Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Televizyon
Okan Bayülgen’in Resmi Websitesi
26 Ağu
Okan Bayülgen‘in resmi websitesi okanbayulgen.com‘un açıldığı Disko Kralı’nın Facebook‘daki sayfasından duyuruldu.
Siteye ilk girdiğimde ön tanımlı olarak İngilizce içeriğin geldiğini ve Türkçe için de bi yere tıklamam gerektiğini sandım ama öyle değilmiş. Malesef sadece İngilizce olarak hazırlanmış.
Tamam, bu da Okan Bayülgen’in tercihi olabilir, TV haricinde yaptığı diğer işleri özellikle de yabancı ziyaretçilerine göstermek istemiş olabilir.
Ancak sitenin İngilizcesinde de sorunlar var. Örneğin menülerde “exhibition” kelimesi “exibition“, “personal” olması gereken kelime de “personel” olarak yazılmış.
Facebook’daki uyarıma şu şekilde cevap geldi;
“evet yanlışlıklar olmuş. düzeltelim hemen. teşekkürler”
Aydın Doğan vs Recep Tayyip Erdoğan
7 Eyl
Doğan Holding yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan ve Recep Tayyip Erdoğan (RTE)’ın tartışmaları bir çok kişide olduğu gibi bana da Cem Uzan ve RTE arasındaki kapışmaları hatırlattı.
Zamanında Cem Uzan’a olan ‘sempatim’ RTE’ye karşı kafa tuttuğu içindi, “düşmanımın düşmanı, dostumdur” misali.
Cem Uzan da kendi televizyonlarından parti propagandasını yapıyordu, RTE’ye cevaplar veriyordu, şimdi de Aydın Doğan aynı şekilde Kanal D‘de “Özel Söyleşi” ile Mehmet Ali Birand‘la RTE’ye cevap verdi.
Şuanda kanald.com.tr‘nin de “Server is too busy” hatası verip açılmıyor olmasının “Aydın Doğan Başbakan’ı Yanıtlıyor” isimli söyleşi ile alakası var mı bilemiyorum..
Bu şekilde kapışmalarının daha da devam edeceğini düşünüyorum, ancak Aydın Doğan’ın RTE ile başa çıkabilmesi için Cem Uzan gibi özel olarak hazırlanması, hitabını kuvvetlendirmesi gerekiyor.
Aydın Doğan söyleşi de karşı taaruza pek geçmedi, sadece kendisine yöneltilen ithamlara cevap verdi, RTE’nin benimle uğraşmasına gerek yok dedi, ülkenin yolsuzluk ve diğer problemleriyle birlikte uğraşalım vs. gibi uzlaşmacı cümleler kurdu.
Aydın Doğan sürekli benzer şeyleri söyledi;
- “Başbakan sapla samanı karıştırıyor !”
- “Bu siyasi şantajdır !”
- “Basit şeylerle uğraşıyorlar !”
- “Kısır anlayış !”
- “Hadi gelin beni hapsettirin !”
- “Tek gözlü medya ile demokrasi olmaz !”
- “Türkiye krallıkla mı, demokrasi ile mi yönetiliyor ?!”
- “Tehdit, şantaj, baskı yapıyorlar !”
RTE’nin Doğan Holding‘in sonunun Uzanlara benzemesi için hazırlık yaptığı, hukuka aykırı eylemleri ile ilgili dosya tuttukları ve yakın zamanda saldırıya geçeceklerini okumuştum ki Aydın Doğan da söyledi, “Dosya tutuyorlarsa bu şantajdır !”
Zaten Erdoğan’ın akrabası, kankası, eşi dostunun bulunduğu Çalık Grubu, Doğan Holding’in çeşitli sektörlerdeki rakibi konumunda, bu da ileriki günlerde benzer tartışmaları çok göreceğimizin en açık belirtisi…
Beyaz Melek Mahsun, Korsanlara Karşı
8 Kas
NTV‘den yayımlanan ve Çiğdem Anad, Müjde Ar, Pınar Kür ve Aysun Kayacı‘nın hazırladığı Haydi Gel Bizimle Ol programının bu akşamki konuğu Mahsun Kırmızıgül ve Ata Demirer.
Şuanda Mahsun Kırmızıgül, senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı Beyaz Melek isimli sinema filmini anlatıyor.
Konu döndü dolaştı korsan yayınlara ve telif haklarına geldi, ve Mahsun yeni çıkacak sinema filminde korsana karşı nasıl bir koruma uygulayacaklarını açıkladı.
