Sessizliğe Mahkum Bir Blog
atatürk etiketli yazılar
Kaya Üzerinde Atatürk Heykeli
2 Tem
Balıkesir’e bağlı Gömeç‘den, Bergama’nın Kozak Beldesi, Yukarıbey Köyü‘ne alabalık yemeğe giderken karşımıza çıkan, olağanüstü bir kayanın üzerine oturtulmuş Atatürk heykelinin önünden durmadan geçmiyoruz.
2005 Ağustos’dan bu yana, heykelin çevresine yeni bir çeşme yapılıyor, bunun haricinde hiç bir değişiklik yok.

İki sene önce heykelin yeni yapılmış olmasından olsa gerek, internette heykel ile alakalı hiç bir bilgi edinememiştim. Şimdiler de ise (iki sene önce çektiğim fotoğrafları izinsiz olarak kullanarak) bazı sitelerde heykel ile ilgili bilgiler bulunuyor;
Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde, büyük bir kaya üzerinde bulunan Atatürk Heykeli ilgi çekiyor.
30 yıllık eğitimci olan ve görevine halen Almanya’da devam eden Samsunlu Sühan Şen adlı vatandaş, çam fıstığı ve taşçılığıyla ünlü Bergama’nın Aşağı Cuma Köyü’nün Belen mevkiinde büyük bir kaya gördü.
Bu kayanın üzerine Atatürk‘ün bir heykelini yaptırmaya karar veren Sühan Şen, bu fikrini arkadaşı İsmet Kapar’a iletti. İsmet Kapar’ın da yardımlarıyla kayanın bulunduğu yerin Bağyüzü Köyü’nden Yücel Koral’a ait olduğu belirlendi. Yücel Koral, buraya bir Atatürk Heykeli yapılmak istendiğini öğrenince kayanın bulunduğu yeri hibe etti.
Ayvalık Kaymakamlığı’ndan alınan iznin ardından, ünlü heykeltraşlardan Prof. Dr. Tankut Öktem, heykeli yaptı. Heykelin 40 milyar liraya mal olduğu belirtildi.
Heykelin altında Sühan Şen‘in şu yazısı bulunuyor;
Şaşırma Ey Yolcu !
Dahiler
Her An Yalnızdırlar
Onları Ölümsüz Yapan
Düşünceleri ve Eserleridir– Sühan
Atatürk’ün elinin altında bulunan kitaplar ise, sırasıyla;
“Milli Mücadele”, “Cumhuriyet”, “Devrimler”, “Bilim Sanat”, “Nutuk”
Kozak bölgesinde benzer kayalar fazlasıyla bulunuyor, sanki zamanında gökten kaya yağmış ve bu şekilde etrafa saçılmışlar izlenimi oluşuyor.
Yörede fıstık çamı ziraati, granit taşı işletmeciliği ve orman işçiliği gibi ekonomik faaliyetler esas geçim faaliyetlerini oluşturuyor
Sabancı Üniversitesi
9 Eki
Sabancı hatırası
Ermeni konferansı düzenleyen üç üniversiteden biri olan Sabancı Üniversitesi hakkında Öncü Gençlik Derneği’nin bir şikâyeti var…
Dernek, Sabancı Üniversitesi’nin okul ve kampus içinde Atatürk resmi ve heykeli bulundurmayan tek üniversite olduğunu bildiriyor. Bu tavrı protesto ediyor… Dernek üyeleri, üniversite yetkililerine bu tavrın nedenini sormuşlar… Aldıkları yanıt:
- İdeolojik sembolleri kullanamayız, olmuş.
Acaba Sakıp Sabancı hayatta olsaydı ne derdi?
Sakıp Bey‘in şu sözlerini ölümünden hemen sonra Milliyet’te Yaman Törüner yazdı:
- Para her şey değil. Kazandık. Şimdi ülkem için kalıcı bir şeyler yapmak istiyorum… Üniversite kurdum. Müze açtım. Vakıflar kurdum. Ülkemi yurtdışında tanıttım. Kitaplar yazdım, bildiklerimi herkesle paylaştım. Şimdi yeni bir şey yapmalıyım. Ülkemin ihtiyacı olan ve benim yapabileceğim kalıcı bir hizmet yapmalıyım. Artık, amacım para kazanmak değil. Kazanılan parayı ülkemin hizmetine sunmak. Dünyanın büyük şehirlerine birer Atatürk heykeli mi yaptırmalı? Bana öyle bir şey söyle ki, bütün gücümü ona harcayayım…
Sakıp Sabancı dünyanın büyük şehirlerine birer Atatürk heykeli yaptırmayı düşlerken… Kurduğu üniversite Atatürk’ü kapıdan içeri sokmuyor… İşte sözün bittiği nokta.
