Sessizliğe Mahkum Bir Blog
tsk etiketli yazılar
325′inci Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sonuçları İstatistikleri
7 Haz
1-2-3 Aralık 2008 tarihlerinde yapılan 325′inci Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sınavı‘nın sonuçları 10 Aralık 2008 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın web sitesinde yayımlandı.
47000 yükümlünün girdiği sınav sonrasında, kuvvetlere göre bakıldığında en çok askeri %60.4‘lük oran ile Kara Kuvvetleri almış;

Sınıflara göre dağılıma bakıldığında ise sınava girenlerin yarısının piyade olarak sınıflandırıldığı görülüyor.

Statüye göre bakıldığında ise yedek subay olanların sadece %4‘lük bir kısım olduğu görülüyor, geri kalan kısım ise er statüsünde kısa dönem olarak askerliğini yaptı.

Aşağı yukarı her celp döneminde benzer şekilde dağıtımlar gerçekleştiriliyordur, önümüzdeki dönemlerde vatani görevini yapacak arkadaşlar bunlara bakarak kendileri için bir çıkarım da bulunabilirler.
Askerde Dolap Düzeni Önemlidir, Eğer Dolabın Varsa
6 Haz
Askerde nizam ve şekilcilik her şeyden önemlidir. Bu yüzden de bir askerin yatak ve dolap düzeni, onun namusudur.
Heleki bir de “denetleme” zamanına denk gelirseniz bunlar çok daha fazla önem kazanır.
Dolap düzenini yapmak zor değildir, neyi nereye ve nasıl koymak gerektiği dolap kapağına yapıştırılmış olan şekilde anlatılmıştır. Dolaba karşıdan bakıldığında aynen şekilde belirtildiği gibi gözükmelidir ama arka taraflara isterseniz ceset koyun, önemli olan önden görünüşüdür. Ama dolap ve yatak düzeniniz uygun olmazsa çarşınız kitlenebilir, yani hafta sonu çarşıya çıkamazsınız.
155 günlük askerliğim boyunca sadece 30 gün bana ait dolabım oldu !
Genelkurmay Başkanı Nisan 2009 sonunda yaptığı açıklamada şöyle diyor;
“2008 yılında ihtiyaçlarımızın ancak yüzde 65,49‘u karşılanabildi. Mevcutlarım düşüyor. Bu, görevlerin yürütülmesinde zorluklar yaratıyor. 2009′da bunun yüzde 64′e düşmesini tahmin ediyoruz, önümüzdeki yıl 62′ye düşüyor, 2011′de 60 civarına düşecek.”
Acemi birliğimizde 120 kişilik koğuşlarda 180 kişi yattık, usta birliğinde de dolabım olmadı. Yani benim askerlik yaptığım yerin, daha fazla askere tahammülü yok. Eğer TSK daha fazla yükümlüyü askere alacaksa, ya fiziksel imkanları bir an önce düzeltmeli ya da nereye ne kadar asker verileceğinin planlamasını çok daha iyi yapmalı.
Peki ben dolapsız nasıl yaşadım?
Usta birliğinde bulunduğum 4,5 ay boyunca çantalarda yaşadım. Sabahları eşyalarımı katlayıp, tekrar çantama yerleştirdim. Sonra uzunca bir koridoru çantalarımla yürüyüp, bir kat aşağıya inerek sivil eşya odasına çantalarımı koydum. Her akşam da sivil eşyadan çantalarımı geri alıp, koğuşa geri getirdim.
Dolap düzeni yapmakla uğraşmamış oldum ve bunun stresini yaşamadım, çantalarımı sürekli kilitli tuttum. Dolapları kilitlemek yasak olduğundan, her an birisinin karıştırmasına maruz kalabilir, ancak kilitli çantada böyle bir sorun da ortadan kalkıyor.
Değerli bir eşyanız mı var? Dolabınızda leş gibi kokan çoraplarınızın arasına koyun, nitekim daha güvenli…
Sonuç olarak; askerde dolap düzeni önemlidir, eğer düzenleyecek bir dolabınız varsa.
Tuzla Piyade Okulu Maceramız
4 Ara
Tarih: 2 Aralık 2008
Yer: Piyade Okul Komutanlığı, Tuzla, İstanbul
Olay: 325. Dönem Aralık 2008 Yedek Subay Celbi Sınıflandırma Test ve Mülakatı
Saat 04.00 – Emir ve Can ile buluştum, herkesde yaşanacaklara dair bir heyecan. Hepimiz lensleri çıkartmış, gözlüklerimizi takmışız, iyi bir başlangıç.