Şöyle bir şey düşünmüşler, her sinema salonuna gönderilen kopyada, filmin belli sahnelerinde çeşitli şifreler gizlenecekmiş, böylece film korsana düştüğünde hangi sinema salonundan kopyalandığı belirlenecek ve yasal işlemler başlayacakmış…
Birincisi, madem böyle bir sistem geliştirdiniz kendi kafanızda, gizli tutsaydınız ve sonuca bir şekilde varsaydınız.
İkincisi, film dikkatli olarak izlenip, şifreler bulunup, oralara yamalar rahatlıkla yapılabilir. Herhalde şifreleri ekranın bir köşesinde siyah arkaplan üzerine, beyaz yazılacak şekilde belirgin olarak koymayı düşünmüyorlardır.
Ben olsam, beyaz rengin bol bulunduğu bir sahnede, beyaz ama etrafı beyaza yakın gri bir tonla çerçevelenmiş ve küçük yazı fontuyla şifreleri gizlemeye çalışırım.
Ancak, Mahsun’un korsan kopyada izleyip görebileceği bir şifreyi, korsan kopyayı hazırlayan da görebileceğine göre, mutlaka üzerleri yamalanır.
Yakın bir zamanda bir korsanı önlemek için yapılan başarısız bir çalışmayı hep beraber gördük; “Mavi Mürekkep”
Ayşe Kulin‘in Veda isimli romanı, fotokopide kopyalanamaması için mavi mürekkep ile basıldı, ancak 20 günlük bir süre içerisinde kitap korsan piyasasına düştü. Belki sistemi çözdüler, belki de oturup kitabın dizgisini baştan yaptılar, sonuç olarak korsana engel olamadılar.
Aysun Kayacı, fikri biliyor, Mahsun’a da güzel söyledi ancak devamını getiremedi, fikri savunamadı… Korsanla mücadele etmek için harcayacakları masrafı, fiyatı düşürmek için kullanabilirler. Ayrıca bu işe dur demeleri şimdilik güç, o yüzden müzik ile uğraşanlar konserlerden para kazanmaya çalışmalılar…
Özge Özberk
20 Oca
Televizyon ve sinemada boy gösterenlerin güzelliklerinin yanı sıra yaptıkları işlerindeki başarıları ve bunu sürdürmeleri de çok önemli.
Bir zamanlar Nehir Erdoğan‘ı beğeniyordum, ancak yeni favorim Özge Özberk…
Özge‘nin, “Çemberimde Gül Oya“, “G.O.R.A” ve “Babam ve Oğlum“daki başarılı oyunculuğunun yanı sıra çok da hoş gözleri var. :)
Şimdilerde ise Star’da ‘Geniş Zamanlar‘ isimli dizide oynuyor, fakat dizinin konusu ne ‘farklı‘ ne de ‘yenilikçi‘…
Ayrıca Bizimkiler dizisinde de Zeynep isimli karakteri oynamış, gerçi hatırlayamadım Zeynep kimdi diye…
Ancak kısa bir araştırma sonunda Şükrü ve Nazan‘ın oğlu Ali‘nin kız arkadaşı rolünü oynadığını buldum, ki hatırlıyorum hoş bir kızdı, bu durumda hayranlığımın baya eskilere dayandığını çözümledim :)
Bizimkiler’deki rolünü araştırmam sırasında burnunun estetik olduğunu öğrenmem biraz içimi acıttı ama olsun, küçük bir değişiklikten bir şey olmaz ;)
NTV ‘O’ An Kitabı
10 Oca
Oğuz Haksever, NTV‘de ‘Ve İnsan‘ isminde bir program hazırlayıp, sunuyor; izliyor musunuz?
‘Ve İnsan‘ programının içerisinde “O an” isimli bir bölüm var.
Dünyanın dört bir yanındaki haber fotoğrafçılarının çektiği ve ajanslarla dünyanın her yerine dağılan, hayatın içinden fotoğraflar yayımlanıyor…
Çiçek, böcek, manzara ya da stüdyoda yapılan çekimlerden çok; insanları, yaşayış biçimlerini aktaran ve en önemlisi ‘konuşan’ fotoğraflardan hoşlanıyorum.
‘O’ anı yakalamak çok zordur, emek ister, gayret ister ve bazen cesaret ister…
“Ve İnsan” programında ‘O’ An olarak yayımlanan fotoğraflar kitap haline getirilmiş, buradan inceleyebilir, benim gibi siz de satın alabilirsiniz.
Eğer haber fotoğrafçılığına ilginiz varsa, eğer dünyanın farklı yerlerinden insan yaşayışları hakkında küçükte olsa bilgi edinmek istiyorsanız, konuşan fotoğraflardan oluşan bu kitabı mutlaka edinmelisiniz.
