Bu akşam Türkiye – yunanistan maçı vardı fakat bilet fiyatları çok yüksek olduğundan dolayı maça gitmedim.
İnönü’de ki maçın biletleri 45 YTL ve 112 YTL’den satışa çıkarılmıştı, yuh ki ne yuh !

Tribünler dolumuydu? Evet, tamamiyle doluydu, peki tezahürat var mıydı?! Yoktu !
Hakem düdüğü çaldı ve büyük bir sessizlik ! Bu iş öyle bayrak/şapka dağıtmakla ve bayrak sallamakla olmuyor !
Takımı ateşleyecek adam gibi bağıran bir topluluk yoktu, çok yazık…

Burada tek suçlu TFF Başkanı Levent Bıçakcı ve O’nun ekibidir. Geçen gün TV’de canlı yayında “Maçlara takım elbiseli taraftar mı, yoksa bağıran/ateşli taraftar mı istiyorsunuz?” şeklindeki soruya “Her ikisine de ihtiyacımız var, takım elbiseliler ‘marka’ olmamıza yardımcı olacaktır” dedi.

Özetle, “sömürebildiğimiz kadar sömüreceğiz, tribünler bağırmasa da olur bizim için” dedi.

Bu akşam da gördük, 45 YTL’ye bilet alıp gidenleri…

Kaliteli maç yayınlarına alışınca Kanal D‘nin yayını iğrenç geliyor artık bana. Ekranda kullandıkları grafikler bile demode oldu artık, ama hala kullanmaktan vazgeçmiyorlar. Bir de İlker Yasin mümkünse artık futbol maçı spikerliği yapmasın, iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Gitsin gazetede yazı yazsın, kamera arkasında çalışsın ama anlatmasın.

Bu gidişle biz Dünya Kupası‘na da katılamayacağız gibi gözüküyor, ozaman da çok büyük ‘öküzlük’ olur bizim için, çünkü neredeyse kendi evimizde gibi oynayacağız Almanya’da. Ama artık bir ‘rüya‘ bizim için…

Getirecekler Fatih Terim‘i milli takımın başına, bak ozaman herkesin canına okuruz…