Ozan Güven
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
15 Kas
Bu akşam livestream üzerinden canlı yayımlanan Facebook basın toplantısında Facebook’un inovatif sistemi “Sosyal Gelen Kutusu” hakkında bilgi verildi.
E-posta ile alakalı bir hizmet kuracakları ancak hangi alanadı üzerinden bunu yapacakları tartışılıyordu. facebook.com mu yoksa fb.com mu? Ancak Facebook’un yaratıcısı Mark Zuckerberg basit bir e-posta hizmeti vermeyeceklerini, “Yeni Nesil Mesajlaşma” sistemi yarattıklarını açıkladı.
Sistem; kısa mesajları, e-postaları, anlık mesajlaşmaları (IM) ve facebok mesajlarını hepsini bir araya topluyor ve kesintisiz bir iletişim sağlıyor. Tüm görüşmeleriniz (SMS, IM ve E-Posta) arşivleniyor ve “Sosyal Gelen Kutusu”nu yaratıyor.
Yeni Nesil Mesajlaşmayı ise şu şekilde tanımladılar;
Her kullanıcı eğer isterse @facebook.com uzantılı e-posta adresine sahip olabilecek. Facebook ise kurumsal olarak kendi çalışanlarına @fb.com uzantılı e-posta adreslerini verecek.
Mark Zuckerberg, açılış konuşmasında eskiden istenmeyen e-postalardan (spam) kurtulmak için “beyaz liste” (whitelist) oluşturulduğunu bu sistem ile buna gerek kalmadığını söyledi, çünkü Facebook arkadaş listeniz “whitelist” görevi görüyor. Eğer isterseniz arkadaş listeniz dışındakilerden ileti almıyorsunuz, böylelikle SPAM en aza indirgeniyor.
Dilerseniz “Messages” grubuna dahil bir kişiyi, “Other” grubuna dahil edip, ana gelen kutunuza kimlerin dahil olacağını belirleyebiliyorsunuz.
Tüm haftaboyunca bu yeni sisteminin başta Gmail olmak üzere diğer tüm e-posta hizmeti verenleri yok edeceği tartışılmıştı, ve “Gmail Killer” olarak adlandırılmıştı. Ancak Zuckerberg, “Kimsenin Gmail ya da Yahoo hesaplarını kapatmasını beklemiyoruz” diyerek bunun e-posta kullanımını bitirmeyeceğini, e-postanın bu sistemin bir parçası olduğunu söyledi.
Sistemi davetiye sistemiyle kullanıma açıyorlar ve bir süre sonra herkesin kullanımına açılacak. Davetiye taleplerinizi http://www.facebook.com/about/messages/ adresinden yapabilirsiniz.
Ayrıca basın toplantısının başında Facebook’un 350 milyon kullanıcısı olduğu ve günde 4 milyar mesajlaşmanın gerçekleştiği bilgisi verildi.
24 Eki
Türk Hava Yolları‘nın TK-090 sefer sayılı uçuşu ile 8 Ekim Cuma günü Güney Kore‘ye gittim.
Cuma akşamı trafiğini hesaba kattığımdan ve gümrüksüz satış mağazalarında (duty-free shop) alışveriş yapacağımdan evden erken çıktım. Havalimanına gittiğimde check-in işlemi uçuşum için daha yeni başlamıştı ve sanırım ilk check-in yaptıranlardan biriydim.
THY check-in görevlisi sisteme giriş yapmadan önce ilginç sorular sormaya başladı;
Son soruya cevap verirkenki ses tonumdan açıklama yapma ihtiyacı hissetti;
Uçuşunuzla ilgili özel bir durum var da, ama önce bilgilerinize bakayım sistemden. (…) Online check-in yaptırmışsınız, uçakta yeriniz var, ancak bu uçuşumuzda fazla satış (over booking) yapılmış. Yarınki uçağımızla uçmak ister misiniz?
Eğer yarınki uçakla gitmeyi kabul ederseniz, herhangi bir başka dış hat uçuşu için hediye açık bilet verebiliriz. Ya da 450 Euro verebiliriz.
