Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Spor
Kenan Onuk…
11 Tem

Yaklaşık 1,5 sene önce…
Nisan/Mayıs aylarında üniversitemizdeki kulüplerin düzenledikleri söyleşilerden bir tanesi…
Konuğumuz Hıncal Uluç…
Eğitim, spor, magazin gibi bir çok konuyla ilgili, çok eğlenceli bir söyleşi geçiyor…
Hıncal Uluç, sürekli o ilginç kahkahasını atıyor…
Her şey çok pozitif, çok zevkli, yüzler gülüyor…
Ve yine birisi bir soru soruyor…
- “Kenan Onuk, saçlarını maç için girdiğiniz bir iddia yüzünden mi sıfıra vurdurdu?”
Soru ‘eğlencenin’ bir parçası, çünkü Kenan Onuk Fenerbahçe, Hıncal Uluç ise Galatasaray taraftarı…
Hıncal Uluç, soru karşısında bir süre sessiz kaldı…
Yutkundu…
Gözleri yaşardı…
- “Çocuklar, bilmiyorsunuz… Kenan hasta… Programa kendisi devam etmek, sürdürmek istiyor, dinlenmesi lazım…”
Salonda büyük sessizlik…
Eğlence bir anda yerini üzüntüye bıraktı…
Söyleşi de bu soru ve cevap ile son buldu…
Daha sonraları NTV’de ‘90 Dakika‘ programını daha dikkatli izlemeye başladım…
Hastalığının ve tedavisinin gidişatını takip etmeye çalışıyordum…
Son zamanlarda, tedavinin etkisiyle gerçekleşen değişiklikleri farketmiştim…
Sürekli o programı izlemiyorum, fakat son zamanlarda denk geldiğimde Kenan Onuk’un artık sunmadığını gördüm…
Ki bu kötüye işaretti…
Ve kötü haber geldi…
Detaylar; ntv.com.tr
Bir Rüya: Almanya 2006
4 Haz
Bu akşam Türkiye – yunanistan maçı vardı fakat bilet fiyatları çok yüksek olduğundan dolayı maça gitmedim.
İnönü’de ki maçın biletleri 45 YTL ve 112 YTL’den satışa çıkarılmıştı, yuh ki ne yuh !
Tribünler dolumuydu? Evet, tamamiyle doluydu, peki tezahürat var mıydı?! Yoktu !
Hakem düdüğü çaldı ve büyük bir sessizlik ! Bu iş öyle bayrak/şapka dağıtmakla ve bayrak sallamakla olmuyor !
Takımı ateşleyecek adam gibi bağıran bir topluluk yoktu, çok yazık…
Burada tek suçlu TFF Başkanı Levent Bıçakcı ve O’nun ekibidir. Geçen gün TV’de canlı yayında “Maçlara takım elbiseli taraftar mı, yoksa bağıran/ateşli taraftar mı istiyorsunuz?” şeklindeki soruya “Her ikisine de ihtiyacımız var, takım elbiseliler ‘marka’ olmamıza yardımcı olacaktır” dedi.
Özetle, “sömürebildiğimiz kadar sömüreceğiz, tribünler bağırmasa da olur bizim için” dedi.
Bu akşam da gördük, 45 YTL’ye bilet alıp gidenleri…
Kaliteli maç yayınlarına alışınca Kanal D‘nin yayını iğrenç geliyor artık bana. Ekranda kullandıkları grafikler bile demode oldu artık, ama hala kullanmaktan vazgeçmiyorlar. Bir de İlker Yasin mümkünse artık futbol maçı spikerliği yapmasın, iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Gitsin gazetede yazı yazsın, kamera arkasında çalışsın ama anlatmasın.
Bu gidişle biz Dünya Kupası‘na da katılamayacağız gibi gözüküyor, ozaman da çok büyük ‘öküzlük’ olur bizim için, çünkü neredeyse kendi evimizde gibi oynayacağız Almanya’da. Ama artık bir ‘rüya‘ bizim için…
Getirecekler Fatih Terim‘i milli takımın başına, bak ozaman herkesin canına okuruz…
İstanbul – Final 2005
26 May
Bu akşam bi çok kişi gibi ben de Şampiyonlar Ligi finalini izledim, bol gollü bir maçtı, ve İstanbul‘un reklamını yapmak için çok büyük bir şanstı.

En sonunda adam gibi önem gösterdiler ve bir türlü problemleri bitmeyen Atatürk Olimpiyat Stadı‘nın bir çok eksiğini bu maç için giderdiler… Bazı yerlere yapılan yatırımların, yerlerinden sökülüp başka yerlere taşındığını çok gördük, umarım Olimpiyat Stadı‘na yapılanlar/eklenenler yerlerinden sökülmez!
Çok şık bir stadyum oldu, fakat henüz gidip göremedim, buradan stadın birçok fotoğrafını görebilirsiniz.
Bu arada stadyumu tanıtan bir websitesi yapmışlar, fakat fazlasıyla amatörce dizayn edilmiş, daha profesyonel kişilerle çalışarak, stadyuma layık bir websitesi hazırlanabilir.

Milan‘a biraz üzüldüm, ama aptallıklarına doymasınlar, sen 3 farkla öne geç, sonra da kupayı kaybet; yazık, çok yazık…
Neyse, bundan sonra da böyle kaliteli organizasyonların devam etmesi dileğiyle…
Kupa Bizim !
12 May

Goller:
16′ Franck Ribery (1-0)
25′ Necati Ateş (2-0)
38′ Deniz Barış (KK) (3-0)
42′ Fabio Luciano (3-1)
72′ Hakan Şükür (4-1)
89′ Hakan Şükür (5-1)
Ezik fenerliler ;)
Yarın sınavım da var, iyi moral oldu bu, iyi eğlendim, hehe… Yazık ya, insan acıyor bunların haline..
Telefonla bir fenerliyi aramanın, cepten mesaj atmanın benim için ne kadar büyük bir zevk olduğunu anlatamam :)
Azize başkana selamlarımla…
Ahh Efes Ah!
14 Nis
Euroleague‘de şerefsiz rum takımı panathinaikos, Efes Pilsen‘i 84-76 yendi, malesef. Zaten moralim pek iyi değildi, belki bu maçı izleyerek kendime gelirim diye düşünmüştüm, fakat ne oldu, rezil ettiler maçı… :(
Fark, Son çeyrekte yirmi sayıdan, altı sayıya kadar düştü, fakat yine de oyunu çeviremediler, ben de ekran karşısında çıldırdım. Başka bir milletin takımı olsa bu kadar üzülmezdim, ama yunanistan olunca iş değişiyor benim için, tam bir rum düşmanıyım…
İbrahim Kutluay bilmeyenler için söyliyeyim panathinaikos takımında oynuyor, ve bu maçta bir çok üçlük attı, tabii sonucunda ne oldu tahmin edin bakalım.
Sürekli olarak; anasına, ebesine, kendisine ve tribünde maçı izleyen Demet Şener’e bir sürü küfür edildi benim tarafımdan. Zaten İbrahim adam olsaydı Türkiye’de fenerbahçede oynamazdı…
En azından küfür ederek deşarj oldum ekran karşısında. Bu aralar Sayısal Loto oynuyorum, para çıkarsa uzun mevziili nükleer başlıklı füze alıp yunanistana sallıcam bir tane.
Özet;
Kızdım, çok kızdım!





