Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sinirlendim !
Turkcell – Cepte Cevap (2)
30 Nis
Turkcell‘in Cepte Cevap isimli servisini ilk hizmete girdiği günlerde denemiş ve 31 Temmuz 2005′de konuyla ilgili bir yazı yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz.
Geçen hafta içerisinde bu yazıma aynı ve benzer IP adreslerinden dört farklı yorum geldi. Hepside bu servisin yararlarından, hizmetin kalitesinden ve öneminden bahseden dört farklı yorum.
İki gün aralıkla gelmiş olmaları, aynı yerden gönderilmiş olmaları ve sistemi övüyor olmaları doğal olarak “Cepte Cevap hizmetini veren kişiler mi bu yorumları gönderiyor?” sorusunu aklıma getirdi.
Yorumları yazan kişilerin Global Bilgi Çağrı Merkezi‘nden olduklarını ve Global Bilgi Çağrı Merkezi’nin de Turkcell ile işbirliğinin olduğunu öğrendim.
Evet, kendi verdikleri hizmet hakkında yazdığım yazıya cevap verme hakları tabii ki var, ancak bunu neden ‘gizli‘ bir şekilde ya da kendilerini tanıtmadan yapma gereği duydular acaba?
Eğer profesyonel çalışıyor olsalardı, sistemlerini doğru düzgün anlatan resmi bir yazı gönderirlerdi, ama malesef ‘müşteri‘ konumunda olan birisinin eleştirilerine seviyesiz bir şekilde yanıt vermeyi tercih etmişler;
Yani servise abuk sabuk sorular sorarak ve burdan aldığın cevapları beğenmiyip saçma sapan yorum yapmak mantıksız. Bence servisi kötüleyeceğine işine yarayacak şekilde düzgün kullanmayı dene ha ne dersin…
Hizmetlerini beğenmediğimi söyleyince doğal olarak sistemlerini övmüşler, ancak bir diğer sebep ise “Cepte Cevap” diye Google’da arandığında benim yazımın ilk sıra ya da yukarılarda çıkıyor olmasıdır.
Komik :)
Sakız Nasıl Çiğnenir? (2)
25 Nis
15 Nisan’da yazdığım “Sakız Nasıl Çiğnenir?” başlıklı yazımda “Sakız çiğnemeyi biliyor musunuz?” diye sormuştum…
Sakız üreticilerinin, toplum içerisinde sakızın nasıl çiğnenmesi konusunda eğitici görevi olması gerektiğini düşündüğümden kendilerine e-posta atarak fikirlerini sormuştum.
Bugün Falım ve First marka sakızların üreticisi Intergum firmasından aşağıdaki cevap geldi;
Sayın Ozan Güven,
Öncelikle bizimle iletişime geçtiğiniz için çok teşekkür ederiz. “Sakız” geleneksel olarak toplulumuzda erkeklerce çiğnenmesi “ayıp“, kadınlarca çiğnenmesi “hafif” olarak algılanan, ciddi ortamlarda (okul, işyeri gibi) saygısız bir davranış olarak nitelendirilen ve bu anlamda dirençle karşılaşan bir üründü.
Ancak özellikle son 5-6 senedir sakız endüstrisinde işlevsel anlamda (yemek sonrasında ağızdaki ph seviyesini artırarak diş çürümelerine karşı koruma sağlayan, karbonat içeren çeşitler sayesinde düzenli çiğnendiğinde dişler üzerinde plak oluşumunu engellemeye ve dişlerin beyazlığını korumaya yardımcı olan, stresi gideren, konsantrasyonu artıran, ağıza ferahlık veren ve ağız kokusunu gideren) ciddi teknolojik gelişmeler kaydedildi. Bu şekilde bu sosyal bariyerler aşılarak sakız günlük kişisel bakımın bir parçası olarak kabul görmeye başladı.
Biz sakız çiğneme adabını, genel anlamda yemek yeme adabı, konuşma adabı gibi diğer konuları da içeren görgü kurallarının bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle paketlerimiz üzerinde ya da tanıtım mecralarında “sakıza özel” başkaca bir uyarı yapmayı düşünmedik. Kişinin bireysel seçim ve toplumsal bilincine bıraktığımız bu konu hakkındaki görüşlerinizi ilettiğiniz için teşekkür ederiz.
Saygılarımla,
Intergum-Pazarlama Müdürü
Detaylı ve net açıklamaları için Intergum‘a teşekkür ediyorum, aynı soruyu Ülker‘e sorduğumda hazır ve geçiştirme bir cevap almıştım.
