Ozan Güven
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
31 Ağu
Uzun zamandır yeni bir makinaya ihtiyaç duyuyordum, okulun bitmesi, askerlik falan derken artık zamanı gelmişti. Bir süre yaptığım detaylı araştırmalardan sonra ihtiyacımı karşılayacak şekilde aşağıdaki makinayı topladım;
Pek fazla CD/DVD ile işim olmadığından CD/DVD sürücüm yok, her şeyi USB bellekler ile hallediyorum. Durum böyle olunca, 32bit Arch Linux kurulumunu USB’den yaptım.
USB’den kurulum sorunsuz oldu, ancak NVIDIA’nın sürücüleri ile Xorg’u açmaya kalkınca aşağıdaki hataları alıyordum;
dmesg çıktısı;
NVRM: RmInitAdapter failed! (0×31:0xffffffff:1026)
NVRM: rm_init_adapter(0) failed
/var/log/Xorg.0.log çıktısı;
(EE) NVIDIA(0): Failed to initialize the NVIDIA graphics device PCI:2:0:0.
(EE) NVIDIA(0): Failed to initialize the NVIDIA graphics device!
(EE) Screen(s) found, but none have a usable configuration.Fatal server error:
no screens found
Bu sorunları gidermek için öncelikle BIOS’u güncelledim ve BIOS ayarlarıyla oynadım, sonra çeşitli kernel parametreleri ve farklı farklı NVIDIA sürücüleri denedim, ancak düzelmedi. Nouveau sürücüsü ile Xorg açılıyordu fakat tam verim alamıyordum.
Sıra donanımı kurcalamaya gelmişti, öncelikle TV kartını çıkartıp denedim ama bir değişiklik olmadı. Ardından sıra RAM’lere geldi, RAM’lerden birini çıkarttım ve çalıştı!
Sorunun bellek kolaçanı (memory remapping)’ndan kaynaklandığını varsayarak 64bit Arch Linux‘e geçiş yaptım ve 4GB RAM takılıyken, NVIDIA sürücüleriyle Xorg düzgün bir şekilde çalıştı.
[ozan@arch ~]$ uname -a
Linux arch 2.6.30-ARCH #1 SMP PREEMPT Mon Aug 17 16:06:45 CEST 2009 x86_64 Intel(R) Core(TM)2 Quad CPU Q9550 @ 2.83GHz GenuineIntel GNU/Linux
Arch Linux x86_64 yukarıda listelediğim donanımımla out-of-box çalışıyor…
13 Ağu
329. dönem olarak çevremden bir çok tanıdığım dün askere gitti. Alper ve Hüseyin‘in son blog girdilerinin başlıkları da aynı; “Askere Gittim, Geleceğim!”
Arkadaşlarımdan Alper İzmir’e, Mehmet Yalova’ya, Ogan ise Gelibolu’ya kısa dönem olarak gittiler.
Alper’i dün havalimanından yolcu ederken de elimden geldiğince onu rahatlatmaya çalıştım…
329′uncu Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sonuçları’nda dikkatimi çeken bir unsur oldu, 325. Dönem olarak askerliğimi yaptığımda bizim sınav sonuçlarında doğum yerlerimiz de yazıyordu, ancak 329. dönemler de yazmıyor.
Sanırım hangi ilden, nereye askere gönderildiğinin istatistiksel bilgisinin çıkartılmasını istemediklerinden böyle bir şey yaptılar.
Ayrıca sınav sonuçlarının açıklandığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın sayfası da güvenlik gerekçesiyle biraz daha geliştirilmiş, gerçi yine de işe yaramıyor.
323. dönemde askere gidenler, direk aday numaralarını girerek sınav sonuçlarına bakabiliyordu. Sınav sonuçlarında çıkan adresin sonundaki rakamları değiştirerek direk sayfayı açabiliyorlardı.