Ben olumsuz yanıt verince, yaklaşık bir 10dk ikna etmek için çabaladı ama nafile. Uçuş saatine kadar eğer uçmaktan vazgeçersem tekliflerinin geçerli olacağını, pasaport kontrolünden sonra bile fikir değiştirebileceğimi belirterek biniş kartımı verdi.
THY Fazla Satış – Overbooking Açıklaması
Havayolu taşımacılığında bileti ve rezervasyonu olmasına rağmen yolcular çeşitli nedenlerle uçuşlarına gelememektedir. Bu yolcuların (No Show) neden olduğu etkileri azaltmak ve tüm yolculara istedikleri uçuşta yer vermeyi sağlamak amacıyla, tüm dünya havayolları gibi Türk Hava Yolları da seferlerine zaman zaman “overbook” yani kapasite fazlası satış yapmaktadır.
Konuşmasından bu teklifi sadece Türk yolculara yaptıklarını, Kore’li yolculara böyle bir teklifte bulunmadıklarını anladım. Sanırım check-in işlemlerinde sona kalan bir kaç yolcu uçamadı…

Yarım saatlik rötarlı kalkışın ardından, 10 saatlik İstanbul – Seul uçuş sırasında kabin memurlarının disiplinsiz davranışları ile karşılaştım. Ayrıca nedense her servis yaptıklarında üzerime mütemadiyen bir şeyler düşürdüler.
Incheon/Seoul Havalimanına indiğimde pasaport kuyruğunda sona kalmamak için hızlı hızlı yürüdüm ve önlerde sıraya girdim. Ancak erken sıraya gireyim derken ülkeye giriş için bir form doldurmam gerektiğini atlamışım. Kimlik bilgilerim, kalacağım yer, telefon numaram, pasaport numarası vs. gibi bilgilerin yazıldığı formu doldurduktan sonra tekrar sıraya girdim.
Ben formu doldurana kadar Dubai‘den Emirates Hava Yolları ile gelenler çoktan sırayı doldurmuştu, benden sonra gelmelerine rağmen onlar form doldurmak için vakit kaybetmediler. Çünkü Emirates Hava Yolları doldurulması gereken formları uçuş sırasında yolcularına dağıtmıştı ve herkes hazır olarak pasaport kontrolüne gelmişti.
Pasaport kontrolünü geçip, bavulu altıkdan sonra da gümrükle alakalı başka bir form doldurdum, Emirates bu formu da yolcularına doldurtmuştu.
Bu form mevzusunu neredeyse haftanın her günü Kore’ye uçak Türk Hava Yolları’nın nasıl atladığını anlayabilmiş değilim.
Seul’de otele varınca bavulumu açtığımda ise kıyafetlerimin ıslak olduğunu gördüm, sanırım bavullar uçağa alınmadan önce korunaksız bir şekilde yağmur altında kalmış. Kirlenen gömleklerimi yıkattırdım, diğer eşyalarımından bazılarını astım, bazılarını da saç kurutma makinasıyla kuruttum.
Dönüş yolculuğumu ise TK-091 sefer sayılı uçuş ile 15 Ekim Cuma günü yaptım. Seul’deki en geç saatteki uçuşu (23.55) THY yapıyor.
Incheon-Seoul Havalimanında 21.30‘da gümrüksüz satış mağazaları (duty-free shop) da dahil olmak üzere tüm restorantlar ve mağazalar kapanıyor. Uçuş saatine kadar kimseciklerin olmadığı terk edilmiş bir havalimanında bekleyerek geçiriyorsunuz.

12 saatlik Seul – İstanbul uçuşu sırasında ise kabin memurlarının asık suratlarına ve servisdeki beceriksizliklerine tanık oldum.
THY‘nin reklamlarında kullandığı “Feel Like a Star!” ve ‘We are Turkish Airlines, We are Globally Yours” mottoları tamamen yalan…
29 Ağu
Google‘ın Youtube için kullandığı IP adresleri geçtiğimiz aylarda Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından engellenmişti. Google, ortak IP havuzundan Youtube için kullandığı bu IP adreslerini başka servislerine (Örneğin, Google Maps, Google Code, Google Analytics) kaydırınca Türk kullanıcılar olarak bu sistemlere bağlanmada güçlük çekmeye başlamıştık.