Saat 04:30 – Kadıköy’den Can’ı aldık, aynı hızla yola devam…
Saat 04:50 – Tuzla Piyade Okulu’na vardık, yol kenarları arabalarla dolu, hemen bir yer bulup park ettik. Bu arada arabasından inenlerin ellerinde zarflarıyla koşuyor olması tedirgin etti, biz de koştuk.
Saat 05:00 – Tuzla Piyade Okulu’nun önündeyiz, mahşer gibi, hava zifiri karanlık, birbirimizi kaybetmemek için büyük çaba sarf ediyoruz, malum telefonlar arabada. Hemen isim yazıp sıra numarası alınan yeri bulduk, bir arabanın kaputu üstünde herkes ismini yazıyor, biz de yazmak istedik, sıranın sonunu gösterdiler.
Ve işte ilk şoku yaşıyoruz, hepimizden gelen tepki; “hasss .iktir”
Saat 05:10 – Sıranın sonundayız, önümüzde binlerce insan varmış gibi hissediyoruz.
Saat 05:30 – Sıra numarası alanların isimleri tek tek okunmaya başladı, biz hala bekliyoruz.
Saat 06:20 – Sıra sonunda bize geldi, aldığım sıra numarası 1786.
Beklerken üşüdük, sıra numaramızı alabilmenin mutluluğuyla arabaya geri dönüp hem ısındık, hem de bir şeyler yedik. Sıradan ayrılırken karanlığın da etkisiyle sıranın sonunu göremiyorduk…
Hepimiz sırayla isimlerin okunduğu yere gidip sıranın hangi sayıda olduğunu öğrenip, arabaya geri dönüyorduk. 1786. sıradayım ve sıramın geçmesini istemiyorum.

Sabah havanın aydınlanmasından itibaren yukarıdaki fotoğrafda olduğu gibi bir kaç tur dönen bir sıra ile karşılaştık. Bu sıra sadece isim yazdırıp, sıra numarası alabilmek için. Zaten sıranın tümü bu fotoğrafa sığmamış durumda, arkalar ise pek gözükmüyor, artık siz tahmin edin sıranın durumunu. (Fotoğraf: Tolga Tuncakan)
Saat 07:50 – Tuzla Piyade Okulu’nda görevli üst rütbeli subaylar olaya el atışlar, artık isim listesi arabanın kaputu üstünde değil getirilen masada yazılıyor. Bir de öğreniyoruz ki içeri alma işlemlerini 1500. sırada durdurmuşlar. Bize 10.30 – 11.00 gibi gelin dediler.
En az 2 saatimiz var, Tuzla doğru biraz yürüdük ancak o saatte açık doğru dürüst bir mekan bulamadık, tam ümidi kesmişken bir börek & pide salonuna denk geldik ama içeride oturacak yer bile yoktu. Çok az daha gidince henüz keşfedilmemiş bir kıraathane bulduk. Ehh, 4 kişi olunca hemen okey çevirdik.
Saat 09:00 – İçimiz rahat etmedi, kahveden çıkıp, Piyade Okulu’na geri döndük.
Saat 10:30 – Ve artık bizim 100 kişilik grubumuz da içeri alınıyor, grup numaramız 17. Beşerli sıra olduk ve tüm günü bu grupla geçireceğiz…
Öncelikle yarın saat kadar Türk Silahlı Kuvetleri ve Piyade Okulu ile ilgili filmler izledik.
Ardından götürüldüğümüz bir başka yerde izin kağıtlarımız dağıtıldı ve nasıl dolduracağımız anlatıldı. Askerlik şubelerimizden aldığımız ve “sakın açmayın” dedikleri sarı zarflarımızı da burada açarak içindekileri çıkarttık.
Üç kopya olan izin belgelerimizi doldurduktan sonra, belgelerimizle kimliklerimiz kontrol edildi, sonra da diplomalarımıza baktılar.
Binanın bir kapısından girip, diğer kapısından çıkarken de çok önemli olan aday numaralarımızı (sınav sonucunu bu numarayla öğreneceğiz) yakalarımızı taktık. Elimizdeki evrakları üzerinde aday numaralarımızın yazılı olduğu yeni sarı zarflara koyup bizlere verdiler.
Artık yüz kişilik grup, beşerli sırayı, aday numarasına göre yapmak zorunda. Herkes üniversite mezunu olup sayı saymayı bildiği için pek sorun çıkmıyor bu konuda da.
