleştirenler asfaltı kazdıkları için küçük bir çukur oluşmuştu, yolun asfaltlanması gerekiyordu. Oya Sokağa girişler yine açıldı.
30 Eylül Pazar günü ise o boşluğa bu sefer otoban kenarlarına yerleştirilen bariyerler konmuştu. Oya Sokağa giriş gene kapanmıştı.
Fakat 1 Ekim Pazartesi, bariyerler kaldırılmış, yol asfaltlanmıştı! Oya Sokağa giriş yeniden açıldı.
Şimdi sürekli kimin neyi yaptığını takip edemedim, ancak Karayolları ve Büyükşehir Belediyesi arasında büyük bir anlaşmazlık var sanırım.
Bir haftasonunda yol 2 defa kapatılıp, 2 defa açılmıştı.
Oya Sokağa girişler şu günlerde açık, ama ileride ne olur bilinmez…
The House Cafe Rezilliği
9 Ağu
Geçen haftalarda Ortaköy The House Cafe‘de akşam yemeği yedik, herkesin ne yediğini ve hesabın ne kadar tutacağını az çok hesaplamış olarak hesabı istedim…
Fakat o da ne, 65 YTL fazla bir hesap gelmiş.
Çalışanların siparişleri yanlış getirmelerine asla kızmıyorum, tüm gün boyunca çalışıp, bir çok siparişi bir arada almak gerçekten de zor. Ancak yanlış hesap getirmek büyük bir problem.
Durum böyle olunca, hemen hesabı inceledim ve hatayı düzelttirdim, gelen garsonun “Yanlışlıkla fazladan eklenmiş, özür dileriz, geçirme değil, bu kadar yüksek geçirilmez zaten” benzeri söylemi de olayın tuzu biberi oldu.

Bu durumda tek anlam çıkıyor; The House Cafe, müşterilerine fazladan hesap keserek herzaman ‘geçiriyor‘.
Pek tatmin etmese de The House Cafe‘den gelen cevap;
Merhaba Ozan Bey,
Oncelikle boyle bir durumla sizi karsi karsiya biratktigimiz icin buyuk uzuntu duyduk. Konuyla ilgili arastirmalarimizi gerceklestirdik ve bu hatayi meydana getiren arkadaslar gerekli uyari ve cezalari aldilar. Tekrar sizden ozur dileriz. Bu konuyu bize iletme inceliginde bulundugunuz icin de tesekkur ederiz.
Sevgiler,
Halkla Iliskiler
The House Cafe






