Sessizliğe Mahkum Bir Blog
Televizyon etiketli yazılar
Bünyamin Sürmeli’den Hava Durumu
13 Eyl
Bünyamin Sürmeli‘yi kar yağdığı zamanlarda yaptığı isabetli hava raporları sayesinde tanımış oldum.
Televizyonda ya da radyodan pek hava durumu takip ettiğim yoktur, ancak denk geldiğim zamanlarda da düzgün ve akıcı türkçesi ve kendine özgü anlatımıyla Bünyamin Sürmeli’nin başarısını takdir ediyorum.
CNNTürk kanalı 1999 yılının sonlarında yayına başlamasına rağmen, websitesi ancak 2004‘de açıldı. CNN.com‘un tasarımını 2007′de değiştirmesinin ardından Ağustos 2008‘de de CNNTürk tasarımını değiştirdi. Değişen tasarımla birlikte basit, hızlı ve kullanıcı dostu bir arayüze kavuştu.
Şimdi gelelim Bünyamin Sürmeli ve CNNTurk.com‘un alakasına;
Sitede bulunan haberlerde kullanılan fotoğrafların yüksekliği en fazla 200 pixel. Rastgele dolaştım, nadir de olsa bazı haberlerde metnin orantısına göre 300 pixel uzunluğunda da fotoğraflar kullanılmış.
Hava-Yol kategorisinin altında “Bünyamin Sürmeli’den hava raporu“na girdiğimiz zaman (buradan bakılabilir) Bünyamin Sürmeli’nin çok şık, karizmatik ve estetik bir fotoğrafıyla birlikte, fotoğrafın yanında cücük gibi kalmış bir hava durumu bilgisiyle karşılaşıyoruz.

Fotoğrafın boyu 439 pixel ile sitede yayımlanan en uzun boydaki fotoğraflar arasında, benzer büyüklükte fotoğraflara Yaşam kategorisi altında manken fotoğraflarında rastladım.
CNNTürk.com‘daki hava raporu daha çok “Bünyamin Sürmeli Fan Club“ı andırıyor, acaba bu durumdan Bünyamin Sürmeli rahatsızlık duymuyor mu?
“Bünyamin Sürmeli’den hava raporu” şeklinde isminin markalaşmış olması, insanların güven duyuyor olması çok güzel, ancak bu kadar büyük fotoğrafa, göze sokmaya hiç gerek yok, hem de itici.
Aydın Doğan vs Recep Tayyip Erdoğan
7 Eyl
Doğan Holding yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan ve Recep Tayyip Erdoğan (RTE)’ın tartışmaları bir çok kişide olduğu gibi bana da Cem Uzan ve RTE arasındaki kapışmaları hatırlattı.
Zamanında Cem Uzan’a olan ‘sempatim’ RTE’ye karşı kafa tuttuğu içindi, “düşmanımın düşmanı, dostumdur” misali.
Cem Uzan da kendi televizyonlarından parti propagandasını yapıyordu, RTE’ye cevaplar veriyordu, şimdi de Aydın Doğan aynı şekilde Kanal D‘de “Özel Söyleşi” ile Mehmet Ali Birand‘la RTE’ye cevap verdi.
Şuanda kanald.com.tr‘nin de “Server is too busy” hatası verip açılmıyor olmasının “Aydın Doğan Başbakan’ı Yanıtlıyor” isimli söyleşi ile alakası var mı bilemiyorum..
Bu şekilde kapışmalarının daha da devam edeceğini düşünüyorum, ancak Aydın Doğan’ın RTE ile başa çıkabilmesi için Cem Uzan gibi özel olarak hazırlanması, hitabını kuvvetlendirmesi gerekiyor.
Aydın Doğan söyleşi de karşı taaruza pek geçmedi, sadece kendisine yöneltilen ithamlara cevap verdi, RTE’nin benimle uğraşmasına gerek yok dedi, ülkenin yolsuzluk ve diğer problemleriyle birlikte uğraşalım vs. gibi uzlaşmacı cümleler kurdu.