Sıra askerlik şubelerinden aldığımız optik formların tabib asteğmen tarafından imzalanmasında…
Bu imza işi bittikten sonra “mülakat” dedikleri kısma geçiyoruz, veteriner, beden öğretmeni, üç yıldızlı dalgıç vs. arıyorlar, benimle alakalı hiç bir şey yok. Burada üç kopya olan izin belgelerimizi birbirinden ayırıyoruz ve bir tanesini cebimize koyuyoruz. Ardından belgelerimizi bir arada tutan tel zımbayı çıkartıyoruz ve tel zımbayı yere atmayıp cebimize koyuyoruz.
Burada da işimiz bitince arka tarafa geçiyoruz, imza atıyoruz, sonrasında da diplomamızın bir kopyasını ayrı bir zarfa toplu olarak koymaları için teslim ediyoruz. Geri kalan evraklarımız ise izin belgesinin bir kopyasıyla tekrardan zımbalanıp, yeni sarı zarfımıza konuyor.
Diğer üçüncü izin belgesini ise sırada beklerken erlerden bir tanesi topladı…
Artık birliğimize teslim olurken yanımızda götürmemiz gereken yeni sarı zarfımıza kavuştuk, artık sınava geçebiliriz.
Saat 13:22 – Sınavın gerçekleştirileceği yemekhanede yerlerimizi aldık, sınav başlıyor…
Saat 14:30 – 60 dakikalık sürede 25 türkçe ve 25 matematik sorusuna cevap vermeye çabalıyoruz ve sınav da bitti, yemekhaneden çıkıyoruz.
Optik formların teslim edilmesi ve eksik olup olmadığının kontrolünden sonra 17. grup olarak nizamiyeye doğru yürüyüşe geçiyoruz.
Saat 14:45 – Nizamiyeden çıkış yapıyoruz, bu engeli de sorunsuz bir şekilde aştık, yorgunuz, uykusuzuz ama stresimiz geçti, rahatladık, mutluyuz.
Sabah 05.00‘da Tuzla’daydık ve işimiz 15.00‘da bitti, özetle tam 10 saatimizi Tuzla’da geçirdik.
Piyade Okulu Test ve Mülakat Merkezi Yedek Subay Aday Adayı İzin ve Tebellüğ Belgesi‘nde en geç 14 Aralık 2008 saat 17.00‘a kadar birliğime teslim olmam gerektiği yazıyor.
Bu belgedeki en can alıcı cümle ise şu;
Şu andan itibaren askerlik mesleğine girmiş bulunmaktasınız.
Şimdi heyecanla 10 Aralık tarihinde açıklanacak sınav sonuçlarını bekliyorum…
325. Dönem Yedek Subay Aday Adayıyım
25 Kas
1-2-3 Aralık tarihlerinden birinde Tuzla Piyade Okulu‘nda sınava gireceğim, sınavdan çok teslim olacağım gün için heyecanlanıyorum.
Büyük bir belirsizlik; kısa mı çıkacak, yoksa uzun dönem mi ya da daha da önemlisi nereye çıkacak?
Forumlarda ve çeşitli websitelerinde askerliğini yapmış olanların deneyimlerini, öğütlerini okuyorum, bununla da kalmayıp çevremde askerliğini yakın zamanlarda yapmış olanların fikirlerini alıyorum.
Çeşitli farklılıklar olsa da genel olarak benzer şeyler anlatılıyor…
“Şehir Efsanesi” tadında bilgilerde var, mesela son gün sınava girenlerin kısa dönem askerlik yapacağını bir çok kişiden duydum. Ne kadar doğru, ne kadar mantıksız o tartışılır ama kafa karıştırmaya yetiyor; “peki ya doğruysa?”
Yanımda neler götürmem gerektiği de fazlasıyla düşündürüyor beni, bazı birliklerde TSK tarafından verilen malzemeler, bazılarında verilmiyormuş. Böyle olunca “Bu sana askerde verilecek zaten…” cümlelerine güvenim azaldı.
Şimdilerde şunu düşünüyorum, eğer kısa dönem askerlik yaparsam 6 ay boyunca nelerden geri kalacağım, döndüğümde neler değişmiş olacak? En basitinden bu blog döndüğümde sağlam duruyor olacak mı, ben yokken gelen yorumları kim onaylayacak, askerdeyken öyle ya da böyle bir şekilde e-postalarımı okumak için vaktim ya da şansım olacak mı acaba.
Daha ciddi düşünürsek, döndüğümde ekonomik kriz ne durumda olacak, iş bulabilecek miyim?
Sorular, sorular, sorular… Cevabını bilmediğim bir sürü soru.
Askerlik Şubesinden Sınav Evraklarımı Aldım
3 Kas
4 Eylül 2008′de yazdığım “Mezun Oldum !” başlıklı yazımda okuldan geçici mezuniyet belgesi alıp, askerlik işlemlerini başlatacağımdan bahsetmiştim.
