Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sinirlendim !
Birden Fazla GSM Hattı ???
2 Kas
Bu işten de nefret, nefret, nefret etmeye başladım…
Farklı farklı GSM operatörlerinden hatlar alıp kullananlara uyuz olmaya başladım, adamın 3 farklı şirketten 3 farklı hattı var, e çüş…
2 hattı olupta, iki hattın aynı anda kullanılmasını sağlayan aparatı kullananlar ya da yanlarında iki tane telefon taşıyanlara lafım yok. Ama birini kapatıp, diğerini kullananlar deli ediyor adamı…
Mesaj atacağım ya da arayacağım zaman hangi numarayı kullanacağıma neden tereddüt etmek zorundayım?
Kapalı olan hattına mesaj atıp ulaşmayınca, neden tekrar diğer hattına mesajı atmak zorunda kalayım ki?
Bir kişinin altına neden iki, üç telefon yazıp, telefonumun hafızasını doldurmak zorunda kalıyorum?
Bu gidişle yalnız bir hat kullananlara tapmaya başlayacağım yakında…
Dip Not: Onlar kullanmaktan vazgeçmeyecek, ben de onlardan nefret etmekten…
IRQ’lardan Nefret Ediyorum !
1 Kas
Geçen aylarda bi sabah açtım bilgisayarı, XP logosu çıkar çıkmaz resetlemeye başladı alet kendisini. Bir gece öncesinde sapa sağlam çalışan makine, bir anda çoştu.
Problemi çözmek için Safe Mode‘da açtım, ardından Safe Mode with Network Support ile açmayı denedim, öyle açılmayınca anladım ki olay ‘network‘ alakalı. Hemen çıkarttım ethernet kartını, XP güzel güzel açıldı.
Tekrar takma girişimlerimin ardından, elimdeki yedek ethernetle denedim yine olmadı, dedim slotda mı bir şey var. Slot değiştirdim, gene aynı sorun;
DRIVER_IRQL_NOT_LESS_OR_EQUAL
diyor ve NDIS.sys‘den bahsediyor…
O zaman pek uğraşamadan modemimi USB‘den bağlayıp, idare ettim. Son bir kaç gündür, olayın üstüne gittim…
Google ve Yahoo‘da aratmama rağmen, benimle birlikte aynı problemi yaşayan insanların sorularından başka bir şey bulamadım. Ortada bir çözüm yoktu!
Device Manager‘dan gizli olan donanımları göstermesini isteyince olay anlaşıldı. Onlarca ethernet kartı ve ne olduğunu bilmediğim sürüyle şey çıktı. Lanet şeyler, kaldırılamıyor da…
Açtım Safe Mode‘u, girdim Device Manager‘a, “kaldır” dedikçe bana;
Failed to uninstall the device. The device may be required to boot up the computer.
diyor. Kaldırıp camdan aşağıya atıyordum. Safe Modda açmışım, admin olarak girmişim, ama gel gör ki donanımları kaldıramıyorum !
En kökten çözüm, açtım Registry Editor‘ü, buldum bütün network kartlarını ve sildim parametlerini falan. Biliyorum çok sakat bir çözüm oldu, ama yapmam lazımdı.
Bu işlemden sonra XP, ethernet kartı takılıyken açılmaya başladı, en sonunda… Ama etherneti yanlış tanıyordu, driverlarını düzenlememe izin vermiyordu, ve bir yerden sonra gene IRQ problemi verip, beni delirtiyordu.
Daha fazla dayanamadım, direk formatlayıp, XP’i baştan kuracaktım…
Aldım bütün yedeklerimi, sonra aklıma geldi XP’i tekrar üstüne kurmak. (yine pek hoşlanmadım bu yaptığımdan)
XP üstüne, tekrar XP kurdum; ama ne oldu dersiniz? Kurulum sırasında hata verdi, canım windowsum benim…
Sonuca gelelim; uzun cebelleşmelerden sonra, XP ethernetimi adam gibi tanıdı, ben de biraz mutlu oldum…
Bir maceranın daha sonuna geldik…
Şeytan diyor, yaz kendi işletim sistemini, takıl rahat rahat ;)
Yaz Saati Uygulaması
30 Eki
Bizim basın adam gibi iş yapamıyor, heryerde saatlerin saat 02:00‘da bir saat geri alınması gerektiğinden bahsediliyor. Ben de daha önceden bir yerlerde okumuştum, aslında bu yanlış bir uygulama !