Sakız Nasıl Çiğnenir ?
15 Nis
Sakız çiğnemeyi biliyor musunuz?
Aşağıdaki soruların hepsine “hayır” cevabını veriyorsanız, doğru düzgün sakız çiğnemeyi biliyorsunuz demektir…
- Sakızı ağzınızı açarak mı çiğniyorsunuz?
- Sakızı çiğnerken çıkan tükürük vs. seslerini kendiniz duyabiliyor musunuz?
- Sakız çiğnerken konuşmaya çalışıyor musunuz? (Her iki işi aynı anda nasıl yapabilirsiniz ki?)
- Ağzınızda sakızla birlikte uyuyor musunuz?
- Sakız ağzınıza küçük geldiği için 2′den fazla sakızı aynı anda çiğniyor musunuz?
- Sakızınızı şişirip, balon yapıp, patlatıyor musunuz?
- Sakızınızı masa ve sandelye altlarına yapıştırmaktan ilginç bir haz alıyor musunuz?
- Sakızınızı sokakta yere atmaktan ve birisinin sakızın üzerine basıp, size küfür etmesinden hoşlanıyor musunuz?
(Toplum içerisinde sakız çiğnenmesi göz önüne alınarak hazırlanmıştır, tek başınızayken ne b.k yerseniz yiyin…)
Bir çok kişi sakız çiğnemeyi bilmediğinden, bu ‘öğretici’ görevini sakız üreticisi firmaların üstlenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple websitelerinde, reklamlarında ve özellikle sakız kutularının üzerinde çeşitli öğütler, öneriler sunmaları gerekiyor. Örneğin sakız kutusunun üzerinde “Sakızınızı ağzınızı açmadan çiğneyiniz.” şeklinde uyarı konmalı.
Bu fikrimi Vivident, Ülker ve Intergum firmalarına geçen hafta e-posta atarak bildirdim, şimdilik tek dönüş Ülker‘den oldu;
Sn. OZAN GÜVEN,
Nazik ve sıcak ilginiz için çok teşekkür ederiz.
Önerinizi memnuniyetle okuduk ve Ürün Yöneticilerimizle paylaştık.
Sizlerden gelen her türlü eleştiri, yeni fikir, öneri ve projeler daha iyiye ulaşma adına bizlere ufuk açmakta ve hep birlikte geleceğe yürüme azmimize güç katmaktadır.
Sağlık ve mutluluk dileklerimizle,
ÜLKER Tüketici Danışma Merkezi
Diğer firmalar herhalde kendileriyle dalga geçtiğimi sandılar ve ciddiye alıp henüz geri dönmediler…
Amaç Dışı Kullanım
3 Nis
MSN’de isim ya da rumuz yazılması gereken yere destanlar, şiirler, şarkı sözleri, özlü sözler yazanları anlayabilen var mı?
Bir de şimdi yeni moda oldu, “burdayım”, “şurdayım”, “ders çalışıyorum”, “varım”, “yokum” falan gibi mesajlarıda isimlerine yazıyorlar. Peki ozaman MSN’in “Durum” özelliğini ne için kullanıyorsunuz?
Adam durumunu “Meşgul” yapıyor, herhalde arkadaşlarının büyük çoğunluğu kuş beyinli, bu sebeple ismine de “meşgul” yazıyor.
Bazı şeylerin amacı dışında kullanılmasını hep yapıyoruz zaten..
Lavobaya ya da küvete işiyor musunuz?
Ha klozet, ha lavabo, ne fark eder ki? Aynı yere gitmiyor mu sonuçta?
Cep telefonuyla fotoğrafta çekiyorsunuz değil mi? Fotoğraf makinasını ne için kullanıyorsunuz?
Cep telefonu titreşiyor diye, onu vibratör olarak da kullanıyor musunuz?
Yaz Saati Uygulaması (SON!)
9 Mar
Gün ışığından yararlanmak amacıyla her yıl yaptığımız ileri/geri saat uygulamasındaki hatayı ilk olarak 30 Ekim 2005′de yazmıştım. Ardından zaman içerisinde konuyla ilgili gelişmelerden bahsettiğim beş yazı yazmıştım;
Yaz Saati Uygulaması – Basının hatalı bilgi verdiğini düşündüğüm ve hatanın ne olduğundan detaylı olarak bahsettiğim ilk yazım.