Halen de bağlantıda sıkıntı yaşayanlar varmış. Google tarafı da boş durmuyor ve Türk kullanıcıların maduriyetini en aza indirmeye çalışıyor, adlandırdıkları sunucu isimlerinden de belli oluyor; “kh-notblockedbyturkey.l.google.com”
[ozan@arch ~]$ host dl.google.com
dl.google.com is an alias for dl.l.google.com.
dl.l.google.com is an alias for kh-notblockedbyturkey.l.google.com.
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 72.14.209.136
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 72.14.209.190
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.67.91
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.67.93
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.67.136
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.67.190
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.77.91
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.77.93
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.77.136
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 74.125.77.190
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 64.233.163.91
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 64.233.163.93
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 64.233.163.136
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 64.233.163.190
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 72.14.209.91
kh-notblockedbyturkey.l.google.com has address 72.14.209.93
Sansürsüz bir İnternet için, İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform;
26 Ağu
Okan Bayülgen‘in resmi websitesi okanbayulgen.com‘un açıldığı Disko Kralı’nın Facebook‘daki sayfasından duyuruldu.
Siteye ilk girdiğimde ön tanımlı olarak İngilizce içeriğin geldiğini ve Türkçe için de bi yere tıklamam gerektiğini sandım ama öyle değilmiş. Malesef sadece İngilizce olarak hazırlanmış.
Tamam, bu da Okan Bayülgen’in tercihi olabilir, TV haricinde yaptığı diğer işleri özellikle de yabancı ziyaretçilerine göstermek istemiş olabilir.
Ancak sitenin İngilizcesinde de sorunlar var. Örneğin menülerde “exhibition” kelimesi “exibition“, “personal” olması gereken kelime de “personel” olarak yazılmış.
Facebook’daki uyarıma şu şekilde cevap geldi;
“evet yanlışlıklar olmuş. düzeltelim hemen. teşekkürler”
14 Ağu
12 Eylül’de gerçekleştirilecek olan halk oylamasında değiştirilmesi önerilen maddelerin tek seferde oylanacak olmasından dolayı HAYIR oyu atacağım.
Halk oylamasında neden HAYIR denmesi gerektiği için siyasi partilerin hazırladıkları broşürleri inceleyebilirsiniz;

Ayrıca tam olarak hangi maddelerin nasıl değişeceğini öğrenmek için de Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi Karşılaştırma Tablosu‘nu inceleyebilirsiniz.

22 May
Kemal Kılıçdaroğlu‘nun Cumhuriyet Halk Partisi‘nin 33. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan’a “Recep Bey” demesiyle bu hitap şekli fazlasıyla ses getirdi.
Twitter‘da kurultayı takip edenlerin “Recep Bey“i sürekli kullanmasıyla “Recep Bey” ve “Kılıçdaroğlu” kelimeleri Twitter’ın dünya genelindeki “En Trend Başlıklar” (Trending Topics (TT)) listesinde listelenmeye başladı. “Kılıçdaroğlu” bir süre sonra bu trend listesinden çıkmış olsa da “Recep Bey” bir süre daha listede kaldı.
Bu şekilde dünya genelinde Twitter kullanıcılarının da ilgisini çekti ve “What is Recep Bey?” diye soran bir İngiliz’e Türk kullanıcılar açıklamada bulundu, bunun ardından da “Recep Bey Nedir?” geyikleri dönmeye başladı;
Daha önceleri de Türk Twitter kullanıcılarının trend başlıklar altına bazı kelimeleri sokma çalışmaları olmuştu ancak ilk defa Türk kullanıcılarının tweetleri trend başlıklar altına girdi.
Tabii hal böyle olunca recepbey.com, recepbey.net ve whatisrecepbey.com gibi alan adları da hemen internet girişimcileri tarafından kayıt edildi.
“Recep Bey” söylemi “tayyeap” ve “RTE”nin yerine geçeceğe benziyor…