Bu yazı Melih Aşık‘ın bugünkü köşesinden alıntıdır. Sakıp Sabancı’nın söyledikleri ile ilgili habere (Nisan 2004) ise buradan ulaşabilirsiniz.
Atatürk resimlerini kaldırın çünkü ideolojik simge, andımızı her sabah çocuklara söyletmeyin çünkü ufaklıklar robotlaşıyor, İstiklal Marşının anlamını bilmeden haftada iki kez söylemenin ne anlamı var, değil mi?
İşte SİZler bu kadar dar kafalı yaratıklarsınız, ne diyeyim…
Sabancı Üniversitesi’nde bir de Atatürk Kulübü varmış, websitesinde yazdığına göre amaçları;
“Kemalist (Atatürkçü) ideolojiyi anlamak ve yorumlamak amacıyla kurulmuş bir düşünce topluluğudur.”
E bu adamlar okulda bültende dağıtıyorlarmış, ideolojik sembollere izin vermeyen üniversite yönetimi, nasıl olmuşda bu kulübün açılmasına izin vermiş, hayret… Biraz kendileriyle çelişmişler sanki…
Ne mutlu bana ki, kendi üniversitemde her sınıfta Atatürk resimleri var… Üzüldüm şimdi Sabancı Üniversitesi’nde okuyan ve bu duruma ses çıkarmayan zavallılara…
“Milli Yas” ama neye/kime?
9 Nis
Dün sabah okula giderken ikinci köprüdeki Türk bayrağının yarıya indirilmiş olduğunu görünce (Anadolu yakasındaki büyük bayrak direği) düşünmeye başladık;
- Melih Kibar vefat ettiği için mi acaba?
- Belki, ama sanmam…
- Hmm, ozaman Papa öldü, O’nun için midir?
- Ne alakamız var Papa ile, olmaz öyle şey.
- İlginç… Belki de çok rüzgar var diye biraz aşağıya çektiler…
Dün sabah Başbakalığın yayınladığı yazılı açıklamadan haberimiz olmadan, kendi kafamızdan ‘nedenini’ anlamaya çalıştık, fakat Papa için bayrakları yarıya indireceğimize ihtimal vermemiştik.
Bayrakların yarıya indirilmesi “Milli Yas” anlamına gelir, yani Türk halkı için çok üzücü bir olay olmalıdır ki Milli Yas ilan edilsin. Başbakanın ve O’nun danışmanlarının bu “bayrak indirme” olayını çirkin bir ‘politika aracı’ olarak kullanmaları çok adice.
Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Papa 2. Jean Paul’un Vatikan’da düzenlenecek cenaze töreninin yapılacağı gün, tüm illerde devlet daireleri ve kurumların bayraklarının güneşin batışına kadar yarıya indirileceği bildirildi.
Atatürk, nasıl ki bir Fransız ya da İtalyan için bir şey ifade etmiyorsa, Papa’da benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Papa öldüğü için üzüldüm mü? Hayır, adam gelmiş 84 yaşına, herkes bir gün ölecek, ozaman üzülmemi gerektirecek hiç bir durumda yok, zaten Papa bana hiç bir şey ifade etmiyor.
Tsunami olduğunda, deprem olduğunda iller/belediyeler bazında bayrakların yarıya çekilmesi daha önce de oldu. Bu olaylar gerçekten de üzücü, çünkü binlerce kişinin ölümü ile sonuçlanıyor, ve yas tutulması/yardımcı olunması gereken durumlar.
Türkiye Cumhuriyeti olarak 11 Eylül saldırılarından sonra da Milli Yas ilan edilmişti, fakat hernedense 17 Ağustos depreminden sonra Milli Yas ilan edilmedi. Ama gelin görün ki Papa öldü diye milli yas tutuyoruz…
Peh! Ben bu RTE‘den nefret ediyorum, haberiniz ola…