17 Eylül’de okuldan geçici mezuniyet belgemi aldıktan sonra, 18 Eylül’de Şişli Askerlik Şubesi‘ne giderek muayene oldum ve tecil bozdurmak için dilekçe verdim. Tüm işlemlerim sadece 1,5 saat sürdü, Alper Kanat‘ın “Bit(e)meyen Askerlik Şubesi Çilesi” başlıklı yazısını okuduktan sonra diğer şubelerde yaşanan aksaklıkları ve bir ‘yabancı‘ olmanın yaşattığı zorlukları anlamış oldum.
Bilmeyenler için hemen açıklayayım, eğer bağlı bulunduğunuz askerlik şubesi yerine bir başka şubeye giderseniz “yabancı” olarak isimlendiriliyorsunuz, eğer kütüğünüzün bulunduğu ilçenin askerlik şubesinde işlemlerini yaptırıyorsanız “yerli” olarak adlandırılıyorsunuz.
Eylülde yaptırdığım işlemlerden sonra “Kasımda gel, sınav için evraklarını al” dediler.
İşte bugün de tekrar Şişli Askerlik Şubesi‘ne uğrayarak 1-2-3 Aralık tarihlerinden birinde gireceğim sınav için gerekli evraklarımı aldım.
Daha önceden şubedeki dosyama eklenen mezuniyet belgesi fotokopileri vb. belgelerle birlikte, yeni doldurduğum ve sınavda kullanacağım optik formu sarı bir zarfa koydular ve asla açmamam gerektiğini tembihlediler.
Optik formda, kısa dönem ya da uzun dönem tercihimi işaretleyeceğim bir yer vardı, ayrıca bir başka kutucukda da çeşitli durumlardan hangisinin bana uyduğu soruluyordu, buradaki en önemli seçenek ise komando olmaya istekli olup olmadığımdı. Bu durumlar kısmını boş bırakıp, sadece kısa dönem isteğimi belirttim.
Benimle birlikte işlem yaptıran bir başkası ise, hem uzun dönem istedi, hem de komando olmaya istekli olduğunu belirtip, ona göre optik formunu doldurdu.
Doldurulacak formlar ve dilekçeler bitince, 3 imzam karşılığında sınav günü kullanmak üzere 8,45 YTL yiyecek paramı aldım, ardından da tüm kağıtları şube başkanına imzalattım. Aslında bir çok yerde bu paranın “ulaşım” için olduğu yazıyor ama özellikle hem imzaladığım kağıda baktım ve hem de görevli bayana sordum, yemek yememiz içinmiş.
Evet, artık kesin olarak 325. dönem (aralık 2008 celbi) yedek subay aday adayıyım…
TSK‘nın sınav sonuçlarını açıklanacağı websitesinin IP adresini ezberlemeye başlasam iyi olacak.
“Şemdinli’yi Bilen Var mı?”
8 Ara
Aşağıdaki yazı e-posta ile bana ulaştı, çok uzun olduğu için eminim sıkılacak, atlaya atlaya okuyacak ya da hiç okumadan geçeceksiniz. Ama okumaya, öğrenmenize değer şeyler var, öyle haybeye konuşmamak lazım…
—
ŞEMDİNLİ’Yİ BİLEN VAR MI?
Şemdinli’yi bileniniz var mı? Hiç gitmişliğiniz, Otuz iki virajları aşıp, Kaymakam çeşmenin soğuk suyunu hiç içmişliğiniz var mı? Her sabah uyandığınızda size merhaba diyen Efkâr tepeyi, Gomane tepeyi gezdiniz mi karış, karış?
Mayına basan aracın içinden, tam on dört metre uzağa fırlayan bir arkadaşınız oldu mu sizin? “Yenge vallahi az önce yanımda oturuyordu, şimdi dışarı çıktı” diye yalan söylediniz mi karısına? Dükkânına girip alışveriş yaptınız mı bir esnafın?
Gomane tepenin zirvesinden, içinde eşinizin, çocuğunuzun bulunduğu lojmana doğru yanarak gidip evinizin duvarında patlayan RPG-7′leri izlediniz mi siz?
Ama yine de bulunduğunuz görev yerini terk etmeden, acaba öldüler mi, yaralandılar mı, diye sabaha kadar hiçbir haber alamadan beklediniz mi?
“Ben bu insanlar rahat uyusun diye buradayım, ama neden benim aileme saldırıyorlar” diye düşündünüz mü hiç.