Avrupa Birliği kararınca (ve biz de uyguluyoruz) Avrupa ülkelerinde yaz saati uygulaması Mart ayının son pazar günü başlıyor ve Ekim ayının son pazar günü sona eriyor.
Bunun içinde kararlaştırılan saat UTC zaman diliminde 01:00 olarak belirlenmiş. Yani UTC olarak saatler 01:00′ı gösterdiği zaman ileri ya da geri alma işlemini uygulamamız gerekiyor.
Türkiye’de yaz döneminde UTC+3, kışları ise UTC+2 saat diliminde yer alıyor.
Buna göre yaz saati uygulaması olduğu zamanlarda saat 04:00‘da, olmadığı zamanlarda da 03:00‘da saatlerimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Örnekle açıklamak gerekirse;
27 Mart 2005, Pazar günü saat 03:00′da saatlerimizi 1 saat ileri aldık ve yaz saati uygulamasına başladık.
30 Ekim 2005, Pazar günü (yani bugün) ise saat 04:00′da saatlerimizi 1 saat geri almamız gerekiyor.
timeanddate.com adresinde de Türkiye için yazdıkları saatlerde benim dediklerimi doğruluyor.
Herhangi bir karışıklığa sebep olmadan, adam gibi standartlara uysak ne zararımız olur?
Aynı hatayı yapanlar;
ntvmsnbc.com
cnnturk.com.tr
hurriyet.com.tr
ve bir çoğu…
Grup mu? Peh !
24 Eki
Grup çalışması nedir, herkes bir şeyler yapar, destekler, grup olarak bir şeyler ortaya çıkartırsın, yok ama ben pek beceremiyorum bu ‘grup çalışması‘ olaylarını…
Herhalde benden kaynaklanıyor, büyük ihtimalle zaten öyle…
Benim içinde bulunduğum gruplarda çıkan sonuçları hiç bi’ zaman beğenmiyorum nedense, “off, süper oldu” dediğimi hiç hatırlamıyorum.
Ama kendim tek başıma bir şey yapınca, ondan daha fazla keyif alıyorum, daha çok içime siniyor.
Ayrıca grup çalışması hiç de verimli değil, herkesin fikrini alacaksın, her kafadan bi ses çıkacak, ooooo….
Sırf vakit kaybı! Tek başıma yapsam, kafama göre takılırım, yok “şu ne der”, yok “bu ne der” derdi olmadan…
Ölme eşşeğim, ölme…
2 kişi çalışsam da aynı, 10 kişi çalışsam da aynı…
En çok rahatsız olduğum ise, severek yaptığım işlerden bu yüzden tiksinmeye başlamam…
Sabancı Üniversitesi
9 Eki
Sabancı hatırası
Ermeni konferansı düzenleyen üç üniversiteden biri olan Sabancı Üniversitesi hakkında Öncü Gençlik Derneği’nin bir şikâyeti var…
Dernek, Sabancı Üniversitesi’nin okul ve kampus içinde Atatürk resmi ve heykeli bulundurmayan tek üniversite olduğunu bildiriyor. Bu tavrı protesto ediyor… Dernek üyeleri, üniversite yetkililerine bu tavrın nedenini sormuşlar… Aldıkları yanıt:
- İdeolojik sembolleri kullanamayız, olmuş.
Acaba Sakıp Sabancı hayatta olsaydı ne derdi?
Sakıp Bey‘in şu sözlerini ölümünden hemen sonra Milliyet’te Yaman Törüner yazdı:
- Para her şey değil. Kazandık. Şimdi ülkem için kalıcı bir şeyler yapmak istiyorum… Üniversite kurdum. Müze açtım. Vakıflar kurdum. Ülkemi yurtdışında tanıttım. Kitaplar yazdım, bildiklerimi herkesle paylaştım. Şimdi yeni bir şey yapmalıyım. Ülkemin ihtiyacı olan ve benim yapabileceğim kalıcı bir hizmet yapmalıyım. Artık, amacım para kazanmak değil. Kazanılan parayı ülkemin hizmetine sunmak. Dünyanın büyük şehirlerine birer Atatürk heykeli mi yaptırmalı? Bana öyle bir şey söyle ki, bütün gücümü ona harcayayım…
Sakıp Sabancı dünyanın büyük şehirlerine birer Atatürk heykeli yaptırmayı düşlerken… Kurduğu üniversite Atatürk’ü kapıdan içeri sokmuyor… İşte sözün bittiği nokta.
