Ozan Güven
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Sessizliğe Mahkum Bir Blog
16 May
Bu akşam bir muhabbet sırasında öğrendim ki 1 Haziranda yürürlüğe girecek yeni TCK ile düşük belli pantolon giymek ‘suç‘ sayılacakmış… Hani şu gazetecilerin kendi haklarının kısıtlayacağını söyleyip, bas bas bağırdıkları yeni TCK’da böyle bir yasa da varmış…
Yasanın “Hayasızca Hareketler” başlıklı 225. maddesi, düşük belli pantolon giyen veya göbeklerini açıkta bırakanların “teşhircilik suçu” işlediklerini öngörüyor.
Söz konusu maddede “alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” deniyor. Maddenin gerekçesinde de “teşhircilik yalnızca cinsel organların değil, vücut bölgelerinin ihlal niteliğindeki her türlü teşhiri” olarak tanımlanıyor.
Bu durumda düşük belli pantolon, derin dekolteli bluz, “süper mini” etek giymek teşhircilik suçu kapsamına girebiliyor. Bu “suç”a altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Kaynak: hurriyetim.com.tr
Bundan büyük saçmalık olabilir mi? O zaman türban takan, çarşaf giyen, uzuuun uzuun kıyafetler giyerek vücut hatlarını gizleyenlere de ceza gelsin. Sonra da tek tip ‘üniforma‘ dağıtılsın, herkes aynı şeyleri giysin…
Sana ne kardeşim adamın ne giyeceğinden?! Bi yeri mi açılıyor, BAKMA! O tarz ortamlarda BULUNMA! İğreniyor, sevmiyor, tasvip etmiyor olabilirsin ama YASAKLAYAMAZSIN ! Sen kimsin, nesin? Nerede, hangi zamanda yaşıyoruz?!
İsterlerse evden dışarı da çıkmayalım, böyle saçma salak iş/yasa olur mu?
Yaz gelip, sahiller turistlerle dolup, üstsüz güneşlenenleri sen nezarete at bakalım bi daha ülkeye turist geliyor mu…
Bravo, bravo !
(bu sefer küfürleri içimden ediyorum, siz anlarsınız artık…)
14 May
Blogumda bazı ufak tefek değişiklikler yaptım, öncelikle (sağ tarafta gördüğünüz gibi) ‘Burası Hakkında‘ başlıklı bir yazı yazdım. Ziyaretçiler beni oyuncu Ozan Güven’le karıştırmaması için böyle bir yazıya ihtiyaç vardı, ayrıca baktım ki bazen kendime hakim olamayıp küfürlü yazılar yazıyorum, bunun içinde bir uyarı koymak lazımdı…
Sayfanın en altına da Temmuz 2004 ‘de Museum of Modern Art, Bonn ‘da çektiğim bir fotoğrafı koydum, farklılık olsun işte…
Ayrıca bulduğum bir fonksiyon ile sayfanın enaltına, ilk yazdığım yazıdan beri kaç gün geçtiğini gösteren bir sayaç ekledim.
12 May
RTÜK, Digitürk üzerinde yayın yapan erotik kanalları kapatma kararı aldı, herhalde duymuşsunuzdur, duymadıysanız cnnturk.com.tr ya da medyatava.net haber sitelerinden okuyup, öğrenin…
Sebep olarakta bu kanallardaki yayınların ‘sanatsal içerik‘ taşımamasıymış, yani bu kanallar erotik yayın yerine porno yayınlıyorlarmış.
Hadi diyelimki gösterilenler ‘porno’, peki bu kanalları herkes izliyebiliyor mu? İlk önce Digitürk abonesi olmanız gerekiyor, sonra bu kanalların içinde bulunduğu paketi satın almanız gerekiyor. Daha sonra da izlemek istediğinizde, şifrenizi yazarak bu kanalları izliyorsunuz.
Kısacası bu kanalları izleyenler ‘isteyerek’ izliyor, sana ne adamın özel hayatından, zevklerinden. Zaten her önüne gelenin açıp, izleyeceği bir mekanizma yok ortada, ayrıcada sadece geceleri yayın yapıyorlar!
Bu tür yayınları zaten görmek/izlemek isteyen adam açar bilgisayarını, girer İnternete bi güzel bakar, Digitürk’den çok daha ucuza… Hatta gider Kadıköye, alır onlarca porno film, evinde izler TV’de. Kısacası olay şifreli kanallara gelene kadar bir sürü seçenek var.