Kitapda yaklaşık 90 fotoğrafçının çektiği, 128 tane fotoğraf bulunuyor ve her bir fotoğrafın yanında Oğuz Haksever‘in üç beş satırlık ‘o’ anı anlattığı yazı bulunuyor…
İnternet üzerinden sipariş verdim ve 7 iş günü sonrasında bugün elime ulaştı, tek problem satın alma işleminden sonra gönderdikleri saçma sapan e-posta mesajıydı…
Kitabın ön sözünden alıntı;
… ‘O’ anları bir büyüsünün bulunduğuna, fotoğrafın duygu zerrelerini yakalayan bir sanat olduğuna inanmanın eşiğinde dolaşmaktayım. Fotoğraf makineniz varsa bir deneyin isterseniz. Duygunun ağır bastığı veya kendinizi hislerinize bıraktığınız anlarda içtenlikle deklanşöre bastığınızda çizgilerin, şekillerin, renklerin, ama özellikle de ışığın size nasıl iltimas geçtiğini muhtemelen göreceksiniz.
Oğuz Haksever
TV’de Bir Uçak Kaçırma Hikayesi
4 Eki
Haberlerde izlediğiniz gibi Tiran-İstanbul seferini yapan THY uçağı bu akşam kaçırıldı ve uçak İtalya’ya iniş yaptı. Gelişmelerden habersiz olan ‘uzaylı’ yaratıklar eğer olayı bilmiyorlarsa buradan öğrenebilirler…
Ben televizyonu açtığımda uçak çoktan kaçırılmış, İtalya’ya inmiş ve korsanlarla görüşmeler başlamıştı. O yüzden haber kanallarından hangisi kaçırma haberini ilk önce duyurdu bilemiyorum.
Ancak NTV‘nin bütün kanallara fark attığını söyleyebilirim, çünkü uçağın içindeki Türk yolcu ile cep telefonu ile iletişim sağladılar ve canlı canlı bütün olan bitenden haberdar olduk.
NTV kendi duyurduğu haberi bile o anda düzeltme şansı buldu. İlk başlarda “yolcular uçağı boşaltıyor” diye haber verdiler ancak, türk yolcu kimsenin dışarı çıkmadığını ve uçağın boşaltılmadığını bildirdi…
Diğer kanallar, örneğin CNNTÜRK‘ün telefon bağlantısı yaptığı muhabir olayları yarım saat geriden takip ediyordu. Hatta olay yerinde bile değildi, büyük ihtimalle bilgisayarının başında ajanslardan gelen haberleri telefon ile Türkiye’ye bildiriyordu.
NTV’de canlı olarak uçağın içinden yaşananları dinlerken, diğer kanalların verdikleri artık BAYAT haber olmuştu bile…
Habertürk‘ü anlamak imkansız zaten, al başkasının görüntüsünü, izle diğer kanalları, yaz onlardaki alt yazıları olsun bitsin.. Böyle habercilik olmaz…
Peki ya Arnavut yolculara ne demeli? Uçaklarını kaçıran adamı alkışlıyorlardı… Belki de içlerinden bazıları İtalyayı başka türlü göremezlerdi…
Uçağı kaçıranlardan birinin ismi hemen açıklanınca, herkes Google‘a koştu, hemen adamın bir internet sitesinde fotoğrafı ve yazıları bulundu… İşte Google’ın nimetleri… Televizyonlarda yarım yamalakta olsa, yazıların tarihine dikkat etmeden sanki yeni bir yazıymış gibi aktarmaları da ayrı bir komediydi zaten.
Sen yazının tarihine dikkat etme, sonra kalk “Uçağa binmeden önce Papa’ya mektup yazdı” “Eylemini internetten duyurdu” vs. diyerek olayı saptır…
Diğer kanallardan 1 adım öne geçeceğim derken, bizlere yalan yanlış bilgiler veriyorlar…
Sunucu heyecanlanır belki, söylediklerini şaşırır, ama ekrandaki yazıları yazan bilgisayar operatörü neden heyecanlanıyor ki? CNNTÜRK‘de bir altyazı vardı, defalarca okumama hangi kelimeyi yanlış ya da fazla yazdıklarını anlayamadım. Sanırım 2-3 cümlenin karışımı bir şey ortaya çıkarmışlardı ve ortada ‘Türkçe’ yoktu…
Aynı haberle ilgili detayları çeşitli kanallardan aynı anda takip ederek hangisinin işini layıkıyla yaptığını kavrayabiliyorsunuz ve eğlenceli oluyor, tavsiye ederim…