325. dönemde gidenler ise CAPTCHA uygulaması ile karşılaştılar. Önce onay kodu, sonra da aday numarasını yazarak sınav sonucunu görüntülüyorlardı. Yine de girilen adresin sonundaki aday numarasını değiştirerek CAPTCHA’yı atlayıp sonuçları görmek mümkündü.
http://pertem.kkk.tsk.mil.tr/yedeksubay/325/adaynumarası.htm
329. dönemde girenler ise biraz daha geliştirilmiş bir sistemle karşılaştılar. Yine onay kodu ve aday numarasını girmeleri gerekiyor, ancak bu sefer açılan sınav sonucundaki aday numarası kısmı şifrelenmiş;
http://pertem.kkk.tsk.mil.tr/yedeksubay/329rGaEgS10Agu/n1GYPydfyevym6ld45ybAZZe7JoA.htm
Bu şekilde bir adres olunca sonundaki kısmı değiştirerek başkalarının sınav sonuçlarına bakmak zorlaşmış, ama sadece zorlaşmış, imkansız hale gelmemiş.
Biraz kurcaladıktan sonra yine CAPTCHA’yı atlayıp, URL’de aday numarasını değiştirerek başkalarının sonuçlarına bakmanın mümkün olduğunu gördüm.
Her dönem biraz daha geliştiğine göre, 331. dönemde askere gideceklerinkinin çok daha gelişmiş olacağını düşünüyorum…
29 Tem
15-26 Temmuz tarihleri arasında, MD 118-E Lions Yönetim Çevresi’nin düzenlediği İstanbul Gençler Arası Değişim Kampları sona erdi…
18 farklı ülkeden (ABD, Kanada, Hongkong ve bir çok Avrupa ülkesi) gelen 41 yabancı genç, 5-15 Temmuz tarihleri arasında aile yanında kaldıktan sonra, 15-26 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen kampa katıldılar.
Onuncu defa düzenlenen “Bosphorus Youth Exchange Camp” ve üçüncüsü düzenlenen “Istanbul Culture Youth Exchange Camp“larını sorunsuz bir şekilde tamamladık.

Geçen yıl kampta yaşadığımız bazı sevimsiz olaylar çok şükür bu yıl yaşanmadı.
Üç yıldır yer aldığım organizasyonda değişmeyen tek şey sokaktaki hemcinslerimin tacizkar davranışları.
Kimisi motorsikletiyle kaldırıma çıkar, grubun içine dalar ve kızlara yanaşıp öpücük yollar. Kimisi arabayı karşıdan karşıya geçen grubun üstüne sürer, sonra ilerde durur, grubu bekler ve içindekiler grubu bir güzel süzer. Kapalıçarşı esnafı ise her sene aynı, satış yapmak için laf atmaları bir derece tahammül edilebilir ancak sözlü tacizleri ile rahatsızlık veriyorlar.
Panorama 1453‘ü gezerken karşılaştığımız kuran kursu grubundaki başları örtülü 6-7 yaşlarındaki kız çocuklarının durumunu soranlara cevap vermek ise en zorlandığım anlardan biriydi.
İstanbul ve Türkiye‘ye hayran kalarak evlerine dönen kampçıların Facebook’daki bazı iletileri;
- Topias: Campers, what would you think if we just decided to go back to Istanbul? ♥ and what about staff? Would that be OK? :))
- Triin: I would like to thank you everybody for everything! I had a wonderful time in Istanbul, I’ll never forget it! I’m looking forward to see you guys again! Miss ya ♥
- Virág: i just wanna say THANKYOU to everyone i met in istanbul, it was an unforgettable journey for me!! thankyou guys, because YOU made it soo fantastic!!i hope we’ll meet again and you’ll come to hungary!! =))
- Henning: we had a great time in Istanbul! and i really miss it and especially the camp and you guys, now that i am home. i ve met so nice people and friends, so i am looking forward to meet you again! i am sure we will! so see you guys! :P :*
- Kali: misses everyone, I hope that I can see you guys again. Camp with everyone including the staff was amazing a great experience :)
- Eva: is still sad, when I think of you great guys! I love you all so much and I hope, we will see us in the future (maybe in Austria or in another country)! You are in my heart and i’ll never forget you! Thank you all, especially our great staff, for these wonderful days in Turkey! Love, kisses and hugs to you!
