Bıdı Bıdı Bıdı

kategori: Okul

7 May 2005

Yedi bitirdi bugün bi tanesi beni, car car car, bıdı bıdı bıdı hiç durmadan/yorulmadan/usanmadan/nefes almadan nasıl konuşulur?

Konuştu, hem de nasıl, ama kendi başı da ağrımış, ağrısın tabii…
Zaten trafik vardı biraz, sonra koptu zaten ipler, kamyon çarpmışa döndüm…

Kod adı; Hüm !

reklam: isim (reklâm) Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol (tdk.org.tr)

Bu akşam Herkes Bunu Konuşuyor‘un konusu “alışveriş çılgınlığı” idi. Bu ‘alışveriş’ zincirindeki en önemli halkalardan biri ise reklamlar, ve bu yüzden reklam sektöründen konukların yanı sıra araştırmacılarda programa konuk olarak katılmışlardı.

Okan Bayülgen, yanına çağırdığı konuğuna (ki kendisi O’na “denek” olarak hitap etti) “Reklamlara güveniyor musunuz / inanıyor musunuz?” şeklinde bir soru sordu, e soru böyle olunca ‘Reklam Özdenetim Kurulu‘ başlıklı yazım aklıma geldi.

O yazıda Arçelik marka cep telefonunun reklam filminin izleyiciyi kandırığını ve ürünün özelliklerinin fazlasıyla abartıldığından yakınmıştım. Siz kalkıp böyle reklamlar yaparsanız, ben nasıl o reklamlara güvenebilirim ki?

Kadir Çöpdemir‘in hazırlayıp, sunduğu ‘Gerçeğin Ta Kendisi’ isimli programda (ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum ama) yine konu reklamlardı. Ve “Hiç bir reklamdan etkilenip o ürünü satın aldınız mı?” sorusu ise bu programın can alıcı sorusuydu.
Şöyle bir düşününce hiç bir zaman reklamdan etkilenipde ürün satın aldığımı hatırlamıyorum, acaba direk bilinç altıma mı işliyor?!

Bu arada bahsettiğim her iki program da NTV‘de yayınlanıyor, neden acaba sürekli ‘reklam‘ temasını işliyorlar, bu işte bi cinlik olmasın sakın… (ruhsal durumum: paranoyak)

Bilhassa sinema filmlerinin televizyonda reklamını çok garip geliyor bana, hiç bir kaliteli filmin televizyonda reklamı olmaz. Ben reklam kuşağında tanıtımları gösterilen sinema filmlerine gitmem, herzaman için o filmin adi bir yapım olduğunu düşünürüm. Böyle de ön yargılıyımdır işte…

Kısacası;
reklamların her zaman beni kandırmaya çalıştığını, güvenilir ve samimi olmadıklarını düşünüyorum…

Her Sakallıyı…

kategori: Genel

3 May 2005

Her sakallıyı dedemiz sanmamalıyız değil mi?

Bu günlüğün web adresi ozanguven.com.tr olabilir, sağda-solda ‘Ozan Güven‘ yazıyor olabilir, fakat bu demek değildir ki bu günlüğü tiyatro ve sinema sanatçısı Ozan Güven yazıyor.

Olayın sadece bir ad/soyad benzerliği olduğunu söylemem umarım kimseyi hayal kırıklığına uğratmaz… En azından uğratmamalı.

Google sayesinde Ozan Güven şeklinde arama yapanlar doğal olarak burayı da ziyaret ediyor, ve bir yanlış anlaşılmadan dolayı beni dizilerde oynayan Ozan ile karıştırıyorlar.

Kısacası;
Bu günlüğün; şuanda ‘Bir İstanbul Masalı‘ isimli dizide rol alan, G.O.R.A vs. gibi sinema filmlerinde rol almış olan, reklam filmlerinde oynayan, evli ve bir çocuk babası Ozan Güven ile yakından, uzaktan ilgisi, alakası YOKtur. :)

Bazıları bana soruyor, “Sen gerçek Ozan Güven misin?” cevap tabiiki “Evet” çünkü ben gerçeğim ;) ama aradığınız kişi ben değilim…

Bilmiyorum…

kategori: Genel

2 May 2005

Bilmiyorum, bilemiyorum…
Ne yapacağımı, ne istediğimi ben de bilmiyorum.