Yaz Saati Uygulaması (2) – Hatanın basında olmadığını, problemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘ndan kaynaklandığını anladıktan sonra bakanlıktan gelen ilk cevabı anlattığım yazım.
Yaz Saati Uygulaması (3) – İleri/Geri saat uygulamasını yapan Avrupa Birliği ülkelerinden örnekler verdiğim ve Avrupa Birliği’nin bu konuda aldığı karar metninin bulunduğu yazım.
Yaz Saati Uygulaması (4) - T.C. Resmî Gazete‘de önceki yıllar için alınmış kararı sunduğum ve 2007 yılı için ‘yeniden‘ karar çıkartılacağını ve belki bu kararda yanlışlığın düzeltileceğini umduğumdan bahsettiğim yazım.
Yaz Saati Uygulaması (5) – TÜBİTAK‘a bu uygulamanın nasıl olması gerektiğini sormuştum ancak kendi görev alanlarına girmediğinden aldığım ret cevabını yayımladığım yazım. Aynı yazıda Bilim ve Teknik Dergisi‘nin “Merak Ettikleriniz” bölümünede sorduğumdan bahsetmiştim, malesef herhangi bir cevap alamadım.
Yazılım Mühendisi Sayın İlhan Aysan‘da geliştirdiği bir web uygulamasında bu problemle karşılaşmış ve araştırmaları sonucunda bunun ‘yanlış‘ olduğunu farketmiş ve Kasım 2006′da benimle iletişim kurmuştu. Kendisine, benim başvurduğum yerler ve aldığım cevaplar konusunda bilgi vermiştim…
Bugün İlhan Bey’dan aşağıdaki e-posta geldi;
Merhaba Ozan Bey,
2007’yi kurala uygun geçireceğiz. Yapmis oldugunuz uyarilar ilgili yerlere ulasmis gorunuyor.
Iyi gunler,
Ilhan Aysan.
Karar: http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2007/03/20070307.htm
“BAKANLAR KURULU KARARLARI” basligi altindaki “2007/11698″ maddesi.
Ve işte belki de bu konuyla ilgili son yazımı yazıyorum…
İlhan Bey’in verdiğin bu adreste T.C. Resmî Gazete‘de 7 Şubatta yayımlanıp, yürürlüğe girmiş kararı görebilirsiniz.
Yeni kararda saatlerin 02.00′dan 03.00′a ya da 03.00′dan 02.00′a alınmasının yanlış olduğu fark edilmiş olup, düzeltilmiştir;
25 Mart 2007 Pazar günü saat 03.00’ten itibaren bir saat ileri alınması,
28 Ekim 2007 Pazar günü saat 04.00’ten itibaren bir saat geri alınması;
Ve işte yaklaşık 17 ayın sonunda, beklediğim karar ;)
Türk Hava Yolları Öğrenci İndirimi
7 Şub
Türk Hava Yolları (THY), uçuşlarında öğrencilere belirli oranlarda indirimler sağlıyor ve doğal olarak ‘öğrenciliği‘ belgelemek gerekiyor.
İETT‘de bildiğiniz üzere öğrencilere “İndirimli Taşıma Kartı” yani diğer adıyla “Paso” veriyor.
Fakat devletin bir kurumu, bir diğer kurumunun verdiği belgeye güvenmiyor…
İETT’nin verdiği İndirimli Taşıma Kartı ile THY’den indirimli bilet alamıyorsunuz.
Halbuki İETT’nin verdiği kartın üzerinde;
- Ad/Soyad
- Fotoğraf
- TC Kimlik Numarası
- Okul İsmi
- Yıl
- Doğum Tarihi
bulunuyor ve bu bilgiler THY için yeterli…
Durum böyle olunca THY’ye sordum;
İETT’nin ‘İndirimli Taşıma Kartı’nın kabul edilmemesindeki neden nedir?
Aldığım ‘aydınlatıcı‘ cevap ise şu;
Tasımacılık kuralları geregi ögrenci indiriminden yaralanabilmeniz icin okulunuzun verdigi 2007 yılına ait bandrol olan kimlik kartınız veya okulunuzdan aldıgınız yine 2007 yılına ait ögrenci belgeniz olması gerekmektedir.
Ben zaten bunu biliyorum, demekki taşımacılık kurallarında “paso kabul edilmez” diye bir ibare varmış…
Yakında cebimizdeki T.C. Nüfus Cüzdanı‘nı da tanımayacaklar…