Bu yazı Melih Aşık‘ın bugünkü köşesinden alıntıdır. Sakıp Sabancı’nın söyledikleri ile ilgili habere (Nisan 2004) ise buradan ulaşabilirsiniz.
Atatürk resimlerini kaldırın çünkü ideolojik simge, andımızı her sabah çocuklara söyletmeyin çünkü ufaklıklar robotlaşıyor, İstiklal Marşının anlamını bilmeden haftada iki kez söylemenin ne anlamı var, değil mi?
İşte SİZler bu kadar dar kafalı yaratıklarsınız, ne diyeyim…
Sabancı Üniversitesi’nde bir de Atatürk Kulübü varmış, websitesinde yazdığına göre amaçları;
“Kemalist (Atatürkçü) ideolojiyi anlamak ve yorumlamak amacıyla kurulmuş bir düşünce topluluğudur.”
E bu adamlar okulda bültende dağıtıyorlarmış, ideolojik sembollere izin vermeyen üniversite yönetimi, nasıl olmuşda bu kulübün açılmasına izin vermiş, hayret… Biraz kendileriyle çelişmişler sanki…
Ne mutlu bana ki, kendi üniversitemde her sınıfta Atatürk resimleri var… Üzüldüm şimdi Sabancı Üniversitesi’nde okuyan ve bu duruma ses çıkarmayan zavallılara…
Türkçenin Doğru Kullanımı
6 Ağu
Sayın Alper Bey bugün kendi blogunda “Türkçe’mizi Koruyalım..!” başlıklı bir yazı yazmış, ve “…dilin kullanımı sırasında bir “yozlaşma” söz konusu.” diyor.
Bu ‘yozlaşmaya’ örnek olarakta, bugün NTVMSNBC.com‘da yapılan bir yazım yanlışından bahsediyor. Sürekli yanlış yazılan “sürpriz” kelimesi NTVMSNBC tarafından da ana sayfasında yanlış yazılmış. (Ekran görüntüsünü Alper’in yazısında var.)
NTVMSNBC sürekli yazım hataları yapıyor, madem konu bu siteden açıldı, bu da bir başka ekran görüntüsü.
(‘mağdur‘ kelimesinin yanlış yazımı…)
Geçenlerde Google yeni bir hizmeti kullanıma açmıştı ve ben de blogumda Google Moon başlığıyla bundan bahsetmiştim. Herzaman burada yazı yazarken yazım yanlışlarını minimum tutmaya çalışıyorum ve gerektiğinde sözlük kullanıyorum. Google ile ilgili olan haberi Milliyet de bir kaç gün sonra gazetede yayımladı.
Fakat haberde Ay fotoğrafları üzerinde zum yapılabileceği yazıyordu, ama ‘zoom‘ yazmışlardı.
Ben kendi yazımda açtım sözlüğe baktım doğrusu nedir diye, ama Milliyet muhabirinin ve yazı işleri müdürünün zekası bukadar çalışmadığı için ‘zoom‘ kelimesini kullanmışlar.
…
Google Moon hizmeti, Ay yüzeyine ‘zoom’ yapma imkânı sağlıyor.
Birisinin bunlara ‘zoom’ kelimesinin İngilizce olduğunu ve Türkçesinin ‘zum‘, ‘zum yapmak’ şeklinde kullanıldığını söylemesi gerekiyordu.
Bu gazetenin bir Okur Temsilcisi var, ama henüz ne b.ka yaradığını pek anlamış değilim. E-posta gönderip yaptıkları hatadan bahsettim, ama bir cevap gelmedi, bakalım belki bu Pazartesi gazetede yayımlanır… (hiç sanmıyorum ya…)
Blogun sağ tarafında “Desteklediklerim” başlığı altındaki doğru Türkçe kullanımı hakkındaki siteler;





