Ozan Güven
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
22 May
Rimi Rimi Ley patladı ! Hemde öyle, böyle değil, 24 katılımcı ülke arasında 13. olduk malesef…
Zaten aldığımız oylarda ‘siyasi’ ya da ‘dostluk’tan dolayı, yoksa şarkının ya da sahne performansının yüksek olduğundan dolayı almadık 92 puanı. Eurovision‘nun bir şarkı yarışması olduğunu söylecek olana bi tarafımla gülerim… Cem Yılmaz’ın reklamda dediği gibi, “Tamamen duygusal”, “Tamamen siyasi“…
Yunanistan‘ın ne şarkısını, ne de sahne performansını, ne de şarkıcının fiziksel güzelliğini beğendim, fakat adamlar aldıkları haksız oylar sayesinde birinci oldular. Zaten 2003′de bizim birinci olmamızdan sonra, illaki onların da birinci olması gerekiyordu.
Nasıl oldu da bize 0 (sıfır) puan veren Yunanistan’a biz 12 puan (en yüksek) verdik?! Diğer ülkelerden insanların söylediği tek şey var, “Türkiye, sadece Avrupa Birliği‘ne girebilmek için Yunanistanla dost olmaya çalışıyor” Türkiye’den verilen oyların halkın fikrini yansıtmadığını, bu işin içinde bir iş olduğunu düşünüyorum. Kulağa ‘komplo teorilerisi‘ gibi geliyor olabilir, ama olmayacak şeyde değil !
Bütün ülkelerin aldıkları puanları, ve Türkiye’ye verilen puanları görmek için eurovision.tv sitesine bakabilirsiniz.

Ben oyumu İsrail‘den yana kullandım, çünkü hem müzik olarak beğendim, hem de Shiri Maimon‘u (İsrail’in temsilcisi) fiziksel olarak beğendim. Yunanlı Helena Paparizou ise hem çok kısa, hemde gözleri Maimon’un ki kadar güzel değil.
Dikkatimi çeken diğer bir konu ise diğer ülkelerden oylama sonuçları verenler ya manken, ya da daha önceden Eurovision’a katılmış şarkıcılardı. Neden bizden Sertap Erener ya da başka birisi bu sonuçları vermedi? Hani şöyle bi izlerken aklıma geldi…
Yarışmada dikkatimi çeken bir diğer olay ise neredeyse bütün ülkelerin sahnede davul kullanıyor olmasıydı. Belki davul haricinde bir isim veriliyordur ama ben bilmiyorum. Herkesde bir tokmak, sopa, davul, varil gibi malzemeler vardı. Romanya, zaten içinde zehirli atık olduğundan şüphelendiğim büyük sarı varillerle sahneye çıkmıştı.
21 May
Bu akşam Eurovision 2005‘in finalleri var, ve saat 22:00′de TRT’den canlı olarak yayınlanacak. Henüz bütün yarışmacı ülkelerin parçalarını indirip, dinleyemedim, o yüzden kafam da bir favori yok şimdilik.