- Margherita: i miss istanbul!!!!!!!
- Stephanie: it’s not goodbye, it’s ‘see ya later’. Thanks for the best time in Turkey!
- Enrico: I cryed thinking you guys…The camp it’s finished but I really hope that our friendship it’s not finished because I love you guys and you will be forever in my heart and so I’ll never forget you! So no good byes! I’ll wait you in Italy, whenever you want :) Thanks for everything to our great staff members and all people that made this experience a wonderful experience! Thank you so much! =) ♥♥♥
- Dora: Thank U everybody for the most perfect days ever! I will miss U! Istanbul ♥
- Marcin: is back. And in love. With Istambul:)
- Signe: Türkiye – Miss you!
- Emily: Say Goodbye to everyone in Turkey! =( I will miss you guys a lot!!!!!!! thanks for loads of happy memories and you guys are always in my heart see you in HK!!!!! =)
- Anton: Oh my god! It kills me to see all theese pictures and films.. Miss u all so much!!! I’m going for a reunion next summer wherever it is, och jag hoppas att jag träffar några av er innan det ;) This Sunday was no goodbye, this camp was a big hello :) It was 10 wonderful days! Hope we all will stay in touch so that I’ll see you guys soon again :) missu….
Bundan 2 yıl önce kampa katılan İrlandalı bir genç ülkesine dönünce okulunda Türkçe dersleri almaya başladı, sonrasında özel bir kursa katılıp İstanbul’a Türkçe dersi almaya geldi. Yine aynı yıl kampa katılan Makedonyalı bir genç bu yıl yine kampımızda “görevli” olarak çalıştı. Bunlar gibi bir çok örnek var, kampımıza katılan bir çok genç sonraki yıllar tatil için Türkiye’ye gelmeye devam ediyor.
Koştum, tartıştım, yük taşıdım, tırmandım, çöp topladım, uykusuz kaldım, kilo verdim, üzüldüm ve sinirlendim ama eğlendim. Eksiklerimiz, hatalarımız vardı ama kampçıların yukarıdaki iletilerini görmek beni ve eminimki tüm görevli arkadaşlarımı mutlu ediyordur…
İyisiyle, kötüsüyle bir kamp daha bitti.
6 Tem
Bugün bindiğim Phileas Metrobüs; Zincirlikuyu yönünde köprü çıkışındaki rampayı ağır ağır çıkıp, metrobüs yoluna girdikten hemen sonra (saat 13.15) arızalandı.
Araçtan “pısssssssss” diye bir ses gelmesinin ardından motor durunca bir daha harekete geçirmek nasip olmadı. Zavallı İETT şoförü, 2-3 sakin denemenin ardından sinirli bir şekilde bir kaç deneme daha yaptı. Ama nafile…
Bu deneme süresi 3-4 dakika ile sınırlı, ama arkamıza 4 tane metrobüs dizilmişti bile.
Ne diyor AKP‘liler, “Durmak Yok, Yola Devam“, bu lafı içimden geçirip bol bol küfür ederekten metrobüsten inip, öğlen sıcağında Zincirlikuyuya kadar yürüdüm. Ben Zincirlikuyuya metrobüs yolundan yürüyerek vardığımda, ki bu yaklaşık 15-20 dakikaya tekabül ediyor, arkamdan 1 tane bile metrobüs gelmedi.
Bu metrobüs olayında en sinirimi bozan şey ise eskiden 1 bilet ücretiyle gittiğim yere artık daha pahalıya gidiyor olmam. Hem daha fazla ücret ödeyeceğim, hem de bu rezilliği çekeceğim.
Hey, Phileas, ananı da al git İstanbuldan!
