Televizyon

Turkcell – Yeni Reklam Filmi


Bu akşam televizyonda, Turkcell‘in şu ıssız adada geçen reklam filmini ilk defa izledim.

Reklam filminde; Haluk Bilginer, Gülse Birsel ve Oktay Yurtalan (nam-ı diğer Selo) ıssız bir adaya düşüyorlar ve kendilerini adada yaşayan çikolata renkli bi arkadaş karşılıyor…

Daha cep telefonundan Turkcell’in yeni hizmetini kullanamayarak e-postasını okuyamayan bu arkadaşa bir şekilde birisi adadan kurtulmanın formülünü gönderiyor.

Reklamın mantık hatalarını kurcalamaya gerek yok, kendilerine göre bir ‘espiri‘ yapıyorlar herhalde…

Diğer takıldığım nokta ise reklamın sonunda kaçıp giden yerlinin arkasından Haluk Bilginer “peki ya biz?” şeklinde bir soru soruyor.

Bu soruyu sormadan hemen önce, kamera arkasındaki suflörün sesini duyuyoruz. İllaki televizyonun sesini iyice yükseltip, dikkatlice dinlemeye gerek yok, rahatlıkla duyuluyor

suflör: Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan erkek

2 kelimeyi herhalde Haluk Bilginer gibi usta bir tiyatrocu aklında tutabiliyordur, ozaman suflöre ne gerek var?
Peki suflörü kullandınız, bari adam bağırmadan sesini duyursun, tanımda ne diyor; “… izleyicilere duyurmadan…”
Tamam, suflörün sesi kayda girdi, bunların montajcısı, ses teknisyeni cartı curtu yok mu, ya da bu reklamı hiç izlemeden mi yayına veriyorlar…
(abarttım mı? :p)

Ne biçim reklam filmi çekimidir bu, alla alla :)
Yaptığınız işe biraz önem gösterin, değil mi…

HBK, Türkiye’de Fotoğrafçılık

Okan Bayülgen‘in sunduğu Herkes Bunu Konuşuyor‘da bu akşam ki konu Türkiye’de Fotoğrafçılık idi. Profesyonel olarak fotoğrafçılıkla uğraşan konuklarla iki saatlik kısa sayılabilicek bir program oldu…

Canlı yayımlanan programda; moda fotoğrafçısı Hasan Hüseyin, model ve moda editörü olan Ece Sükan‘ın fotoğraflarını çekti. Kurulan küçük bir stüdyoda, 22 mega pixel dijital makine ile çekilen fotoğraflar direk olarak bir laptop’a gönderildi, ve oradan da televizyon ekranına…

Programda Yaşar Atankazanır‘ın söylediği bir kaç şey ilgimi çekti;

Yapılan bir araştırmaya göre portre çekimi yapan bir fotoğrafçının diğer tarzlarda yaptığı fotoğraf çekimlerinde sağladığı başarı %70 imiş… Fakat, doğa, vahşi hayvan, sualtı vs. gibi türlerde başarılı olan fotoğrafçıların, portre dalında sağladıkları başarı %40mış. Bunun sebebinide portre fotoğrafçısının çok daha fazla detaya dikkat ettiğinden dolayı oluştuğundan bahsettiler…

Photoshop gibi fotoğraf manipülasyon programlarındaki renklerinde hiç bir zaman doğadaki renk tonlarıyla birebir aynı olamayacağından bahsedildi…

Her fotoğraf türü için, farklı makinelerin, farklı ekipmanların kullanılmasının gerekliliği ve önemi üzerildi duruldu…

Kısa bir program olduğu için, pek fazla zevkini çıkartamadım doğrusu, konuların üzerine pek detaylı sohbetler olmadı busefer…

Programın başlarında altta fotofunclub.com websitesinin adresi verildi, ben de reklam arasında girip şöyle bi baktım, ve program bitince üye olurum ve fotoğraflarımı gönderirim diye düşünmüştüm. Fakat öyle olmadı, en ucuz üyelik için 40 YTL istiyorlar… YUUUH ! diyorum sadece… ;)