En kötüsü de bu olsa gerek, neyse yapıcaz bir şeyler…

Değil mi?

Herkes Bunu Konuşuyor

kategori: Televizyon

28 Nis 2005

Bu akşam HBK‘da sunucuların Türkçe’yi düzgün kullanmaları konusu işlendi ve sadece sunucular ile sınırlı kalınmadan Türkçe’nin gelişimi, yapılması gerekenler ve yapılanlar hakkında konuşuldu.

HBK’yı bilmeyenler için kısa açıklama;
Okan Bayülgen ve ekibi tarafından hazırlanan program, her perşembe günü saat 20:30′da NTV‘de canlı olarak yayınlanıyor.

Programın konukları ise;

  • Hakkı Devrim
  • Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın – Türk Dil Kurumu Başkanı
  • Yusuf Çotuksöken – Maltepe Üniv. Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı
  • Serap Ezgü
  • Vj Bülent
  • Vj Bülent ve Serap Ezgü zaten bütün program boyunca çok az konuştular, zaten masanın etrafı boş kalmasın diye davet edilmişti bu ikili.

    Hakkı Devrim, TDK Başkanına; yabancı kelimelerin okunduğu gibi mi, yoksa özgün haliylemi yazılması gerektiğini sordu. Bu da aslında benimde sıkça karşılaştığım bir problem, ben kesinlikle okunduğu gibi yazılmasından hoşlanmıyorum. ‘server’ yazıcam diyelim, bunu ‘sörvır’ olarak yazmaktansa özgün haliyle yazmak daha akıllıca. Şükrü Haluk Akalın’da bu soruya yabancı kelimenin Türkçe karşılığını yazmanın daha doğru olacagını söyledi, yani ‘server’ yerine ‘sunucu’ yazılmasının uygun olduğunu belirtti.

    Ben kendim teknik dokümanları tercüme ederken terimleri olabildiğince Türkçeye çevirmeye çalışıyorum, fakat taiiki bazı durumlarda benim kelime bilgim yeterli olmuyor ya da çıkan çeviriler çok saçma olabiliyor. Bir doküman Türkçeye çevrilirken, heleki bu bir yardım ya da kullanım klavuzu ise en önemli özellik ‘anlaşılabilir’ olmasıdır. Bunun için direk Türkçe’ye çevirdiğim ve anlaşılmasında problem çıkabilecek kelimelerin yabancı karşılıklarını parantez içerisinde yazıyorum.

    Programda dikkatimi çeken diğer bir konu ise, TDK Başkanının ‘W’ gibi yabancı harflerin Türkçe’ye girmesine karşı olduğu idi ve TDK’nin internet sitesinin adresini verirken www ön ekini kullanmadıklarını açıkladı. Yani TDK’nin internet sitesinin adresi; tdk.gov.tr
    Artık bir çok site bu özelliği taşıyor, bazen tek tük www kullanmadan girilen adreslerde problem yaşanabiliyor ama çoğunluğunda problem yok. Örneğin benim siteme de ozanguven.com.tr yazarak ulaşabilirsiniz.

    Programa telefon bağlantısıyla katılan bir izleyici ise sinanoglu.net sitesinin varlığından bahsetti, bu site Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun resmi sitesi değilmiş, sadece O’nun fikirlerini savunan ve bunları daha büyük kitlelere yaymak amacında olanların kurduğu bir internet sitesi. Bu sitede Sinanoğlu’nun Türkçe üzerine yazdığı bir çok makale bulunmakta, ve çok yararlı bir siteye benziyor.

    Şu sınavlarım bi geçsin, detaylı inceleyeceğim.