Aydın Doğan sürekli benzer şeyleri söyledi;
- “Başbakan sapla samanı karıştırıyor !”
- “Bu siyasi şantajdır !”
- “Basit şeylerle uğraşıyorlar !”
- “Kısır anlayış !”
- “Hadi gelin beni hapsettirin !”
- “Tek gözlü medya ile demokrasi olmaz !”
- “Türkiye krallıkla mı, demokrasi ile mi yönetiliyor ?!”
- “Tehdit, şantaj, baskı yapıyorlar !”
RTE’nin Doğan Holding‘in sonunun Uzanlara benzemesi için hazırlık yaptığı, hukuka aykırı eylemleri ile ilgili dosya tuttukları ve yakın zamanda saldırıya geçeceklerini okumuştum ki Aydın Doğan da söyledi, “Dosya tutuyorlarsa bu şantajdır !”
Zaten Erdoğan’ın akrabası, kankası, eşi dostunun bulunduğu Çalık Grubu, Doğan Holding’in çeşitli sektörlerdeki rakibi konumunda, bu da ileriki günlerde benzer tartışmaları çok göreceğimizin en açık belirtisi…
‘İz’lenesi Kanal, İz Tv
6 Şub
Türkiyenin ilk ve tek yerli belgesel kanalı İz Tv bugün Digitürk 88. kanalda yayına başladı..
Çoşkun Aral‘ın genel koordinatörlüğündeki kanal yerli belgeseller sunacak.
Nasuh Mahruki ve Savaş Karakaş‘ta ekipte ismi öne çıkanlardan…
Şahsen bu akşam 22.00′da ana yayınına başlayacak kanal için heyecanlanıyorum :)
Sürekli dönen tanıtım yayınında da arka fonda çok şık bir müzik var, en kısa zamanda ne olduğunu, kimin olduğunu öğrenmem lazım…
Kanalın açıklamasını da başarılı yazmışlar insanı etkiliyor, en azından ben etkilendim;
Neden İZ?
“Yeryüzündeki medeniyetlerin izi, insanın uzaydaki izi, sular altındaki tarihin izi, tapınaklardaki törenlerin izi, mağaradaki el izi, topraktaki ayak izi, çamurdaki bot izi, kumdaki lastik izi, tarihi bir belgenin üzerindeki parmak izi, cinayet mahalindeki kan izi, örtüdeki yemek izi, uçağın gökteki izi… Kalplerde eski aşkların izi, belleklerde yaşanmışlıkların ve keşkelerde yaşanmamışlıkların izi, insan üzerinde doğanın ve doğa üzerinde insanın bıraktığı iz, insanoğlunun izi…Belgelerimiz, birikimimiz, bilgimiz, biz ve siz… Gelmiş geçmiş tüm izleri toplamak ve yenilerini oluşturmak için yola çıkıyoruz. Geçmişin izini sürmek, geleceğe iz bırakmak için… İzlenmek için: İZ…
Umarım İz Tv kalıcı olur…
Televizyonda kaliteli program yapanlardan Çoşkun Aral (Haberci), Tayfun Talipoğlu (Bam Teli), Çağatay Şahin (Çağatay Yolda) ve Mithat Bereket (Pusula) taptığım bir kaç kişi…
(Elbet ben de sırtıma çantamı takıp, fotoğraf makinamla Türkiye turu yapıcam, elbet…)
Bu arada,
Kuşum Aydın’a ve onu izleyenlere,
Esra Ceyhan’a ve onu izleyenlere,
Seda Sayan’a ve onu izleyenlere,
Mehmet Ali Erbil soytarısına ve onu izleyenlere,
ve şimdilik aklıma gelmeyen diğer seviyesiz ve rezil TV programı sunucu ve yapımcılarına kafam girsin…
Televizyon Makinası
6 Kas

Zaga‘dan Okan Bayülgen‘in yeni programının başlamasını iple çekiyordum, en sonunda bu gece başlayabildiler…
Konuklar sırasıyla; Hakkı Devrim, Tatiana Alves, Nurgül Yeşilçay, Metin Arolat, Cem Özer, Sami Dündar, Dj U.F.U.K, Dj Bee Gee, Gülhan Kara (makarnacı), Sevim Gözay, Hepsi ve Boys Anılar
Ekşi’den de başından beri hiç hoşlanmadım, bir kaç defa Google’da bir şeyler ararken merak edip girdiğim olmuştur herhalde. Okan’da çıkarmış programına ‘sözlükçüleri’, ilk program ama hayal kırıklığına uğradım… Zaga‘da bir kaç defa, yanlış hatırlamıyorsam, ekşi’yi terslemişti ama yeni programın açılışını onlarla yapması, hmm, olmadı bence.