Yalnız bizim “Rimi Rimi Ley“den pek memnun ve umutlu değilim, barajı geçemeyecek ve malesefki seneye finallere direk olarak katılamayacağız. Umarım yüzümü kara çıkartırlar, ne diyeyim…
Eurovision resmi websitesinde, ismi “Rimi Rimi Ley” olan parçanın adını “Love Will Find a Way” şeklinde yazmışlar… Saçma sapan bir isim olunca, adam gibi bir isim koyma gereksinimi duydular demekki.
Herneyse, Gülseren‘e finalde başarılar…
Rimi Rimi LeyRimi rimi leyli leyli rimi ley!…
Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…
Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…
Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…Hey, hey!…
Müptela olmuş, aşkım; bak aşkına…
Müptela olmuş, dönmüşüm şaşkına…
Leylim ley!… Rimi rimi ley!… Aşk değil bu, sanki bir ceza bana Leylim ley!…
Rimi rimi ley!… Aşk değil bu, sanki bir kara sevda…Aşk mı yordu seni, zalim?…
Çok seviyordu seni kalbim
Acınası bak şu deli halim,
Dön gel, haydi güzelim!…
Sevdiğimsin, her şeyimsin,
Beni yakıp üzen, güldürensin
Sonunda yine beni mahvedensin,
Kader, zalimsin!…Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…
Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…
Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…Rimi rimi leyli leyli rimi ley!…
20 May
Biraz geç de olsa WordPress‘in yeni sürümünü yükledim, şuanda 1.5.1 sürümünü kullanıyorum.
Ziyaretçileri takip edebilmek ve istatistik oluşturmak için kullandığım BBClone‘un da yeni sürümü çıkalı uzun bir süre olmuştu, elim deymişken BBClone’un da 0.4.8a sürümüne güncelledim.
Ayrıca da sağ taraftaki menüye eklemek üzere yeni bir anket eklentisi buldum, onuda test ettim ve türkçeleştirdim, sanırım yarın akşam onuda aktif hale getiririm…
Büyükşehir Çalışıyor…
19 May
Hepimizin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun !
Bugünü karalamak için ellerinden geleni yapanlar var, bunların hepsine kafam girsin… Başka bir şey demiyorum, şöyle bir haber sitelerini dolaşın, göreceksiniz zaten.
Burada o dangalakların yaptıklarını yazarak, reklamlarını yapmayacağım, ama bilsinler ki güneş balçıkla sıvanmaz.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.Mustafa Kemal ATATÜRK
20 Ekim 1927
Melih Aşık‘ın bugünkü yazısından alıntı;
23 Nisan Milli Egemenlik Haftası üzerine Kutlu Doğum Haftası bindirildi. Egemenlik Haftası Hz. Muhammed’i anma haftasına dönüştürüldü. 19 Mayıs‘ı da anlaşılan giderek 29 Mayıs Fetih Haftası’na ekleyerek Fetih bayramına dönüştürecekler… Akıllı gidiyorlar… Yasakçı değiller. Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini yasaklamıyor, alternatiflerini yaratarak yok etmeyi deniyorlar. Laik kesim hâlâ olup bitenin farkında değil gibi.
Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.
17 May
Bu akşam Hallmark‘da “Acele Baskı” adında bir diziye rastladım. Sadece sonunu izleyebildim ne yazık ki, fakat bu kısa süre içinde film hakkında yeteri kadar bilgiye sahip oldum.
Dizide bir kedi, kahramanımıza her sabah bir sonraki günün haberlerini yazan gazeteyi getiriyor. Yani yarın olacak olayları, bugün gazeteden okuyoruz.
Böyle bir şeyin olabileceğini varsaymak bana çok eğlenceli geldi :)
Öyle bir durumda kafayı sıyırırım herhalde, ne yapacağımı şaşırırım, hayatımda alt-üst olur sanırım.
Fimde adam insanların ölümleriyle sonuçlanan olaylara engel olmaya çalışıyor, ve bunu da başarıyor…
His name is Gary Hobson. He gets tomorrow’s newspaper today. He doesn’t know how. He doesn’t know why. All he knows is when the early edition hits his doorstep, he has twenty-four hours to set things right.
Dizi hakkında; hallmarkchannel.com & IMDb.com
16 May
Geçen yaz Almanya’da tanıştığım Meksikalı Artemisa, 28 Haziran’da beni ziyarete geliyor…

Maksikadan, Paris aktarmalı uçakla direk İstanbul‘a geliyor, daha sonra uçakla Polonya‘nın Poznan isimli şehrine geçicek. Orada yine Almanya’da bizimle aynı grupta olan Ania ile takıldıktan sonra trenle Paris’e, oradan da yine trenle Malaga, İspanya‘ya geçicekmiş. Malaga’da da O’nu Lola karşılayacak (Lola’da Almanya’da bizimleydi) ve en son olarakta Madrid’e gidecek ve uçakla ülkesine geri dönücek.
Aslında hoş bir Avrupa gezisi yapıyor, değil mi? :)
Bugün telefon açtı konuştuk biraz, kendisini karşılayıp karşılamayacağımı sordu, ben de merak etmemesini söyledim… Daha önceden de Türkiye‘nin güvenli bir ülke olup olmadığını sormuştu, neyseki yazdığım e-posta ile kafasındaki ‘tehlikeli ülke’ imajını silebildim. Ama anladığım kadarıyla halen gereksiz bir ‘korku’ taşıyor…
Gelsin bakalım, misafir perverliğimizi bi gösterelim :)