    Arçelik’in cep telefonunun (AC 830) reklam filmini mutlaka izlemişsinizdir, hani Arçelik’in maskotu Çelik elinde cep telefonu ile fotoğraf çekiyor… İşte bu reklamı ilk izlediğimde, bir cep telefonunun nekadar abartılabileceğini görmüş oldum.

    Reklamda, Çelik kitap okurken birden çok güzel bir kelebek görüyor ve fotoğrafını çekmek istiyor. Elindeki kitabi havaya fırlatıp, kitap geri düşene kadar cep telefonu ile iki tane fotoğraf çekiyor. Kitabın havadaki yolculuğu gerçek hayatta 3-5 saniye kadar sürer, hadi Çelik’in hatrına 10 saniye diyelim. Bu 10 saniyede Çelik neler yapıyor;

    İlk önce uçan kelebeği çok net ve yakından bir fotografını çekiyor. Gerçek hayatta profesyonel fotograf makinalarına ve ek donanımla ancak yapılabilecek bir ‘makro’ çekimi, (hemde uçan bir kelebek!) Çelik için hiç problem değil. Çünkü Çelik’in elinde Arçelik marka bir cep telefonu var!

    Ne olur söyleyin, gerçek amacı telefon görüşmesi yapmaya yarayan bir aygıt, ne kadar kaliteli fotoğraf çekebilir?

    Daha sonra kelebek Çelik’in başına konuyor ve Çelik kendi kendisini fotoğrafını çekiyor, ve uzaya kadar fırlattığı kitap eline geri dönüyor ve biz de bu muhteşem (!) cep telefonu karşısında şok oluyoruz.

    Çelik

    Bukadar kısa sürede, hareketli bir cismi, çok yakından, çok net bir şekilde hemde bir cep telefonu ile çekebilmek imkansız! Kendi kendime “bu reklam tam anlamıyla tüketiciyi kandırıyor” derken, aklıma RÖK geldi.

    15 Nisan’da RÖK’un websitesinden şikayet dilekçemi yazıp, gönderdim, bugün aşağıdaki cevap geldi;

    Sayın Ozan Güven,

    Kurulumuza Arçelik Cep Telefonu reklam filmi ile ilgili olarak yaptığınız başvuru değerlendirilmiş ve aşağıdaki sonuca varılmıştır;

    “Reklam filminde cep telefonunun belli özelliklerini ön plana çıkarmak ve bunları tüketiciye aktarmak amacıyla kullanılan anlatım reklamın doğal abartısı olarak görüldüğünden tüketiciyi yanıltıcı nitelikte bulunmamıştır. Bu nedenle reklam filminin bu haliyle yayınlanmasında bir sakınca görülmemiştir.”

    Kurul görüşünü bilginize sunarız.

    Saygılarımızla,

    Çetin Ziylan
    Reklam Özdenetim Kurulu adına
    Başkan

    RÖK’ün ‘doğal abartma’ anlayışı bu ise, daha ne diyebilirim ki..

    Yuh, yani yuh! Daha ne abartacaklar!

    Eylemlerim devam edecek…

    Sayfalar (57):İlk « ...«53545556» ...Son »

    Kategoriler

    Arşiv

    • belinay: tuzla piyade okuluna ilk önce sınav içinmi gidiliyor.daha önce başka illerde sınava girmiş in [...]
    • kader: arkadaşlar yorumlarınızı gördüm ben hem katılıyorum hem katılmıyorum.Çünkü böyle bir [...]
    • seda: mail extre alıyorum ve bu şekilde ödemelerimi görüyorum. Murat beyin yazısına yanıt olarak y [...]
    • dyg: house cafe ile diğer konulara değinmek istemıyorum ama çalşan kişilre hırsız dıyen arkadas [...]
    • ZAZA: o gun gelecek goktasindan daha fazla cisimler dunyaya dusecek ama o gun belirsiz gun [...]

    Takvim

    Eylül 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930