Zamanında İhlas Holding’in bi internet servis sağlayıcısı vardı, (ya da başka birilerinin) hani kullanıcılarının erotik ve kumar sitelerine girişlerini engellerlerdi… Bu AKP hükümeti yakında İnternet’i de yasaklar, ‘günah’ diye…
Yukarıdaki karikatür, Penguen dergisinin bu haftaki (138. sayı) sayısından alıntıdır, büyük halini buraya tıklayarak görebilirsiniz…
Bilmeyenler için; ‘papyonlu tavşan’ Playboy‘un logosudur, Playboy’un ne olduğunuda kendiniz Google‘dan araştırın bi zahmet.
Not: Papyonlu tavşan, prezervatif anlamına gelmemektedir :)
12 May

Goller:
16′ Franck Ribery (1-0)
25′ Necati Ateş (2-0)
38′ Deniz Barış (KK) (3-0)
42′ Fabio Luciano (3-1)
72′ Hakan Şükür (4-1)
89′ Hakan Şükür (5-1)
Ezik fenerliler ;)
Yarın sınavım da var, iyi moral oldu bu, iyi eğlendim, hehe… Yazık ya, insan acıyor bunların haline..
Telefonla bir fenerliyi aramanın, cepten mesaj atmanın benim için ne kadar büyük bir zevk olduğunu anlatamam :)
Azize başkana selamlarımla…
10 May
Bu akşam sinema.com‘un davetlisi olarak Feridun Düzağaç, Yelda Reynaud ve Yiğit Özşener‘in başrolde yer aldıgı, “Gece 11:45” adlı filmin İstanbul galasına katıldım. Davetiye kazandığımı bu sabah öğrendiğim için, benimle gelecek birisini bulamadım ve bunun sonucunda tek başıma gidip, bi güzel izledim :)

Yönetmen ve oyuncularında katıldığı galada yanıma Nilüfer Açıkalın oturdu, ve beraber filmi izledik ;) En son Nilüfer Açıkalın‘ın televizyonda gösterilen ‘Kimsecikler‘ (1999) isimli filmini izlemiştim. Kendisi benim yanımda oturan ve nispeten ‘sessiz’ olan film boyunca patlamış mısır yiyen dengesiz kadına uyuz oldu, 4-5 defa kafasını çevirip rahatsız olduğunu belli etmeye çalışsada hiç bir sonuç elde edemedi… Aslında patlamış mısır yemeyi kaldırmaları lazım, fakat sinema işletmecilerinin bilet ücretinden sonra en büyük kazançları patlamış mısır.
Herneyse, Ercan Durmuş‘un yönettiği film daha çok bir festival filmi havasında, derin bir hikaye işliyor ve üç farklı kişinin yollarının nasıl kesiştiğini izliyoruz… Her nedense filmi izlerken David Lynch‘in bir filmini izliyormuşum gibi hissettim, fakat daha sonra neden böyle düşdüğümün sebebini bulamadım… Hikayede çok ağır bir dram söz konusu değil, filmin sonunda hüngür hüngür ağlamıyorsunuz ama sizi bazı şeyleri düşünmeye zorluyor.
Filmde bir diğer beğendiğim özellik ise çekim tekniğiydi, teleobjektifler kullanılarak farklı bir hava katılmış.
Filmin Künyesi;
Yapım : 2004 Türkiye, 98 dakika
Gösterim Tarihi : 13 Mayıs 2005
Bilgi: IMDb & beyazperde.com & 4×10.com
10 May
İsrail’de aDSL bağlantı hızından memnun olmayan bir grup internet kullanıcısı, PEI‘nin ya da TCP‘nin (posta güvercinleri ile data transferi) aDSL’den daha hızlı olduğunu kanıtlamak için bir deney yapmışlar.
3 tane posta güvercinini 100km uzaklıktaki bir başka şehre, her birinde 20-22 küçük hafıza kartı bulunacak şekilde göndermişler. Yani her birinde yaklaşık 1.3 GB data bulunuyor, toplamda 4 GB büyüklüğünde bir datayı 100km uzaklıktaki bir başka yere gönderiyorlar.
Kuşlar yola çıktığı sırada, aynı uzaklıktaki yere aDSL bağlantısı kullanılarak 4 GBlık data transfer edilmeye başlanıyor. Ve kuşlar yaklaşık iki saat onbeş dakika sonra transferi tamamlamışlar, fakat aDSL ile transfer hala devam etmekteymiş. Kısacası posta güvercinleri ile iletişim 2.27 Mbps bağlantıya denk geliyormuş.
Kısacası aDSL’den memnun olmayanlar cüzi bir yem parasıyla, bir kaç posta güvercini besleyebilir ve dosya transferlerini çok daha hızlı gerçekleştirebilirler.
Korsanla savaşanlar bundan böyle ellerinde tüfeklerle güvercin avlayacaklar herhalde…
Kaynak ve detaylar; notes.co.il