Programın en güzel kısmı Tatiana‘nın masa üstünde samba yapmasıydı herhalde :)
Telefonları da sadece Nokia reklamını göstermek için bağladılar zaten, Okan kimseyi konuşturmadı…
Ve eskiden Zaga izlerken olduğu gibi, aynı şekilde sabaha karşı saat 3′de aşağıda görüldüğü üzere manyamış durumda oluyoruz, ne mutlu bize;
ROY.gen.tr says:
muhahahahaahahhhahah
Ozan says:
zuhahaha
ROY.gen.tr says:
yarıldım
ROY.gen.tr says:
mömmbupı8yf r 68o or86t 7
ROY.gen.tr says:
-zuaahhaahaaahahaahhaahahhaaaahahah
ROY.gen.tr says:
zushhuashuahu8*h958noıgığtğ0t
Programın bir bölümünde DJ Kaan rolünü oynayan Gürgen Öz ekibe büyük bir kazanç, umarım sürekli programda yer alır…
4 saat sürdü ve program bitti en sonunda, artık televizyon başında sabahlamalarımız başlıyor gene…
HBK – Alışveriş Çılgınlığı
5 May
reklam: isim (reklâm) Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol (tdk.org.tr)
Bu akşam Herkes Bunu Konuşuyor‘un konusu “alışveriş çılgınlığı” idi. Bu ‘alışveriş’ zincirindeki en önemli halkalardan biri ise reklamlar, ve bu yüzden reklam sektöründen konukların yanı sıra araştırmacılarda programa konuk olarak katılmışlardı.
Okan Bayülgen, yanına çağırdığı konuğuna (ki kendisi O’na “denek” olarak hitap etti) “Reklamlara güveniyor musunuz / inanıyor musunuz?” şeklinde bir soru sordu, e soru böyle olunca ‘Reklam Özdenetim Kurulu‘ başlıklı yazım aklıma geldi.
O yazıda Arçelik marka cep telefonunun reklam filminin izleyiciyi kandırığını ve ürünün özelliklerinin fazlasıyla abartıldığından yakınmıştım. Siz kalkıp böyle reklamlar yaparsanız, ben nasıl o reklamlara güvenebilirim ki?
Kadir Çöpdemir‘in hazırlayıp, sunduğu ‘Gerçeğin Ta Kendisi’ isimli programda (ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum ama) yine konu reklamlardı. Ve “Hiç bir reklamdan etkilenip o ürünü satın aldınız mı?” sorusu ise bu programın can alıcı sorusuydu.
Şöyle bir düşününce hiç bir zaman reklamdan etkilenipde ürün satın aldığımı hatırlamıyorum, acaba direk bilinç altıma mı işliyor?!
Bu arada bahsettiğim her iki program da NTV‘de yayınlanıyor, neden acaba sürekli ‘reklam‘ temasını işliyorlar, bu işte bi cinlik olmasın sakın… (ruhsal durumum: paranoyak)
Bilhassa sinema filmlerinin televizyonda reklamını çok garip geliyor bana, hiç bir kaliteli filmin televizyonda reklamı olmaz. Ben reklam kuşağında tanıtımları gösterilen sinema filmlerine gitmem, herzaman için o filmin adi bir yapım olduğunu düşünürüm. Böyle de ön yargılıyımdır işte…
Kısacası;
reklamların her zaman beni kandırmaya çalıştığını, güvenilir ve samimi olmadıklarını düşünüyorum…