29 Haz
Sürekli elektronik posta ile gelen zincir mektuplardan sonra bugün normal posta yoluyla “Sevgi İle Her Şey Mümkün” başıklı zincir bir mektup geldi.
Zarfın üstüne ismimi ve adresimi yazarak 25 Haziran’da Şişli‘den göndermişler. Mektup ise daha önceden yazılmış bir mektubun fotokopisi.
İçerik olarak alıştığımız şekilde; bu mektubu 95 saat içinde elimden çıkarmam gerektiği, bunun bir şaka olmadığı, zinciri bozmayanların isimleri ve kazandıkları paralar, kaç kopya göndermem gerektiği, zinciri bozanların başına gelen kötü olaylar ve para göndermemem gerektiği anlatılıyor.
SEVGİ İLE HERŞEY MÜMKÜN
Bu kağıt size şans getirmek için yollanmıştır. Orjinali NewEnglandadır. Dünyayı 9 kez dolaşmıştır. Şimdi gene size yollanmış bulunuyor. Mektubu aldıktan sonra 4 gün içinde yollanması şartı ile şansın yüzünüze güldüğünü göreceksiniz. Bu bir şaka değildir. Onu postadan alacaksınız. Şansa ihtiyacı olduğuna inandığınız kişilere bu mektubun kopyasını yollayacaksınız. Kaderin fiyatı olmadığı için kesinlikle para göndermeyiniz, bu mektubu kendinize saklayınız. Aldıktan 95 saat sonra elinizden çıkması gerekir. (…)
Bu giriş paragrafından sonra kimlerin neler kazandığını ve neler kaybettiğini anlatıyor, 2 tane Türk’ün ismi geçiyor;
Muhasebeci olan Şahin Sarı 20 kopyayı postaladıktan sonra aldığı bilete 1.000.000.000 piyango kazandı. Emine Erenler adındaki temizlikçi kadın çöpte bulduğu mektuba inandı. Piyangolardan üst üste 30.000.000 TL kazandı.
Internette araştırınca gördüm ki mektupda adı geçen muhasabeci Şahin Sarı gerçek biri. Şahin Sarı, Milli Piyango‘nun tarihinde ilk kez, yılbaşı çekilişinde, 1 milyarlık ikramiye verdiği 1986 yılında, bu ikramiyeyi tek başına kazanmış.
Gerçek bir olayın mektupda geçiyor olması da mektuba olan inandırıcılığı arttırmak için olsa gerek.
Farklı yerlere, farklı şekillerde adres verdiğimden bu mektubu gönderenin adresimi nereden aldığını tahmin ediyorum.
Sonuç olarak bu zincir mektuba birisi inanmış ve en az 15 TL‘sini bu mektupları göndermek için harcamış. Burada tek bir kazan var, o da PTT.
Acaba bu işte PTT’nin bir parmağı olabilir mi? Neden olmasın?
Mektup, zinciri bozan bir kişinin 9 gün sonra öldüğünden bahsederek bitirilmiş.
Ben de zinciri bozuyorum…
7 Haz
1-2-3 Aralık 2008 tarihlerinde yapılan 325′inci Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sınavı‘nın sonuçları 10 Aralık 2008 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın web sitesinde yayımlandı.
47000 yükümlünün girdiği sınav sonrasında, kuvvetlere göre bakıldığında en çok askeri %60.4‘lük oran ile Kara Kuvvetleri almış;

Sınıflara göre dağılıma bakıldığında ise sınava girenlerin yarısının piyade olarak sınıflandırıldığı görülüyor.

Statüye göre bakıldığında ise yedek subay olanların sadece %4‘lük bir kısım olduğu görülüyor, geri kalan kısım ise er statüsünde kısa dönem olarak askerliğini yaptı.

Aşağı yukarı her celp döneminde benzer şekilde dağıtımlar gerçekleştiriliyordur, önümüzdeki dönemlerde vatani görevini yapacak arkadaşlar bunlara bakarak kendileri için bir çıkarım da bulunabilirler.